Yunus Sûresi19. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (17 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وما | — | ve mā | ve | And not |
| 2 | كان | ك و نKVN | kāne | değildir | was |
| 3 | الناس | ن و سNVS | n-nāsu | insanlar | the mankind |
| 4 | إلا | — | illā | ancak | but |
| 5 | أمة | ا م مEMM | ummeten | bir ümmettir | a community, |
| 6 | واحدة | و ح دVḪD̃ | vāHideten | tek | one, |
| 7 | فاختلفوا | خ ل فḢLF | feḣtelefū | sonradan ayrılığa düştüler | then they differed. |
| 8 | ولولا | — | velevlā | eğer olmasaydı | And had (it) not been |
| 9 | كلمة | ك ل مKLM | kelimetun | bir takdir | a word |
| 10 | سبقت | س ب قSBG | sebeḳat | önceden belirlenmiş | (that) preceded |
| 11 | من | — | min | from | |
| 12 | ربك | ر ب بRBB | rabbike | Rabbin tarafından | your Lord, |
| 13 | لقضي | ق ض يGŽY | leḳuDiye | kesin hüküm verilirdi | surely, it (would) have been judged |
| 14 | بينهم | ب ي نBYN | beynehum | aralarında | between them |
| 15 | فيما | — | fīmā | şeylerde | concerning what |
| 16 | فيه | — | fīhi | onda | [therein] |
| 17 | يختلفون | خ ل فḢLF | yeḣtelifūne | ayrılığa düştükleri | they differ. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وما كان الناس الا امة وحدة فاختلفوا ولولا كلمة سبقت من ربك لقضى بينهم فيما فيه يختلفون
Arapça (Harekeli)
وَمَا كَانَ النَّاسُ إِلَّا أُمَّةً وَاحِدَةً فَاخْتَلَفُوا وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْ فِيمَا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
Transliterasyon
Ve mâ kânen nâsu illâ ummeten vâhideten fahtelefû, ve lev lâ kelimetun sebekat min rabbike le kudiye beynehum fîmâ fîhi yahtelifûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wam<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>na a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>suill<span class="u">a</span> ommatan w<span class="u">ah</span>idatan fa<span class="b">i</span>khtalafoo walawl<span class="u">a</span>kalimatun sabaqat min rabbika laqu<span class="u">d</span>iya baynahum feem<span class="u">a</span>feehi yakhtalifoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
İnsanlar, ancak tek bir ümmetti, sonradan ayrılıklara düştüler. Rabbinin ezelî takdîri olmasaydı ayrılıklara düştükleri şeyler hakkında çoktan aralarında bir hüküm verilirdi, mücrimler, çoktan helâk olup giderdi.
Ali Bulaç
İnsanlar, tek bir ümmetten başka değildi; sonra anlaşmazlığa düştüler. Eğer Rabbinden geçmiş (verilmiş) bir söz olmasaydı, anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda mutlaka aralarında hüküm verilmiş olurdu.
Bayraktar Bayraklı
İnsanlar bir topluluk halindeydi, sonradan ayrılığa düştüler. Eğer daha önce Rabbinden verilmiş bir söz olmasaydı, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında aralarında hüküm hemen verilirdi.
Diyanet İşleri
İnsanlar sadece bir tek ümmetti, sonradan ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili) Rabbinden bir söz (ezeli bir takdir) geçmemiş olsaydı, ayrılığa düştükleri konuda hemen aralarında hüküm verilirdi (Derhal azap iner ve işleri bitirilirdi).
Edip Yüksel
İnsanlar bir tek toplumdu; sonra anlaşmazlığa düştüler. Rabbinin vermiş olduğu bir sözü olmasaydı, anlaşmazlığa düştükleri konuda hemen aralarında hüküm verilecekti.
Elmalılı Hamdi Yazır
İnsanlar, aslında bir tek ümmet idiler, sonra ihtilafa düşüp ayrı ayrı oldular. Eğer Rabbinden bir karar çıkmamış olsa idi, ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında şimdiye kadar aralarında çoktan hüküm verilmiş olurdu.
Erhan Aktaş
İnsanlar, sadece tek bir ümmetti. Sonra anlaşmazlığa düştüler. Şayet Rabb’inin katında önceden verilmiş bir hüküm olmasaydı, anlaşmazlığa düştükleri konularda hemen karar verilirdi.
Hakkı Yılmaz
Ve insanlar, sadece bir tek ümmet idiler, sonra ihtilâfa düştüler ve eğer Rabbinden bir Söz* geçmemiş olsa idi, ihtilâf edip durdukları şeyler hakkında aralarında hüküm kesinlikle gerçekleştirilmişti.
Muhammed Esed
VE (bil ki,) bütün insanlık sadece bir tek topluluk halindeydi, ama sonradan ayrı görüşleri benimsemeye başladılar. Şayet (bu konuda) Rabbinin katında önceden belirlenmiş bir karar olmasaydı düştükleri bütün bu ayrılıklar (daha başlangıçta) çözümlenmiş olurdu.
Mustafa İslamoğlu
İnsanlık başlangıçta aynı duygu, düşünce ve ideal etrafında toplanmış bir topluluktan oluşuyordu; fakat sonradan ayrı görüşlere saptılar. Ve eğer Rabbin tarafından daha önceden bir yasaya bağlanmamış olsaydı, onların kendi aralarında tartıştıkları konularda (daha başından) hüküm verilip iş bitirilirdi.
Suat Yıldırım
İnsanlar aslında tek ümmet idi. Başlangıçta hepsi tevhid inancına sahip iken sonra aralarında ihtilaf çıktı. Şayet Allah'tan nihaî hükmü kıyamete bırakma şeklinde önceden yapılmış bir vaad olmasaydı, ihtilaf ettikleri konudaki hüküm çoktan verilmiş, azap tepelerine inmiş olurdu. [2, 213; 11, 110; 20, 129]
Süleyman Ateş
İnsanlar bir tek milletten başka bir şey değildi, ama ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı, ayrılığa düştükleri konuda hemen aralarında hüküm verilir(işleri bitirilir)di.
Şaban Piriş
İnsanlar tek ümmetti, sonra ayrıldılar. Rabbinden daha önce bir söz verilmemiş olmasaydı; ayrılığa düştükleri konuda aralarında hüküm verilirdi.
Yaşar Nuri Öztürk
İnsanlar bir tek ümmetten başka değilken ihtilafa düştüler. Eğer Rabbinden bir söz öne geçmemiş olsaydı, tartışıp durdukları konuda aralarında hüküm verilir / iş mutlaka bitirilirdi.
Edip-Layth-Martha
The people were but one nation, and then they differed. Had it not been for a previous command from your Lord, the matter would have been immediately judged between them for what they differed.
Muhammad Asad
AND [know that] all mankind were once but one single community, and only later did they begin to hold divergent views.* And had it not been for a decree- that had already gone forth from thy Sustainer, all their differences would indeed have been settled [from the outset].*
Rashad Khalifa
The people used to be one congregation, then they disputed. If it were not for a predetermined word from your Lord, they would have been judged immediately regarding their disputes.,
The Monotheist Group
The people were but one nation, then they differed. And had it not been for a previous command from your Lord, the matter would have been immediately judged between them for what they differed.