Yunus Sûresi70. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (13 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | متاع | م ت عMTA | metāǔn | bir geçim sürerler | An enjoyment |
| 2 | في | — | fī | in | |
| 3 | الدنيا | د ن وD̃NV | d-dunyā | dünyada | the world, |
| 4 | ثم | — | ṧumme | sonra | then |
| 5 | إلينا | — | ileynā | bizedir | to Us |
| 6 | مرجعهم | ر ج عRCA | merciǔhum | dönüşleri | (is) their return, |
| 7 | ثم | — | ṧumme | sonra | then |
| 8 | نذيقهم | ذ و قZ̃VG | nuƶīḳuhumu | tattırırız | We will make them taste |
| 9 | العذاب | ع ذ بAZ̃B | l-ǎƶābe | azabı | the punishment |
| 10 | الشديد | ش د دŞD̃D̃ | ş-şedīde | şiddetli | the severe |
| 11 | بما | — | bimā | dolayı | because |
| 12 | كانوا | ك و نKVN | kānū | olmalarından | they used to |
| 13 | يكفرون | ك ف رKFR | yekfurūne | inkâr ediyor(lar) | disbelieve. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
متع فى الدنيا ثم الينا مرجعهم ثم نذيقهم العذاب الشديد بما كانوا يكفرون
Arapça (Harekeli)
مَتَاعٌ فِي الدُّنْيَا ثُمَّ إِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ ثُمَّ نُذِيقُهُمُ الْعَذَابَ الشَّدِيدَ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ
Transliterasyon
Metâun fîd dunyâ summe ileynâ merciuhum summe nuzîkuhumul azâbeş şedîde bimâ kânû yekfurûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Mat<span class="u">a</span>AAun fee a<span class="b">l</span>dduny<span class="u">a</span>thumma ilayn<span class="u">a</span> marjiAAuhum thumma nu<span class="u">th</span>eequhumu alAAa<span class="u">tha</span>baa<span class="b">l</span>shshadeeda bim<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>noo yakfuroon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Dünyâda değersiz menfaatler elde ettikten sonra dönüp tapımıza gelirler, sonra da kâfir oldukları, inkâr ettikleri şeyler yüzünden biz, onlara şiddetli bir azap tattırırız.
Ali Bulaç
(Onlar için) Dünyada geçici bir meta (vardır). Sonra dönüşleri Bizedir; sonra da inkara sapışları dolayısıyla onlara şiddetli azabı taddıracağız.
Bayraktar Bayraklı
“Dünyada biraz nimetlenme vardır; ardından dönüşleri bizedir. Sonra da, inkâr ettiklerinden dolayı şiddetli azabı onlara tattıracağız.”
Diyanet İşleri
Dünyada bir miktar geçim (sağlarlar), sonra dönüşleri bizedir; sonra da inkâr etmekte oldukları şeylerden ötürü onlara şiddetli azabı tattırırız.
Edip Yüksel
Dünyada paylarını alırlar, sonra dönüşleri bizedir. Sonra da inkârlarından ötürü onlara şiddetli azabı tattırırız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Dünyadaki zevkler çabuk biter. Sonra dönüşleri bize olacaktır. Daha sonra da inkâr ettiklerinden dolayı o çetin azabı biz onlara tattıracağız.
Erhan Aktaş
Dünyada geçici bir yararlanma vardır. Sonra dönüşleri Biz’edir. Sonra da gerçeği yalanlayan nankörler olmalarından dolayı onlara şiddetli azabı tattırırız.
Hakkı Yılmaz
O şeyler, dünyada bir kazanımdır. Sonra dönüşleri yalnızca Bizedir. Daha sonra da küfrettikleri; bilerek reddedip kabul etmedikleri şeyler nedeniyle kendilerine o çetin azabı tattıracağız.
Muhammed Esed
(Kısa süren) bir tutunmadır bu dünyadaki; ve sonra onların dönüşü er geç Bize olacak: Ve Biz de, hakkı inat ve ısrarla inkar etmelerinin karşılığı olarak onlara o çok yoğun, çok şiddetli acıyı tattıracağız.
Mustafa İslamoğlu
Yalnızca dünya ile sınırlı geçici bir haz. Sonunda onların dönüşü Bize olacak: en nihayet ısrarlı inkarlarından dolayı onlara şiddetli azabı tattıracağız.
Suat Yıldırım
Olsa olsa dünyada az bir zevk alır, ama sonunda Bizim huzurumuza dönerler. Sonra Biz de inkâr ve nankörlüklerinden ötürü o çok şiddetli azabı onlara tattırırız.
Süleyman Ateş
Dünyada biraz geçinir, sonra bize dönerler. Sonra da biz, inkarlarından dolayı onlara şiddetli azabı taddırırız.
Şaban Piriş
Dünyada biraz geçimlik; sonra dönüşleri yine bize olacaktır. Biz de onlara inkar etmiş olmaları sebebiyle şiddetli azabı tattıracağız.
Yaşar Nuri Öztürk
Dünyada biraz nimetlenme, ardından dönüşleri bize. Sonra biz, inkar ettiklerinden ötürü şiddetli azabı onlara tattıracağız.
Edip-Layth-Martha
A short pleasure in this world… Then to Us is their return and We will make them taste the severe retribution for what they were rejecting.
Muhammad Asad
[A brief] enjoyment in this world-and thereafter unto Us they must return: and then We shall let them taste suffering severe as an outcome of their persistent denial of the truth.
Rashad Khalifa
They get their temporary share in this world, then to us is their ultimate return, then we commit them to severe retribution for their disbelieving.,
The Monotheist Group
A short pleasure in this world, then to Us is their return and We will make them taste the severe retribution for what they were rejecting.