Yusuf Sûresi15. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (17 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فلما | — | felemmā | nihayet | So when |
| 2 | ذهبوا | ذ ه بZ̃HB | ƶehebū | götürdüler | they took him |
| 3 | به | — | bihi | onu | they took him |
| 4 | وأجمعوا | ج م عCMA | ve ecmeǔ | ve karar verdiler | and agreed |
| 5 | أن | — | en | that | |
| 6 | يجعلوه | ج ع لCAL | yec'ǎlūhu | atmaya | they put him |
| 7 | في | — | fī | in | |
| 8 | غيابت | غ ي بĞYB | ğayābeti | dibine | (the) bottom |
| 9 | الجب | ج ب بCBB | l-cubbi | kuyunun | (of) the well. |
| 10 | وأوحينا | و ح يVḪY | veevHaynā | ve biz vahyettik | But We inspired |
| 11 | إليه | — | ileyhi | O'na | to him, |
| 12 | لتنبئنهم | ن ب اNBE | letunebbiennehum | andolsun haber vereceksin | """Surely, you will inform them" |
| 13 | بأمرهم | ا م رEMR | biemrihim | onların işlerini | about this affair, |
| 14 | هذا | — | hāƶā | bu | about this affair, |
| 15 | وهم | — | vehum | ve onlar | while they |
| 16 | لا | — | lā | hiç değillerken | (do) not |
| 17 | يشعرون | ش ع رŞAR | yeş'ǔrūne | farkında | "perceive.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فلما ذهبوا به واجمعوا ان يجعلوه فى غيبت الجب واوحينا اليه لتنبئنهم بامرهم هذا وهم لا يشعرون
Arapça (Harekeli)
فَلَمَّا ذَهَبُوا بِهِ وَأَجْمَعُوا أَن يَجْعَلُوهُ فِي غَيَابَتِ الْجُبِّ وَأَوْحَيْنَا إِلَيْهِ لَتُنَبِّئَنَّهُم بِأَمْرِهِمْ هَذَا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
Transliterasyon
Fe lemmâ zehebû bihî ve ecmeû en yec’alûhu fî gayâbetil cubb|i|, ve evhaynâ ileyhi le tunebbiennehum bi emrihim hâzâ ve hum lâ yeş’urûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Falamm<span class="u">a</span> <span class="u">th</span>ahaboo bihiwaajmaAAoo an yajAAaloohu fee ghay<span class="u">a</span>bati aljubbi waaw<span class="u">h</span>ayn<span class="u">a</span>ilayhi latunabi-annahum bi-amrihim h<span class="u">atha</span> wahum l<span class="u">a</span>yashAAuroon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Sonucu onu götürüp kuyuya atmaya hep berâber karar verdikleri zaman ona, andolsun ki farkında bile olmadıkları bir anda şu yaptıklarını haber vereceksin onlara diye vahyetmiştik.
Ali Bulaç
Nitekim onu götürdükleri ve kuyunun derinliklerine atmaya topluca davrandıkları zaman, Biz ona (şöyle) vahyettik: "Andolsun, sen onlara kendileri, farkında değilken bu yaptıklarını haber vereceksin."
Bayraktar Bayraklı
Onu götürüp de kuyunun dibine atmaya ittifakla karar verdikleri zaman, biz Yûsuf'a, “Andolsun ki sen onların bu işlerini, onlar farkına varmadan kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik.
Diyanet İşleri
Onu götürüp de kuyunun dibine atmaya ittifakla karar verdikleri zaman, biz Yusufa: Andolsun ki sen onların bu işlerini onlar (işin) farkına varmadan, kendilerine haber vereceksin, diye vahyettik.*
Edip Yüksel
Onu götürdükleri ve kuyunun dibine atmak için topluca karar verdikleri sırada biz ona: "Onların bu yaptıklarını, hiç farkında olmayacakları bir anda onlara anlatacaksın" diye vahyettik.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Nihayet kardeşleri, Yusuf'u alıp götürdüler ve kuyunun dibine bırakmaya topluca karar verdiler. Biz de ona şöyle vahyettik: "Andolsun ki, sen onlara ilerde hiç beklemedikleri bir sırada bu yaptıklarını haber vereceksin".
Erhan Aktaş
O’nu alıp götürdüler. Hep birlikte onu kuyunun dibine bırakmaya karar verdiler. O sırada Yusuf’a: “Ant olsun onların bu yaptıklarını, bir gün gelecek yüzlerine vuracaksın.” diye vahyettik.
Hakkı Yılmaz
Sonunda Yûsuf'un kardeşleri, Yûsuf'u götürdüler ve hepbirlikte o kuyunun dibine bırakmaya karar verdiler. Biz de Yûsuf'a vahyettik: “Andolsun ki sen onlara ilerde onlar hiç farkında değilken bu işlerini haber vereceksin.”
Muhammed Esed
Ve böylece, o'nu kuyunun dibine atmaya karar verip yanlarında götürürlerken, kendisine "Gün gelecek (senin kim olduğunu) kavrayamayacakları bir anda bu yaptıklarını kendilerine hatırlatacaksın!" diye vahyettik.
Mustafa İslamoğlu
İşte bu minval üzre, onu kuyunun derinliklerine atmada söz birliği etmiş bir halde yanlarında götürüyorlardı kı, Biz ona "(Bir gün gelecek) kendileri hiç farkında değilken onlara bu yaptıklarını bir bir haber vereceksin" diye ilham ettik.
Suat Yıldırım
Derken kardeşleri onu alıp götürünce ve onu kuyunun dibine bırakma konusunda görüş birliğine varınca, Biz de Yusuf'a şöyle vahyettik: “Zamanı gelecek, onların hiç hatırlarına gelmediği ve seni hiç tanımadıkları bir sırada, kendilerine yaptıkları bu işi hatırlatacaksın. ”
Süleyman Ateş
Nihayet onu götürüp de kuyunun dibine atmağa topluca karar verdikleri zaman biz, Yusuf'a: "Andolsun sen onların bu işlerini, hiç farkında olmayacakları bir sırada kendilerine haber vereceksin!" diye vahyettik.
Şaban Piriş
Yusufu götürdüler, kararlaştırdıkları gibi onu bir kuyunun dibine bıraktılar. Biz de ona, onlara bu yaptıklarını haber vereceksin, fakat onlar seni tanımayacak diye vahyettik.
Yaşar Nuri Öztürk
Onu götürüp kuyunun dibine koymaya karar verdiklerinde biz de ona şöyle vahyettik: Andolsun ki sen onlara, şu yaptıklarını hiç farkında olmayacakları bir sırada haber vereceksin.
Edip-Layth-Martha
So, when they went with him they had agreed to place him at the bottom of the well. We inspired him: "You will inform them of this act of theirs while they will not expect it."*
Muhammad Asad
And so, when they went away with him, they decided to cast him into the dark depths of the well. And We revealed [this] unto him: "Thou wilt yet remind them of this their deed at a time when they shall not perceive [who thou art] !"*
Rashad Khalifa
When they went away with him, and unanimously decided to throw him into the abyss of the well, we inspired him: "Some day, you will tell them about all this, while they have no idea.",
The Monotheist Group
So,when they went with him they had agreed to place him into the bottom of the well. And We inspired to him: "You will inform them of this act of theirs while they will not expect it."