Hud Sûresi69. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (15 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1ولقدveleḳadve elbetteAnd certainly
2جاءتج ي اCYEcā'etgeldilercame
3رسلنار س لRSLrusulunāelçilerimizOur messengers
4إبراهيمibrāhīmeİbrahim'e(to) Ibrahim
5بالبشرىب ش رBŞRbil-buşrāmüjdeylewith glad tidings,
6قالواق و لGVLḳālūdedilerthey said,
7سلاماس ل مSLMselāmenSelam"""Peace."""
8قالق و لGVLḳāle(O da) dediHe said,
9سلامس ل مSLMselāmunSelam"""Peace,"""
10فماfe māZira -şeyand not he delayed
11لبثل ب ثLBS̃lebiṧekalan-and not he delayed
12أنento
13جاءج ي اCYEcā'e-geldibring
14بعجلع ج لACLbiǐclinacele ilea calf
15حنيذح ن ذ ḪNZ̃Hanīƶinkızararak-roasted.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

ولقد جاءت رسلنا ابرهيم بالبشرى قالوا سلما قال سلم فما لبث ان جاء بعجل حنيذ

Arapça (Harekeli)

وَلَقَدْ جَاءَتْ رُسُلُنَا إِبْرَاهِيمَ بِالْبُشْرَى قَالُوا سَلَامًا قَالَ سَلَامٌ فَمَا لَبِثَ أَن جَاءَ بِعِجْلٍ حَنِيذٍ

Transliterasyon

Ve lekad câet rusulunâ ibrâhîme bil buşrâ kâlû selâmâ(selâmen), kâle selâmun fe mâ lebise en câe bi iclin hanîz(hanîzin).

Transliteration (Eng.)

Walaqad j<span class="u">a</span>at rusulun<span class="u">a</span> ibr<span class="u">a</span>heemabi<span class="b">a</span>lbushr<span class="u">a</span> q<span class="u">a</span>loo sal<span class="u">a</span>man q<span class="u">a</span>lasal<span class="u">a</span>mun fam<span class="u">a</span> labitha an j<span class="u">a</span>a biAAijlin <span class="u">h</span>anee<span class="u">th</span><span class="b">in</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Elçilerimiz, İbrâhim'e müjde vermek üzere gelip esenlik sana dediler. O da esenlik size dedi ve durup eğlenmeden hemen kızarmış bir buzağı getirdi.

Ali Bulaç

Andolsun, elçilerimiz İbrahim'e müjde ile geldikleri zaman; "Selam" dediler. O da: "Selam" dedi (ve) hemen gecikmeden kızartılmış bir buzağı getirdi.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki peygamberlerimiz İbrâhim'e müjde getirdiler ve “Selâm” dediler. O da, “Selâm” dedi ve hemen kızartılmış bir buzağı getirdi.

Diyanet İşleri

Andolsun ki elçilerimiz (melekler) İbrahim'e müjde getirdiler ve: "Selam (sana)" dediler. O da: "(Size de) selam" dedi ve hemen kızartılmış bir buzağı getirdi.*

Edip Yüksel

Elçilerimiz İbrahim'e müjdeyi götürdüklerinde "Selam!" (Barış olsun) dediler. O da "Selam!" dedi ve hemen (onlara) kızartılmış bir buzağı sundu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Andolsun ki, İbrahim'e de elçilerimiz (melekler) müjde ile geldiler ve "selâm" dediler, o da "selâm" dedi ve hemen gidip onlara kızartılmış bir buzağı getirdi.

Erhan Aktaş

Ant olsun elçilerimiz İbrahim’e müjde ile gelip, “Selam!” dediler.* O da “Selam!” dedi ve hemen gidip kızarmış buzağı eti getirdi.

Hakkı Yılmaz

Ve andolsun ki İbrâhîm'e de elçilerimiz müjde ile geldiler, “Selâm!” dediler. O, “Selâm!” dedi, sonra da altın vermeye* gecikmedi.

Muhammed Esed

VE GERÇEK ŞU Kİ, İbrahim'e (semavî) elçilerimiz müjdeyle geldiler, (ve) "Selâm olsun!" dediler; o da (onlara): "(Size de) selâm olsun!" diye karşılık verdi ve sonra da onların önüne kızarmış bir buzağıyı getirip koymakta gecikmedi.

Mustafa İslamoğlu

Ve doğrusu elçilerimiz İbrahim'e bir muştu getirdiler ve "Selam sana!" dediler. O da "Selam size!" diye mukabele etti ve çok geçmeden önlerine kebap yapılmış bir buzağı çıkardı.

Suat Yıldırım

Bir zaman da elçilerimiz İbrâhim'e varıp onu müjdelemek üzere “Selâm sana! ” dediler. O da: Size de Selâm! ” deyip çok kalmadan, elinde nefis, güzelce kızartılmış körpe bir dana getirip ikram etti. [51, 26-27; 15, 52-62] {KM, Tekvin 18. bölüm}

Süleyman Ateş

Elçilerimiz, İbrahim'e müjde getirip "selam!" demişlerdi. O da "selam!" dedi; çok durmadan hemen (elçilere) kızarmış bir buzağı getirdi.

Şaban Piriş

Elçilerimiz, müjde ile İbrahime gelmişler ve “selam!” demişlerdi. İbrahim de: -Selam! deyip, hemen bir kızarmış dana getirdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Andolsun, resullerimiz İbrahim'e muştu getirip "selam" demişlerdi. O da "selam" demiş, fazla beklemeden kızartılmış bir buzağı getirmişti.

Edip-Layth-Martha

Our messengers came to Abraham with good news, they said, "Peace" He said, "Peace," and it was not long before he came back with a roasted calf.

Muhammad Asad

AND, INDEED, there came unto Abraham Our [heavenly] messengers, bearing a glad tiding.* They bade him peace; [and] he answered, "[And upon you be] peace!"-and made haste to place before them* a roasted calf.

Rashad Khalifa

When our messengers went to Abraham with good news, they said, "Peace." He said, "Peace," and soon brought a roasted calf.,

The Monotheist Group

And Our messengers came to Abraham with good news, they said: "Peace" He said: "Peace," and he made no delay in bringing a roasted calf.