Hud Sûresi81. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (30 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1قالواق و لGVLḳālūdediler kiThey said,
2يايYEY/HEY"""O!"
3لوطل و طLVŦlūTuLutLut
4إناinnāşüphesiz bizIndeed, we
5رسلر س لRSLrusuluelçileriyiz(are) messengers
6ربكر ب بRBBrabbikeRabbinin(of) your Lord,
7لنlennever
8يصلواو ص لVṦLyeSilūdesteklemeyeceklerthey will reach
9إليكileykeseniyou.
10فأسرس ر يSRYfeesriyürüSo travel
11بأهلكا ه لEHLbiehlikeailenle birliktewith your family
12بقطعق ط عGŦAbiḳiT'ǐnbir vaktindein a part
13منmineof
14الليلل ي لLYLl-leyligeceninthe night
15ولاve lāveand (let) not
16يلتفتل ف تLFTyeltefitgeriye dönüp bakmasınlook back
17منكمminkumsizdenanyone of you,
18أحدا ح دEḪD̃eHadunhiç kimseanyone of you,
19إلاillāancak hariçexcept
20امرأتكم ر اMREmraetekehanımınyour wife.
21إنهinnehuşüphesizIndeed, it
22مصيبهاص و بṦVBmuSībuhāonun başına gelecektirwill strike her
23ماşeylerwhat
24أصابهمص و بṦVBeSābehumonların başına gelenwill strike them.
25إنinneşüphesizIndeed,
26موعدهمو ع دVAD̃mev'ǐdehumuonlara vaadedilen vakittheir appointed time
27الصبحص ب حṦBḪS-SubHusabahtır(is) morning.
28أليسل ي سLYSeleysedeğil mi?Is not
29الصبحص ب حṦBḪS-SubHusabahthe morning
30بقريبق ر بGRBbiḳarībinyakın"near?"""

Mealler

Arapça (Harekesiz)

قالوا يلوط انا رسل ربك لن يصلوا اليك فاسر باهلك بقطع من اليل ولا يلتفت منكم احد الا امراتك انه مصيبها ما اصابهم ان موعدهم الصبح اليس الصبح بقريب

Arapça (Harekeli)

قَالُوا يَا لُوطُ إِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَن يَصِلُوا إِلَيْكَ فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ اللَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ إِلَّا امْرَأَتَكَ إِنَّهُ مُصِيبُهَا مَا أَصَابَهُمْ إِنَّ مَوْعِدَهُمُ الصُّبْحُ أَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَرِيبٍ

Transliterasyon

Kâlû ya lûtu innâ rusulu rabbike len yasilû ileyke fe esri bi ehlike bi kıt´ın minel leyli ve lâ yeltefit minkum ehadun illemreetek|e|, innehu musîbuhâ mâ esâbehum, inne mev’ıdehumus subh|u|, e leyses subhu bi karîb(karîbin).

Transliteration (Eng.)

Q<span class="u">a</span>loo y<span class="u">a</span> loo<span class="u">t</span>u inn<span class="u">a</span>rusulu rabbika lan ya<span class="u">s</span>iloo ilayka faasri bi-ahlika biqi<span class="u">t</span>AAinmina allayli wal<span class="u">a</span> yaltafit minkum a<span class="u">h</span>adun ill<span class="u">a</span>imraataka innahu mu<span class="u">s</span>eebuh<span class="u">a</span> m<span class="u">a</span> a<span class="u">sa</span>bahuminna mawAAidahumu a<span class="b">l</span><span class="u">ss</span>ub<span class="u">h</span>u alaysa a<span class="b">l</span><span class="u">ss</span>ub<span class="u">h</span>ubiqareeb<span class="b">in</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Melekler, ey Lût dediler, şüphe yok ki biz, Rabbinin elçileriyiz, onlar, sana kesin olarak ilişemezler; sen gece karanlığı basınca âilene mensup olanlarla yola düş, hiçbiriniz, ardına bakmasın, ancak karını berâber götürme, çünkü o da onların uğrayacağı azâba uğrayacak. Şüphe yok ki uğrayacakları azâbın mukadder zamanı, sabah çağıdır; sabah da yakın değil mi?

Ali Bulaç

(Elçiler) Dediler ki: "Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana kesin olarak ulaşamazlar. Gecenin bir parçasında ailenle birlikte yürü (yola çık). Sakın, hiçbiriniz dönüp arkasına bakmasın; fakat senin karın başka. Çünkü onlara isabet edecek olan, ona da isabet edecektir. Onlara va'dolunan (azap) sabah vaktidir. Sabah da yakın değil mi?"

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine melekler dediler ki: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Sen gecenin bir kısmında ailenle yola çıkıp yürü. Hanımından başka, sizden hiçbiri geride kalmasın. Çünkü onlara gelecek olan azap, şüphesiz ona da isabet edecektir. Onlara vaad olunan helâk zamanı, sabah vaktidir. Sabah yakın değil mi?”

Diyanet İşleri

(Melekler) dediler ki: Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Sen gecenin bir kısmında ailenle (yola çıkıp) yürü. Karından başka sizden hiçbiri geride kalmasın. Çünkü onlara gelecek olan (azap) şüphesiz ona da isabet edecektir. Onlara vadolunan (helak) zamanı, sabah vaktidir. Sabah yakın değil mi?

Edip Yüksel

"Ey Lut" dediler, "Biz, Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana dokunamazlar. Aileni gecenin bir anında yürüyüşe çıkart, sizden hiç kimse geriye bakmasın; fakat senin karın istisna. Ötekilerin başına gelecek olanlar onun da başına gelecektir. Onların belirlenmiş zamanı sabahtır. Sabah yakın değil mi?"

Elmalılı Hamdi Yazır

Melekler dediler: "Ey Lut! Şundan emin ol ki, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla zarar veremezler. Sen, gecenin bir kısmı olunca ailenle birlikte hemen buradan çık git. İçinizden hiç kimse geri kalmasın, eşin başka. Çünkü ona da onlara gelecek olan musibet gelecektir. Haberin olsun, helâk zamanları sabah vaktidir. Zaten sabah yakın değil mi?"

Erhan Aktaş

“Ey Lut! Biz, Rabb’inin elçileriyiz.” dediler. “Onlar, sana dokunamazlar. Ailenle birlikte gecenin bir bölümünde hemen yola çık. Hanımın hariç, hiç kimse arkada kalmasın. Doğrusu onların başına gelecek olan musibet onun da başına gelecektir. Onlara belirlenen vakit sabahtır. Sabah da yakın değil mi?”

Hakkı Yılmaz

Misafir elçiler: “Ey Lût! Şüphesiz ki, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunamayacaklar. Sen, gecenin bir parçasında ailenle birlikte hemen yola çık. Ve içinizden hiç kimse geri bakmasın [burada olanları, eskileri düşünmesin], eşin başka. Şüphesiz onlara isabet eden ona da isabet edecektir. Şüphesiz vaat edilenin zamanı, sabah vaktidir. Sabah vakti yakın değil mi?” dediler.

Muhammed Esed

(Bunun üzerine melekler:) "Ey Lût, bak, biz senin Rabbinin elçileriyiz! (Korkma,) (düşmanların) sana asla ilişemeyecekler! Artık, ailenle beraber gecenin bir vaktinde yola çık; aranızdan kimse arkasına bakmasın, karının dışında (ailenden kimse arkada kalmasın): çünkü, bil ki, onların başına gelecek olan onun da başına gelecek. Onlar için belirlenmiş vakit tam da (bu) sabah; eh, sabah da zaten yaklaşmadı mı?

Mustafa İslamoğlu

(Elçilerimiz): "Ey Lut!" dediler, "Biz Rabbinin elçileriyiz; onlar sana asla ilişemeyecekler! Artık gecenin bir vaktinde (iman) ailenle birlikte yola koyul! Sizden hiç kimsenin gözü arkada kalmasın; tabii ki karın hariç: çünkü ötekilerin akıbeti onun da başına gelecektir. Unutma ki onların vadesi bu sabah doluyor: (zaten) sabah yakın değil mi?"

Suat Yıldırım

Melekler: “Lût! dediler, Biz Allah'ın elçileri seninleyiz, hiç merak etme, onlar size hiçbir kötülük yapamayacaklardır. Haydi öyleyse, gecenin bir vaktinde ailenle yola çık, yürü! Beraberindekilerin hiç biri geri dönüp bakmasın, yalnız eşin bunun dışındadır. Zira ötekilere ulaşan hangi rüsvaylık varsa, ona da gelecektir. Onların helâk olma zamanı sabah vaktidir. Sahi! Sabah da pek yakın değil mi? ”

Süleyman Ateş

(Melekler) dediler ki: "Ey Lut, biz senin Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Gecenin bir kısmında aileni yürüt; içinizden karından başka hiç kimse geri dönüp bakmasın. Çünkü ötekilerine erişen (azab) ona da erişecektir. Başlarına gelecek azab zamanı, sabah vaktidir. Sabah da yakın değil mi?"

Şaban Piriş

-Ey Lût, Biz, Rabbinin elçileriyiz. Onlar, sana dokunamayacaklar. karanlık basınca ailenle beraber yola çık, karın dışında kimse geri kalmasın. Onların başına gelen, onun da başına gelecektir. Onlara vaat edilen sabahtır. Sabah da yakın değil mi?! dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Melekler dediler: "Biz senin Rabbinin elçileriyiz. Sana asla el süremezler. Gecenin bir yerinde aileni götür. İçinizden hiç kimse geri kalmasın; karın müstesna. O, ötekilere çatan belaya çarptırılacaktır. Onların azap vakti, sabah vaktidir. Sabah da ne kadar yakın, değil mi?"

Edip-Layth-Martha

They said, "O Lot, we are your Lord's messengers; they will not be able to harm you. So travel with your family during the cover of the night and let not any of you look back except for your wife; she will be afflicted with what they will be afflicted. Their appointed time will be the morning. Is the morning not near?"

Muhammad Asad

[Whereupon the angels] said: "O Lot! Behold, we are messengers from thy Sustainer! Never shall [thy enemies] attain to thee! Depart, then, with thy household while it is yet night, and let none of you look back;* [and take with thee all thy family] with the exception of thy wife: for, behold, that which is to befall these [people of Sodom] shall befall her [as well].* Verily, their appointed time is the morning [and] is not the morning nigh?"

Rashad Khalifa

(The angels) said, "O Lot, we are your Lord's messengers, and these people cannot touch you. You shall leave with your family during the night, and let not anyone of you look back, except your wife; she is condemned along with those who are condemned. Their appointed time is the morning. Is not the morning soon enough?",

The Monotheist Group

They said: "O Lot, we are messengers of your Lord; they will not be able to harm you, so travel with your family during the cover of the night and let not any of you look back except for your wife, she will be afflicted with what they will be afflicted. Their scheduled time will be the morning. Is the morning not near?"