Hud Sûresi82. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (12 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فلما | — | felemmā | ne zaman ki | So when |
| 2 | جاء | ج ي اCYE | cā'e | gelince | came |
| 3 | أمرنا | ا م رEMR | emrunā | emrimiz | Our Command, |
| 4 | جعلنا | ج ع لCAL | ceǎlnā | çevirdik | We made |
| 5 | عاليها | ع ل وALV | ǎāliyehā | üstünü | its upside, |
| 6 | سافلها | س ف لSFL | sāfilehā | altına | its downside, |
| 7 | وأمطرنا | م ط رMŦR | ve emTarnā | ve yağdırdık | and We rained |
| 8 | عليها | — | ǎleyhā | üzerine | upon them |
| 9 | حجارة | ح ج رḪCR | Hicāraten | taşlar | stones |
| 10 | من | — | min | of | |
| 11 | سجيل | س ج لSCL | siccīlin | balçıktan pişirilmiş | baked clay |
| 12 | منضود | ن ض دNŽD̃ | menDūdin | birbirini izleyen | (in) layers. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فلما جاء امرنا جعلنا عليها سافلها وامطرنا عليها حجارة من سجيل منضود
Arapça (Harekeli)
فَلَمَّا جَاءَ أَمْرُنَا جَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهَا حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ مَّنضُودٍ
Transliterasyon
Fe lemmâ câe emrunâ cealnâ âliyehâ sâfilehâ ve emtarnâ aleyhâ hicâreten min siccîlin mendûd(mendûdin).
Transliteration (Eng.)
Falamm<span class="u">a</span> j<span class="u">a</span>a amrun<span class="u">a</span>jaAAaln<span class="u">a</span> AA<span class="u">a</span>liyah<span class="u">a</span> s<span class="u">a</span>filah<span class="u">a</span>waam<span class="u">t</span>arn<span class="u">a</span> AAalayh<span class="u">a</span> <span class="u">h</span>ij<span class="u">a</span>ratanmin sijjeelin man<span class="u">d</span>ood<span class="b">in</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Emrimiz gelince, o şehirlerin altını üstüne getirdik, tepelerine, üst üste yığılıp taş kesilmiş balçıktan meydana gelmiş taşlar yağdırdık.
Ali Bulaç
Böylece emrimiz geldiği zaman, üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdık;
Bayraktar Bayraklı
Emrimiz gelince, oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine sağanak halinde balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Diyanet İşleri
Emrimiz gelince, oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine (balçıktan) pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırdık.
Edip Yüksel
Emrimiz gelince onun üstünü altına getirdik, üzerlerine sertleşmiş kat kat taş yağdırdık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne zaman ki, emrimiz geldi, o ülkenin altını üstüne getirdik ve üzerlerine istif edilip pişirilmiş çamurdan taşlar yağdırdık.
Erhan Aktaş
Takdirimizle yaşadıkları yeri alt üst ettik. Üzerlerine yığınlarca pişmiş çamurdan taş yağdırdık.
Hakkı Yılmaz
(82,83)Sonunda emrimiz gelince, oranın üstünü altına getirdik. Ve üzerlerine, istif edilmiş pişmiş çamurdan Rabbinin katında işaretlenmiş taşlar yağdırdık. Ve bunlar, şirk koşarak yanlış, kendi zararlarına iş yapanlardan uzak değildir.
Muhammed Esed
Ve böylece hükmümüz vaki olunca bu (günahkar şehirlerin) altını üstüne getirdik; ve önceden yazılmış bir cezanın infazı için üzerlerine birbiri ardından püskürtü halinde sert taşlar yağdırdık.
Mustafa İslamoğlu
Sonunda emrimizin (infaz) vakti geldi, oranın altını üstüne getirdik ve o coğrafyanın üzerine püskürtü halinde akkor balçıktan taşlar yağdırdık;
Suat Yıldırım
82, 83. Azap emrimiz gelince o ülkenin üstünü altına çevirdik ve üzerlerine pişirilmiş balçıktan yapılıp istif edilmiş ve Rabbinin nezdinde damgalanmış taşlar yağdırdık. Evet bu taşlar şimdiki zalimlerden de uzak değildir. [51, 33]*
Süleyman Ateş
(Azab) emrimiz gelince oranın üstünü altına getirdik, üzerine de taş yağdırdık: Çamurdan pişmiş, (azab için) hazırlanmış, istif edilmiş.
Şaban Piriş
82,83. -Emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine Rabbin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar şimdi de zalimlerden uzak değildir.
Yaşar Nuri Öztürk
Nihayet emrimiz gelince, oranın üstünü altına getirdik. Ve üzerlerine, pişirilmiş çamurdan yapılıp istif edilmiş taş yağdırdık.
Edip-Layth-Martha
So when Our command came, We turned it upside down, and We rained on it with hardened fiery projectiles.
Muhammad Asad
And so, when Our judgment came to pass, We turned those [sinful towns] upside down, and rained down upon them stone-hard blows of chastisement pre-ordained.* one upon another,
Rashad Khalifa
When our judgment came, we turned it upside down, and we showered it with hard, devastating rocks.,
The Monotheist Group
So when Our command came, We made its highest part become its lowest, and We rained on it with hardened fiery projectiles.