Hud Sûresi87. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (21 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1قالواق و لGVLḳālūonlar (şöyle) dedilerThey said,
2يايYEY/HEY/AH"""O!"
3شعيبش ع بŞABşuǎybuŞu'aybShuaib
4أصلاتكص ل وṦLVeSalātukeSaLâT'ın mı?/Desteğin mi?(Zikrullah)Does your prayer
5تأمركا م رEMRte'murukeemreder sana?command you
6أنenthat
7نتركت ر كTRKnetruketerketmemiziwe leave
8ما-şeyleriwhat
9يعبدع ب دABD̃yeǎ'buduhizmet/kulluk ettiği-worship
10آباؤناا ب وEBVābā'unābabalarımızın-our forefathers,
11أوevveyaor
12أنenthat
13نفعلف ع لFALnef'ǎle-faaliyetimiziwe do
14في-dairconcerning
15أموالنام و لMVLemvālināmallarımıza-our wealth
16ماşekildewhat
17نشاءش ي اŞYEneşā'uistediğimizwe will?
18إنكinnekedoğrusu senIndeed you,
19لأنتleentebirisinsurely you
20الحليمح ل مḪLMl-Halīmuyufka yürekli(are) the forbearing,
21الرشيدر ش دRŞD̃r-raşīduakıllı"the right-minded."""

Mealler

Arapça (Harekesiz)

قالوا يشعيب اصلوتك تامرك ان نترك ما يعبد ءاباونا او ان نفعل فى امولنا ما نشوا انك لانت الحليم الرشيد

Arapça (Harekeli)

قَالُوا يَا شُعَيْبُ أَصَلَاتُكَ تَأْمُرُكَ أَن نَّتْرُكَ مَا يَعْبُدُ آبَاؤُنَا أَوْ أَن نَّفْعَلَ فِي أَمْوَالِنَا مَا نَشَاءُ إِنَّكَ لَأَنتَ الْحَلِيمُ الرَّشِيدُ

Transliterasyon

Kâlû yâ şuaybu e salâtuke te’muruke en netruke mâ ya’budu âbâunâ ev en nef’ale fî emvâlinâ mâ neşâ’(neşâu), inneke le entel halîmur reşîd|u|.

Transliteration (Eng.)

Q<span class="u">a</span>loo y<span class="u">a</span> shuAAaybu a<span class="u">s</span>al<span class="u">a</span>tukata/muruka an natruka m<span class="u">a</span> yaAAbudu <span class="u">a</span>b<span class="u">a</span>on<span class="u">a</span>aw an nafAAala fee amw<span class="u">a</span>lin<span class="u">a</span> m<span class="u">a</span> nash<span class="u">a</span>oinnaka laanta al<span class="u">h</span>aleemu a<span class="b">l</span>rrasheed<span class="b">u</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey Şuayb dediler, kıldığın namaz mı, tuttuğun din mi emrediyor sana da bizi atalarımızın taptıklarından vazgeçirmeye uğraşıyor, mallarımızı da dilediğimiz gibi tasarruf etmemize mâni olmaya kalkışıyorsun? Halbuki sen, şüphe yok ki halîm selim ve aklı başında bir adamsın.

Ali Bulaç

Dediler ki: "Ey Şuayb, atalarımızın taptığı şeyleri bırakmamızı ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı emrediyor? Çünkü sen, gerçekte yumuşak huylu, aklı başında (reşid bir adam)sın."

Bayraktar Bayraklı

Dediler ki: “Ey Şu‘ayb! Babalarımızın taptıklarını, yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana imanın/dinin mi emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın.”

Diyanet İşleri

Dediler ki: Ey Şuayb! Babalarımızın taptıklarını (putları), yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı terketmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın!

Edip Yüksel

Dediler ki: "Şuayb, atalarımızın hizmet etmiş olduklarından veya ticaretimizi dilediğimiz gibi çevirmekten vazgeçmemizi senin namazın mı gerektiriyor? Sen aslında yumuşak huylusun, akıllısın."*

Elmalılı Hamdi Yazır

Dediler ki; "Ey Şu'ayb, atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımızda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa ki sen yumuşak huylusun ve aklı başında bir adamsın."

Erhan Aktaş

Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamızı; mallarımızı, istediğimiz gibi kullanmaktan vazgeçmemizi senin salâtın* mı buyuruyor?” Oysa ki sen yumuşak huylu, aklı başında bir adamsın.

Hakkı Yılmaz

Onlar dediler ki: “Ey Şu‘ayb! Atalarımızın taptıklarını veya mallarımızda dilediğimizi yapmayı terk etmeyi sana senin salâtın mı [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olmayı; toplumu aydınlatmayı içeren dinin mi] emrediyor? Şüphesiz sen yumuşak huylusun ve aklı başında bir adamsın.”

Muhammed Esed

"Ey Şuayb!" dediler, "(Şu) senin dua (alışkanlığın) mı, atalarımızın tapınageldiği şeyleri bırakmamız ve malımız mülkümüz üzerine keyfî tasarruflarda bulunmamamız yönünde bizi uyarmanı zorunlu kılıyor? Çünkü, (biz) sen(i) aslında yumuşak başlı, aklı başında biri (olarak biliriz).

Mustafa İslamoğlu

"Ey Şuayb!" dediler, "Atalarımızın taptıklarını, ya da mallarımız üzerinde keyfimizce tasarrufta bulunmayı terk etmemizi, senin salat'ın mı emretmektedir? Oysa ki (bizce) sen oldukça uyumlu ve akıllı bir adamsın!"

Suat Yıldırım

“Şuayb! ” dediler, “atalarımızın taptıkları tanrılarımızı terketmeyi yahut mallarımızı dilediğimiz gibi kullanmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı emrediyor? Aferin, amma da akıllı, uslu bir adamsın ha! ”*

Süleyman Ateş

Ey Şu'ayb, dediler, senin namazın mı sana, babalarımızın taptığı şeylerden, yahut mallarımız üzerinde dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi emrediyor? Oysa sen, yumuşak huylu, akıllı(bir insan)sın!

Şaban Piriş

Onlar da:-Ey Şuayip, Atalarımızın kulluk ettiğini veya mallarımızı istediğimiz gibi kullanmamızı bırakmamızı senin salâtın mı emrediyor? Oysa sen olgun ve yumuşak huylu birisiydin, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler ki: "Ey Şuayb! Namazın mı emrediyor sana, atalarımızın tapar olduğunu terk etmemizi yahut mallarımızda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi? Esasında sen; gerçekten yumuşak huylu, olgun bir insansın."

Edip-Layth-Martha

They said, "O Shuayb, does your contact prayer order you that we leave what our fathers served, or that we do not do with our money as we please? You are the compassionate, the sane!"*

Muhammad Asad

Said they: "O Shu'ayb! Does thy [habit of] praying compel thee to demand of us* that we give up all that our forefathers were wont to worship, or that we refrain from doing whatever we please with our possessions ?* Behold, [thou wouldst have us believe that] thou art indeed the only clement, the only right-minded man!"

Rashad Khalifa

They said, "O Shu`aib, does your religion dictate upon you that we must abandon our parents' religion, or running our businesses in any manner we choose? Surely, you are known for being clement, wise.",

The Monotheist Group

They said: "O Shu'ayb, does your contact prayer order you that we leave what our fathers served, or that we do not do with our money as we please? It seems only you are the compassionate, the wise!"