Yunus Sûresi11. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (18 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولو | — | velev | ve eğer | And if |
| 2 | يعجل | ع ج لACL | yuǎccilu | acele verseydi | hastens |
| 3 | الله | — | llahu | Allah | (by) Allah |
| 4 | للناس | ن و سNVS | linnāsi | insanlara | for the mankind |
| 5 | الشر | ش ر رŞRR | ş-şerra | kötülüğü | the evil, |
| 6 | استعجالهم | ع ج لACL | stiǎ'cālehum | acele istemeleri gibi | (as) He hastens for them |
| 7 | بالخير | خ ي رḢYR | bil-ḣayri | iyiliği | the good, |
| 8 | لقضي | ق ض يGŽY | leḳuDiye | hemen bitmiş olurdu | surely, would have been decreed |
| 9 | إليهم | — | ileyhim | onların | for them |
| 10 | أجلهم | ا ج لECL | eceluhum | süreleri | their term. |
| 11 | فنذر | و ذ رVZ̃R | feneƶeru | böyle bırakırız | But We leave |
| 12 | الذين | — | elleƶīne | kimseleri | those who |
| 13 | لا | — | lā | (do) not | |
| 14 | يرجون | ر ج وRCV | yercūne | ummayanları | expect |
| 15 | لقاءنا | ل ق يLGY | liḳā'enā | bize kavuşmayı | the meeting with Us, |
| 16 | في | — | fī | in | |
| 17 | طغيانهم | ط غ يŦĞY | Tuğyānihim | taşkınlıkları içinde | their transgression, |
| 18 | يعمهون | ع م هAMH | yeǎ'mehūne | bocalar bir halde | wandering blindly. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولو يعجل الله للناس الشر استعجالهم بالخير لقضى اليهم اجلهم فنذر الذين لا يرجون لقاءنا فى طغينهم يعمهون
Arapça (Harekeli)
وَلَوْ يُعَجِّلُ اللَّهُ لِلنَّاسِ الشَّرَّ اسْتِعْجَالَهُم بِالْخَيْرِ لَقُضِيَ إِلَيْهِمْ أَجَلُهُمْ فَنَذَرُ الَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَاءَنَا فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ
Transliterasyon
Ve lev yuaccilullâhu lin nâsiş şerresti’câlehum bil hayri le kudiye ileyhim eceluhum, fe nezerullezîne lâ yercûne likâenâ fî tugyânihim ya’mehûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Walaw yuAAajjilu All<span class="u">a</span>hu li<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>sia<span class="b">l</span>shsharra istiAAj<span class="u">a</span>lahum bi<span class="b">a</span>lkhayri laqu<span class="u">d</span>iyailayhim ajaluhum fana<span class="u">th</span>aru alla<span class="u">th</span>eena l<span class="u">a</span>yarjoona liq<span class="u">a</span>an<span class="u">a</span> fee <span class="u">t</span>ughy<span class="u">a</span>nihimyaAAmahoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Allah, insanların, hayrın çarçabuk oluvermesini istedikleri gibi şerri çarçabuk veriverseydi ecellerinin gelip çatmasına çoktan hükmedilmiş olurdu. Fakat biz, bize kavuşmayı ummayanları, azgınlıklarında sersem bir halde bırakırız.
Ali Bulaç
Eğer Allah, onların hayra ulaşmak için çarçabuk davrandıkları gibi, insanlara şerri de çabuklaştırsaydı, mutlaka ecellerine hüküm verilirdi. İşte Bize kavuşmayı ummayanları Biz böylece taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşır bir durumda bırakırız.
Bayraktar Bayraklı
Eğer Allah insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu. Fakat bize kavuşmayı beklemeyenleri biz, azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.
Diyanet İşleri
Eğer Allah insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de acele verseydi, elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu. Fakat bize kavuşmayı beklemeyenleri biz, azgınlıkları içinde bocalar bir halde (kendi başlarına) bırakırız.*
Edip Yüksel
İnsanların iyiliği acele istemeleri gibi, ALLAH da onlara azabı acele verse idi, süreleri bitirilmiş olurdu. Bizimle karşılaşmayı ummayanları, azgınlıkları içinde şaşkın durumda bırakırız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer Allah, insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de alelacele verseydi, onların hemen ecellerini getiriverirdi. Fakat bize kavuşmayı ummayanları kendi hallerine bırakırız da azgınlıkları içinde bocalayıp giderler.
Erhan Aktaş
İnsanların, hayrı acele istedikleri gibi, Allah da şerri onlara acele verseydi, muhakkak süreleri bitirilirdi. Ama Biz, Bizimle karşılaşmayı ummayanları, kendi hallerine bırakırız. Azgınlıkları içinde bocalar dururlar.
Hakkı Yılmaz
Ve eğer Allah, insanlara, onların hayrı çarçabuk istedikleri gibi, kötülüğü alelacele verseydi, onlara, kesinlikle kendi sürelerinin sonunu gerçekleştirirdi. Fakat Biz, Bize kavuşmayı ummayanları azgınlıkları içinde bocalayanlar olarak terk ederiz.
Muhammed Esed
(İMDİ), eğer, onların iyilik (olarak gördükleri şeyin kendilerine) ulaşmasını aceleyle istedikleri gibi, Allah da insanlara (günahları yüzünden hak ettikleri) şerri tezelden verseydi, onların sonu çarçabuk gelmiş olurdu! Ama Biz, Bizimle ergeç karşılaşacaklarına inanmayanları o kurumlu azgınlıkları içinde körcesine bocalayıp dururlarken kendi hallerine bırakırız.
Mustafa İslamoğlu
Eğer onların nimeti istemede acele ettikleri gibi Allah da insanlar için (hak ettikleri) cezayı vermede acele etseydi, onların sonunu getirecek hüküm hemen infaz edilirdi. Şu halde, bizim huzurumuza çıkmaya yüzü olmayanları küstahça taşkınlıkları içerisinde debelenmeye terkederiz.
Suat Yıldırım
Eğer Allah insanların faydalarına olan şeyleri çabucak elde etmek istemelerinde verdiği gibi, müstehak oldukları şerri de çarçabuk verseydi derhal sonları gelir, helâk edilirlerdi. Fakat Biz, huzurumuza çıkmayı arzu edip ummayanları, kendi hallerine bırakırız, azgınlıkları içinde bocalar, dururlar. [17, 11]
Süleyman Ateş
İnsanların, hayrı acele istemeleri gibi, Allah da onlara şerri acele verseydi, süreleri hemen bitirilmiş olurdu. Ama biz, bizimle buluşmayı ummayanları bırakırız, azgınlıkları içinde bocalar, dururlar.
Şaban Piriş
Eğer Allah, insanlara hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de çarçabuk verseydi, hemen ecellerine hükmedilirdi (helak edilirlerdi.) Bizimle buluşmayı ümit etmeyenleri azgınlıkları için bocalar bir halde bırakırız.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah insanlara şerri, onların hayrı acele istedikleri gibi çabucak verseydi, ecellerinin onlara ulaşmasına çoktan hükmedilmiş olurdu. Ama biz, bize kavuşmayı ummayanları kendi azgınlıkları içinde körü körüne bocalamaya bırakırız.
Edip-Layth-Martha
If God were to hasten for people the evil as they desire the hastening of good for them, then they would have been ruined. We thus leave those who do not wish to meet Us wandering in their transgression.
Muhammad Asad
NOW IF GOD were to hasten for human beings the ill [which they deserve by their sinning] in the same manner as they [themselves] would hasten [the coming to them of what they consider to be] goad, their end would indeed come forthwith!* But We leave them alone [for a while] -all those who do not believe that they are destined to meet Us:* [We leave them alone] in their overweening arrogance, blindly stumbling to and fro.
Rashad Khalifa
If GOD hastened the retribution incurred by the people, the way they demand provisions, they would have been annihilated long ago. However, we leave those who do not believe in meeting us in their transgressions, blundering.,
The Monotheist Group
And if God hastened for the people the evil as He hastens for them the good, then they would have been ruined. We thus leave those who do not wish to meet Us wandering in their transgression.