Hud Sûresi110. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (18 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولقد | — | veleḳad | ve andolsun | And verily |
| 2 | آتينا | ا ت يETY | āteynā | verdik | We gave |
| 3 | موسى | — | mūsā | Musa'ya | Musa |
| 4 | الكتاب | ك ت بKTB | l-kitābe | Kitab'ı | the Book, |
| 5 | فاختلف | خ ل فḢLF | feḣtulife | ayrılığa düşüldü | but differences arose |
| 6 | فيه | — | fīhi | onda | therein. |
| 7 | ولولا | — | velevlā | eğer olmasaydı | And if not |
| 8 | كلمة | ك ل مKLM | kelimetun | bir söz | (for) a Word |
| 9 | سبقت | س ب قSBG | sebeḳat | önceden geçmiş | (that) preceded |
| 10 | من | — | min | tarafından | from |
| 11 | ربك | ر ب بRBB | rabbike | Rabbin | your Lord, |
| 12 | لقضي | ق ض يGŽY | leḳuDiye | hüküm verilirdi | surely would have been judged |
| 13 | بينهم | ب ي نBYN | beynehum | aralarında | between them. |
| 14 | وإنهم | — | ve innehum | şüphesiz onlar | And indeed, they |
| 15 | لفي | — | lefī | içindedirler | surely (are) in |
| 16 | شك | ش ك كŞKK | şekkin | bir tereddüt | doubt |
| 17 | منه | — | minhu | bunun hakkında | concerning it |
| 18 | مريب | ر ي بRYB | murībin | gocundurucu | suspicious. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولقد ءاتينا موسى الكتب فاختلف فيه ولولا كلمة سبقت من ربك لقضى بينهم وانهم لفى شك منه مريب
Arapça (Harekeli)
وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَاخْتُلِفَ فِيهِ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّهُمْ لَفِي شَكٍّ مِّنْهُ مُرِيبٍ
Transliterasyon
Ve lekad âteynâ mûsel kitâbe fahtulife fîh|i|, ve lev lâ kelimetun sebekat min rabbike le kudiye beynehum, ve innehum le fî şekkin minhu murîb(murîbun).
Transliteration (Eng.)
Walaqad <span class="u">a</span>tayn<span class="u">a</span> moos<span class="u">a</span>alkit<span class="u">a</span>ba fa<span class="b">i</span>khtulifa feehi walawl<span class="u">a</span> kalimatunsabaqat min rabbika laqu<span class="u">d</span>iya baynahum wa-innahum lafeeshakkin minhu mureeb<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Andolsun ki biz Mûsâ'ya da kitap vermiştik de onda ihtilâfa düşmüşlerdi; Rabbinin taktîr ettiği vaadi olmasaydı çoktan aralarında hükmedilir, iş bitmiş olurdu ve onlar, gerçekten de bu hususta şiddetli bir şüphe ve tereddüd içinde kalmışlardır.
Ali Bulaç
Andolsun, Musa'ya kitabı verdik, onda anlaşmazlığa düşüldü. Eğer Rabbinden bir söz geçmiş (verilmiş) olmasaydı, mutlaka aralarında hüküm verilmiş olacaktı. Gerçekten onlar, bundan (Kur'an'dan) yana kuşku verici bir tereddüt içindedirler.
Bayraktar Bayraklı
Biz Mûsâ'ya Kitâb'ı vermiştik de onda ihtilafa düşüldü. Rabbinin önceden verilmiş bir sözü olmasaydı, aralarında hüküm verilirdi. Elbette onlar Kur'ân hakkında derin bir şüphe içindedirler.
Diyanet İşleri
Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik; fakat onda ihtilaf edildi. Eğer Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı, elbette onların arasında hüküm verilmişti (ve işleri de bitirilmişti). Şüphesiz ki onlar (Mekkeliler) de Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.
Edip Yüksel
Musa'ya kitabı verdik; ancak onda anlaşmazlığa düştüler. Rabbinin verilmiş bir sözü olmasaydı aralarında hüküm verilecekti. Onlar ondan kuşku içindedirler, kararsızdırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Andolsun ki, Musa'ya kitabı verdik, yine de onda ihtilafa düşüldü. Eğer Rabbinden daha önce verilmiş bir karar olmasa idi, elbette haklarında hüküm verilmiş bitmişti. Muhakkak ki onlar, bundan kuşkulu bir şüphe içindedirler.
Erhan Aktaş
Ant olsun! Musa’ya Kitap’ı verdik de onda anlaşmazlığa düştüler. Rabb’in tarafından önceden takdir edilmiş bir karar olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlar* kuşku ve güvensizlik içindeydiler.*
Hakkı Yılmaz
Ve andolsun ki Biz Mûsâ'ya Kitab'ı verdik de onda ihtilâfa düşüldü. Eğer Rabbinden daha önce verilmiş bir Söz* olmasa idi, elbette bu dünyada hemen cezalandırılırlardı. Ve onlar şüphesiz, Kur’ân'dan kuşkulu bir şüphe içindedirler.(Sonraki 11:112)
Muhammed Esed
Ve gerçek şu ki, Biz Musa'ya da (öz olarak aynı ilkeleri içine alan bir) kitap verdik, insanların bir kısmı ona karşı (da) kendi görüşleriyle karşı çıktılar. Eğer Rabbin tarafından önceden takdir edilmiş bir karar olmasaydı, şüphesiz, aralarında (hemen, o safhada) yargı gerçekleştirilir (ve işleri bitirilir)di: çünkü, onlar da (sana karşı çıkan kimseler gibi) (kendilerini Allah'a çağıran) kişi hakkında ciddî bir şüphe ve güvensizlik göstermişlerdi.
Mustafa İslamoğlu
Doğrusu Biz Musa'ya da kitap vermiştik ve onda da ayrılığa düşmüşlerdi: Ne ki eğer Rabbin tarafından daha önceden bir yasaya bağlanmamış olsaydı, onların kendi aralarında (daha başından) hüküm verilip iş bitirilirdi. Çünkü (tıpkı Mekkeliler gibi) onlar da onun hakkında önce şüpheye düştüler, nihayet (şüphelerinden de) kuşku duydular.
Suat Yıldırım
Mûsâ'ya Tevrat'ı verdik. Kur'ân hakkında senin halkının yaptığı gibi onun hakkında da ihtilâf edip kimi iman, kimi inkâr etti. Şayet Rabbinin, insanlara mühlet verme vaadi olmasaydı, elbette haklarında nihâi hüküm verilmiş, iş bitirilmiş olurdu. Bu gerçeğe rağmen, senin halkın hâlâ, Kur'ân'dan ve azaptan yana şiddetli bir tereddüt ve şüphe içindedir. [10, 19; 17, 15; 20, 129-130; 6, 156]*
Süleyman Ateş
Andolsun, Musa'ya Kitabı verdik, onda da ayrılığa düşüldü. Rabbin, (süre tanıyacağına) söz vermemiş olsaydı, derhal aralarında hüküm verilmiş, (hak eden, cezasını bulmuş) olurdu. Onlar, bu(Kur'a)n'dan kuşkulu bir şüphe içindedirler.
Şaban Piriş
Musaya kitab vermiştik. Onda ihtilaf ettiler. Daha önce Rabbin tarafından verilmiş bir söz olmasaydı, aralarındaki ihtilaf halledilirdi. Onlar, hala ondan şek ve şüphe içindedirler.
Yaşar Nuri Öztürk
Andolsun, Musa'ya Kitap'ı verdik de onda da ihtilafa düşüldü. Rabbinden bir kelime, önceden gelmiş olmasaydı, aralarında iş mutlaka bitirilirdi. Onlar bunun hakkında, kafaları karıştıran bir kuşku içindedirler.
Edip-Layth-Martha
We have given Moses the book, yet they disputed in it; and had it not been for a word which was already given by your Lord, their case would have been judged immediately. They are in grave doubt concerning it.
Muhammad Asad
And, indeed, [similar was the case when] We vouchsafed the divine writ unto Moses, and some of his people set their own views against it;* and had it not been for a decree that had already gone forth from thy Sustainer, judgment would indeed have been passed on them [then and there]:* for, behold, they were in grave doubt, amounting to suspicion, about him [who called them unto God].*
Rashad Khalifa
We have given Moses the scripture, but it was disputed, and if it were not for a predetermined word decreed by your Lord, they would have been judged immediately. They are full of doubt about this, suspicious.,
The Monotheist Group
And We gave Moses the Book, yet they disputed in it; and had it not been for a word which was already given by your Lord, their case would have been judged immediately. They are in grave doubt concerning it.