Hud Sûresi72. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (13 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قالت | ق و لGVL | ḳālet | dedi ki | She said, |
| 2 | يا | يY | yā | EY/HEY/AH | """O!" |
| 3 | ويلتى | ?? | veyletā | vah bana | woe to me |
| 4 | أألد | و ل دVLD̃ | eelidu | ben doğuracak mıyım? | Shall I bear a child |
| 5 | وأنا | — | veenā | ben böyle | while I am |
| 6 | عجوز | ع ج زACZ | ǎcūzun | kocamış bir kadın iken | an old woman |
| 7 | وهذا | — | ve hāƶā | ve şu | and this, |
| 8 | بعلي | ب ع لBAL | beǎ'lī | kocam da | my husband, |
| 9 | شيخا | ش ي خŞYḢ | şeyḣen | bir ihtiyar iken | (is) an old man? |
| 10 | إن | — | inne | gerçekten | Indeed, |
| 11 | هذا | — | hāƶā | bu | this |
| 12 | لشيء | ش ي اŞYE | leşey'un | bir şeydir | (is) surely a thing |
| 13 | عجيب | ع ج بACB | ǎcībun | şaşırtıcı | "amazing.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
قالت يويلتى ءالد وانا عجوز وهذا بعلى شيخا ان هذا لشىء عجيب
Arapça (Harekeli)
قَالَتْ يَا وَيْلَتَى أَأَلِدُ وَأَنَا عَجُوزٌ وَهَذَا بَعْلِي شَيْخًا إِنَّ هَذَا لَشَيْءٌ عَجِيبٌ
Transliterasyon
Kâlet yâ veyletâ e elidu ve ene ecûzun ve hâzâ ba´lî şeyhâ(şeyhan), inne hâzâ le şey´un acîb(acîbun).
Transliteration (Eng.)
Q<span class="u">a</span>lat y<span class="u">a</span> waylat<span class="u">a</span> aaliduwaan<span class="u">a</span> AAajoozun wah<span class="u">atha</span> baAAlee shaykhan inna h<span class="u">atha</span>lashay-on AAajeeb<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
O, eyvahlar olsun dedi, ben mi doğuracağım? Ben bir kocakarıyım, şu kocam da ihtiyar. Şüphe yok ki bu, pek şaşılacak bir şey.
Ali Bulaç
"Vay bana" dedi (kadın). "Ben kocamış bir kadın iken ve şu kocam da bir ihtiyar iken doğuracak mıyım? Gerçekten bu, şaşırtıcı bir şey!.."
Bayraktar Bayraklı
Hanımı, “Olacak şey değil! Ben bir kocakarı, bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Bu, gerçekten şaşılacak bir şey!” dedi.
Diyanet İşleri
(İbrahim'in karısı:) Olacak şey değil! Ben bir kocakarı, bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Bu gerçekten şaşılacak bir şey! dedi.*
Edip Yüksel
"Vay başıma gelenler!" dedi, "Ben bir yaşlı kadın ve kocam da ihtiyar bir adam iken çocuk mu doğuracağım? Bu çok garip bir şey!"
Elmalılı Hamdi Yazır
"Vay başıma gelene!" dedi, "Ben bir kocakarıyım, kocam da yaşlı bir adam. Bu gerçekten çok tuhaf bir şey!"
Erhan Aktaş
“Vay başıma gelene! Ben bir koca karı, kocam da bir ihtiyar olduğumuz halde, doğuracak mıyım? Doğrusu bu çok hayret edilecek bir şey!” dedi.
Hakkı Yılmaz
İbrâhîm'in karısı dedi ki: “Vay be! Ben mi doğuracağım! Ben kocası işe yaramaz bir zavallıyım, bahtsız, mutsuz bir kadınım. Şu kocam da yaşlı bir adam! Şüphesiz bu, çok tuhaf bir şey!”
Muhammed Esed
"Vah bana!" dedi, "Ben yaşlı bir kadın, kocam da yaşlı bir adam iken, hâlâ çocuk mu doğuracağım? Doğrusu, yadırganacak bir şey bu!"
Mustafa İslamoğlu
"Ah benim dertli başım! Ben yaşlı bir kadın şu kocam da bir piri fani olduğu halde, ben çocuk doğuracağım ha? Bu gerçekten de çok garip bir şey!" dedi.
Suat Yıldırım
İbrâhim'in hanımı: “Ay! dedi, ben bir kocakarı, kocam da bir pir iken ben mi doğuracağım! Doğrusu bu çok şaşılacak bir şey! ” {KM, Tekvin 18, 12}
Süleyman Ateş
Vay, dedi, ben bir kocakarı, bu kocam da bir pir iken doğuracak mıyım? Bu, cidden şaşılacak bir şey!
Şaban Piriş
-Vay başıma gelenler, Ben ihtiyar bir kadınım, kocam da yaşlı olduğu halde nasıl doğurabilirim? Bu şaşılacak bir şey! dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
"Vay başıma, dedi. Doğuracak mıyım ben? Kendim bir kocakarı, kocam bir ihtiyar. Gerçekten şaşılacak şey bu."
Edip-Layth-Martha
She said, "O my! how can I give birth while I am an old woman, and here is my husband an old man? This is indeed a strange thing!"
Muhammad Asad
Said she: "Oh, woe is me!* Shall I bear a child, now that I am an old woman and this husband of mine is an old man? Verily, that would be a strange thing indeed!"
Rashad Khalifa
She said, "Woe to me, how could I bear a child at my age, and here is my husband, an old man? This is really strange!",
The Monotheist Group
She said: "O my! Shall I give birth when I am an old woman, and here is my husband an old man? This is indeed a strange thing!"