Hud Sûresi65. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (11 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فعقروها | ع ق رAGR | feǎḳarūhā | yine de onu kestiler | But they hamstrung her. |
| 2 | فقال | ق و لGVL | feḳāle | (bunun üzerine) dedi ki | So he said, |
| 3 | تمتعوا | م ت عMTA | temetteǔ | yaşayın | """Enjoy (yourselves)" |
| 4 | في | — | fī | in | |
| 5 | داركم | د و رD̃VR | dārikum | yurdunuzda | your home(s) |
| 6 | ثلاثة | ث ل ثS̃LS̃ | ṧelāṧete | üç | (for) three |
| 7 | أيام | ي و مYVM | eyyāmin | gün | days. |
| 8 | ذلك | — | ƶālike | işte bu | That |
| 9 | وعد | و ع دVAD̃ | veǎ'dun | bir vaaddir | (is) a promise |
| 10 | غير | غ ي رĞYR | ğayru | not | |
| 11 | مكذوب | ك ذ بKZ̃B | mekƶūbin | yalanlanmayacak | "(to) be belied.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فعقروها فقال تمتعوا فى داركم ثلثة ايام ذلك وعد غير مكذوب
Arapça (Harekeli)
فَعَقَرُوهَا فَقَالَ تَمَتَّعُوا فِي دَارِكُمْ ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ ذَلِكَ وَعْدٌ غَيْرُ مَكْذُوبٍ
Transliterasyon
Fe akarûhâ fe kâle temetteû fî dârikum selâsete eyyâm(eyyâmin), zâlike va´dun gayru mekzûb(mekzûbin).
Transliteration (Eng.)
FaAAaqarooh<span class="u">a</span> faq<span class="u">a</span>latamattaAAoo fee d<span class="u">a</span>rikum thal<span class="u">a</span>thata ayy<span class="u">a</span>min <span class="u">tha</span>likawaAAdun ghayru mak<span class="u">th</span>oob<span class="b">in</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ayaklarını kesip öldürdüler onu, Sâlih de yurdunuzda üç gün daha yaşayıp geçinin dedi, bu, yalan denmesine imkân bulunmayan bir vait.
Ali Bulaç
Fakat onu öldürdüler. (Salih) Dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yararlanın. Bu, yalanlanmayacak bir vaaddir."
Bayraktar Bayraklı
Fakat Semûd kavmi o deveyi, ayaklarını keserek öldürdüler. Sâlih dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın.” Bu söz, yalanlanamayan bir tehdit idi.
Diyanet İşleri
Fakat Semud kavmi o deveyi, ayaklarını keserek öldürdüler. Salih dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayın (sonra helak olacaksınız)!" Bu söz, yalanlanamayan bir tehdit idi.
Edip Yüksel
Fakat, onu işkenceyle kestiler. "Yurdunuzda yaşamanız için üç gününüz var. Bu, yalan olmayan bir sözdür!" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Derken, o deveyi kestiler. Bunun üzerine Salih dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. İşte bu, yalan çıkmayacak olan kesin bir vaaddir."
Erhan Aktaş
Yine de onu kestiler. “Yurdunuzda üç gün yaşayın.* Bu yalan olmayan bir uyarıdır.” dedi.
Hakkı Yılmaz
Derken onlar, yaşam kaynaklarını kurutarak öldürdüler. Bunun üzerine Sâlih dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yararlanın. İşte bu, yalanlanmayacak bir vaattir.”
Muhammed Esed
Bu (uyarıya) rağmen, hunharca boğazladılar onu. Bunun üzerine (Salih): "Artık (sadece) üç gün(ünüz) kaldı, barınaklarınızda eyleşecek" dedi, "bu (söylediğim) yalanlanamayacak bir yargıdır!"
Mustafa İslamoğlu
Buna rağmen, onu vahşice katlettiler. Bunun üzerine (Salih) dedi ki: "Konaklarınızda keyif sürme süreniz sadece üç gündür; işte bu yalanlaması imkansız bir tehdittir!"
Suat Yıldırım
Fakat halk o deveyi tepeleyince Salih onlara: “Yurdunuzda üç günlük bir ömrünüz kaldı. Sonra helâk olacaksınız. İşte hilafı olmayan kesin söz! ” dedi. [7, 77]
Süleyman Ateş
Fakat onu kesip devirdiler. (Salih) dedi ki: "Yurdunuzda üç gün yaşayın, (sonra mahvolacaksınız); bu, yalan olmayan bir uyarıdır!"
Şaban Piriş
Deveyi kestiler. “Ancak üç gün daha yurdunuzda yaşarsınız, bu yalanlanmayacak bir sözdür.” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Ama deveyi yere yıkıp kestiler. Salih dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha nimetlenin. Bu, yalanlanamayacak bir tehdittir."
Edip-Layth-Martha
But they slaughtered her. So he said, "You will only have three days of enjoyment in your homes. This is a promise that will not be denied."
Muhammad Asad
But they cruelly slaughtered her.* And thereupon [Salih] said: "[Only] for three days [more] shall you enjoy life in your homes: this is a judgment* which will not be belied!"
Rashad Khalifa
They slaughtered her. He then said, "You have only three days to live. This is a prophecy that is inevitable.",
The Monotheist Group
But they slaughtered her. So he said: "Take enjoyment in your dwellings for three days. This is a promise not to be denied."