Hud Sûresi10. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (13 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولئن | — | velein | ve şayet | But if |
| 2 | أذقناه | ذ و قZ̃VG | eƶeḳnāhu | ona tattırırsak | We give him a taste |
| 3 | نعماء | ن ع مNAM | neǎ'mā'e | bir nimet | (of) favor |
| 4 | بعد | ب ع دBAD̃ | beǎ'de | sonra | after |
| 5 | ضراء | ض ر رŽRR | Derrā'e | bir darlıktan | hardship |
| 6 | مسته | م س سMSS | messethu | kendisine dokunan | (has) touched him, |
| 7 | ليقولن | ق و لGVL | leyeḳūlenne | mutlaka der | surely, he will say, |
| 8 | ذهب | ذ ه بZ̃HB | ƶehebe | gitti | """Have gone" |
| 9 | السيئات | س و اSVE | s-seyyiātu | kötülükler | the evils |
| 10 | عني | — | ǎnnī | benden | "from me.""" |
| 11 | إنه | — | innehu | şüphesiz o | Indeed, he |
| 12 | لفرح | ف ر حFRḪ | leferiHun | şımarık | (is) exultant |
| 13 | فخور | ف خ رFḢR | feḣūrun | ve böbürlenendir | (and) boastful. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولىن اذقنه نعماء بعد ضراء مسته ليقولن ذهب السيات عنى انه لفرح فخور
Arapça (Harekeli)
وَلَئِنْ أَذَقْنَاهُ نَعْمَاءَ بَعْدَ ضَرَّاءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ السَّيِّئَاتُ عَنِّي إِنَّهُ لَفَرِحٌ فَخُورٌ
Transliterasyon
Ve le in ezaknâhu na´mâe ba´de darrâe messethu le yekûlenne zehebes seyyiâtu annî, innehu le ferihun fahûr(fahûrun).
Transliteration (Eng.)
Wala-in a<span class="u">th</span>aqn<span class="u">a</span>hu naAAm<span class="u">a</span>abaAAda <span class="u">d</span>arr<span class="u">a</span>a massat-hu layaqoolanna <span class="u">th</span>ahabaa<span class="b">l</span>ssayyi-<span class="u">a</span>tu AAannee innahu lafari<span class="u">h</span>unfakhoor<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Fakat ona, bir dertten, bir musîbetten sonra nîmeti tattırırsak benden bütün kötülükler gitti der. Şüphe yok ki o şımarır, böbürlenmeye övünmeye koyulur.
Ali Bulaç
Ve andolsun, kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona bir nimet taddırsak, kuşkusuz; "Kötülükler benden gidiverdi" der. Çünkü o, şımarıktır, böbürlenendir.
Bayraktar Bayraklı
Eğer kendisine dokunan bir zarardan sonra ona bir nimet tattırırsak, “Elbette kötülükler benden gitti” der. Çünkü o şımarıktır; kibirlidir.
Diyanet İşleri
Eğer kendisine dokunan bir zarardan sonra ona bir nimet tattırırsak, elbette "Kötülükler benden gitti" der. Çünkü o (bunu derken) şımarıktır, kibirlidir.
Edip Yüksel
Kendisine dokunan zararlardan sonra ona nimetler tattırsak, "Kötülükler benden gitti" der. Bu kez sevinçlidir, kibirlidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve şayet ona dokunan bir sıkıntıdan sonra bir nimet tattırırsak, "Artık benden bütün kötülükler silinip gitti." der, mutlaka böbürlenir ve şımarır.
Erhan Aktaş
Eğer, kendisine dokunan bir zarardan sonra, ona bir nimet tattırsak, “Kötülüklerden kurtuldum.” diye* böbürlenir ve şımarmaya başlar.
Hakkı Yılmaz
(9-11)Ve eğer, sabreden ve düzeltmeye yönelik işleri yapan kişilerin –işte bunlar, bağışlanma ve büyük ödül kendileri için olanlardır– dışındaki insanlara, tarafımızdan bir rahmet tattırıp sonra da onu kendisinden çekip alsak, kuşkusuz o umutsuzdur, çok nankördür. Ve eğer, kendisine dokunan mutsuzluktan sonra, ona mutluluğu tattırsak, elbette, “Kötülükler benden gitti” der. Ve kuşkusuz o, şımarıktır, böbürlenen biridir.
Muhammed Esed
Yine, başına gelen bir darlıktan, sıkıntıdan sonra bir bolluk, bir genişlik tattıracak olsak hemen "Musibetler yakamı bıraktı!" diyerek, kendinden bilir, kurumlu boş bir sevince kaptırır kendini.
Mustafa İslamoğlu
Yok eğer kendisine dokunan bir sıkıntı ve darlığın ardından ona esenlik ve bolluk tattırmış olsak, hemen der ki: "kötülük(veren güç)ler benden uzaklaştı"; (ve) bir anda küstahça bir övünce kapılır.
Suat Yıldırım
Fakat başına gelen bir dertten sonra kendisine bir nimet tattırırsak: “Artık bütün dertler ve belalar bir daha gelmemek üzere bitti gitti! ” der, sevinir, övünür durur.
Süleyman Ateş
Ve eğer kendisine dokunan bir zarardan sonra ona bir ni'met taddırsak, mutlaka: "Kötülükler benden gitti" der, sevinir, övünür.
Şaban Piriş
Eğer ona, kendisine dokunan sıkıntıdan sonra nimetler verirsek şöyle söyleyecektir:-Kötülükler benden uzaklaştı. O, gerçekten şımaracak ve övüncektir.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve eğer ona, kendisine gelip çatan bir zorluk ve kederden sonra bolluk ve nimet tattırsak, hiç kuşkusuz şöyle diyecektir: "Tüm sıkıntı ve kötülükler benden uzaklaşmıştır." Bu durumda o, bir sevinç şımarığı, bir kendini beğenmiş olur.
Edip-Layth-Martha
If We give him the taste of a blessing after hardship had afflicted him, he will say, "Evil has gone from me!" he becomes happy, boastful;
Muhammad Asad
And thus it is: if We let him taste ease and plenty* after hardship has visited him, he is sure to say, "Gone is all affliction from me!"-for, behold, he is given to vain exultation, and glories only in himself.*
Rashad Khalifa
Whenever we bless him, after adversity had afflicted him, he says, "All adversity has gone away from me;" he becomes excited, proud.,
The Monotheist Group
And if We give him the taste of a blessing after hardship has afflicted him, he says: "Evil has gone from me!" He becomes happy, boastful.