Yusuf Sûresi19. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (17 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1وجاءتج ي اCYEve cā'etve geldiAnd there came
2سيارةس ي رSYRseyyāratunbir kervana caravan
3فأرسلوار س لRSLfe erselūgönderdilerand they sent
4واردهمو ر دVRD̃veridehumsucularınıtheir water drawer
5فأدلىد ل وD̃LVfeedlāsarkıttıthen he let down
6دلوهد ل وD̃LVdelvehukovasınıhis bucket.
7قالق و لGVLḳālededi kiHe said,
8يايYEY/HEY/AH"""O!"
9بشرىب ش رBŞRbuşrāmüjde!good news
10هذاhāƶābuThis
11غلامغ ل مĞLMğulāmunbir oğlan!"(is) a boy."""
12وأسروهس ر رSRRve eserrūhuve onu sakladılarAnd they hid him
13بضاعةب ض عBŽAbiDāǎtenticaret için(as) a merchandise.
14واللهvallahuhalbuki AllahAnd Allah
15عليمع ل مALMǎlīmunbiliyordu(is) All-Knower
16بماbimāşeyleriof what
17يعملونع م لAMLyeǎ'melūneonların yaptıklarıthey do.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

وجاءت سيارة فارسلوا واردهم فادلى دلوه قال يبشرى هذا غلم واسروه بضعة والله عليم بما يعملون

Arapça (Harekeli)

وَجَاءَتْ سَيَّارَةٌ فَأَرْسَلُوا وَارِدَهُمْ فَأَدْلَى دَلْوَهُ قَالَ يَا بُشْرَى هَذَا غُلَامٌ وَأَسَرُّوهُ بِضَاعَةً وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِمَا يَعْمَلُونَ

Transliterasyon

Ve câet seyyâretun fe erselû vâridehum fe adlâ delveh|u|, kâle yâ buşrâ hâzâ gulâm(gulâmun), ve eserrûhu bidâah(bidâ’aten), vallâhu alîmun bi mâ ya’melûn|e|.

Transliteration (Eng.)

Waj<span class="u">a</span>at sayy<span class="u">a</span>ratun faarsaloo w<span class="u">a</span>ridahumfaadl<span class="u">a</span> dalwahu q<span class="u">a</span>la y<span class="u">a</span> bushr<span class="u">a</span> h<span class="u">atha</span>ghul<span class="u">a</span>mun waasarroohu bi<span class="u">da</span>AAatan wa<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>huAAaleemun bim<span class="u">a</span> yaAAmaloon<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken bir yolcu kafilesi geçerken kuyudan su almak için birini yollamışlardı, o da kovasını kuyuya salınca müjde diye bağırmıştı, burada bir genç var ve onu çıkarıp bir ticâret malı gibi gizlemişlerdi; Allah'sa onların yaptıklarını biliyordu.

Ali Bulaç

Bir yolcu-kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Hey müjde... Bu bir çocuk." dedi. Ve onu (kuyudan çıkarıp) 'ticaret konusu bir mal' olarak sakladılar. Oysa Allah, yapmakta olduklarını bilendi.

Bayraktar Bayraklı

Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler, kovasını sarkıttı: “Müjde” dedi, “İşte bir erkek çocuk!” Onu ticaret için sakladılar. Halbuki Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.

Diyanet İşleri

Bir kervan geldi ve sucularını (kuyuya) gönderdiler, o da (gidip) kovasını saldı, (Yusufu görünce) "Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu bir ticaret malı olarak sakladılar. Allah onların yaptıklarını çok iyi bilir.

Edip Yüksel

Oradan geçmekte olan bir kervan, sucularını gönderdi, kovasını sarkıtınca: "Müjde, burada bir erkek çocuğu var!" dedi. Onu ticari bir mal olarak sakladılar. ALLAH onların yaptıklarını biliyordu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Daha sonra bir kafile gelmiş, sucularını da göndermişlerdi. Vardı, kovasını kuyuya saldı, "Müjde hey, müjde! İşte bir çocuk!" dedi. Ve onu satılık bir mal olarak gizleyip korudular. Allah ise onların ne yapacaklarını biliyordu.

Erhan Aktaş

Ve bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıtan, “Müjde burada bir çocuk var” dedi. Satmak için onu yanlarına aldılar. Allah, yapmak istedikleri şeyi çok iyi biliyordu.

Hakkı Yılmaz

Ve bir yolcu kafilesi geldi de sucularını gönderdiler. O da kovasını kuyuya saldı, “Müjde hey, müjde! İşte bir oğlan!” dedi. Ve o'nu bir ticaret malı olarak gizleyip korudular. Allah ise onların ne yapacaklarını biliyordu.

Muhammed Esed

VE BİR KERVAN çıkageldi; (kervancılar) sucularını (su kuyusuna) gönderdiler; onlardan biri kovasını kuyuya salıyordu ki (orada Yusuf'u gördü) ve: "Ne kısmet!" diye bağırdı, "Bir oğlan çocuğu bu!" Ve böylece kervancılar o'nu, satmak niyetiyle yanlarına aldılar. Oysa, Allah yaptıklarını (adım adım izliyor ve) biliyordu.

Mustafa İslamoğlu

Beri yandan, bir kervan geldi ve sucularını suya gönderdi; kovasını kuyuya salmasıyla (gördüğü karşısında) bağırması bir oldu: "A, ne kısmet! Bir oğlan çocuğu bu!" Onu ticari bir mal olarak satmak üzere yanlarında gizlediler; oysa ki Allah ne yapacaklarını çok iyi biliyordu.

Suat Yıldırım

(Gelelim Yusuf'a) Öteden bir kafile gelmiş, sucularını kuyuya göndermişlerdi. Saka vardı, kovasını sarkıttı. “A müjde! müjde! işte bir civan! ” dedi. Sucu ile yanındakiler, onu ticaret malı olarak satmak niyetiyle, kafilede olanlara onu bildirmeyip gizlediler. Ama Allah Teâlâ, onların ne yapacaklarını pek iyi biliyordu!

Süleyman Ateş

Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler,(o da gidip kuyuya) kovasını sarkıttı: "Müjde, dedi, işte bir oğlan!" Onu ticaret için sakladılar, halbuki Allah, onların ne yaptıklarını biliyordu.

Şaban Piriş

Bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kuyuya kovayı saldı. “Müjde, bir çocuk!” dedi. Onu satmak için gizlediler. Allah ise ne yapacaklarını çok iyi biliyordu.

Yaşar Nuri Öztürk

Bir yolcu kafilesi gelmişti. Sucularını gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Müjde! Bu bir oğlan!" diye haykırdı. Ticaret maksadıyla onu sakladılar. Allah ne yaptıklarını çok iyi biliyordu.

Edip-Layth-Martha

A traveling caravan came and they sent their water-drawer. When he let down his bucket he said, "Good news, there is a boy!" So they hid him as merchandise. God knows what they do.

Muhammad Asad

AND THERE CAME a caravan;* and they sent forth their drawer of water, and he let down his bucket into the well - [and when he saw Joseph] he exclaimed: "Oh, what a lucky find,* this boy!" And they hid him with a view to selling him: but God had full knowledge of all that they were doing.

Rashad Khalifa

A caravan passed by, and soon sent their waterer. He let down his bucket, then said, "How lucky! There is a boy here!" They took him along as merchandise, and GOD was fully aware of what they did.,

The Monotheist Group

Anda traveling caravan came and they sent their man to draw water, but when he drew he said: "Good news, there is a boy!" So they hid him as merchandise. And God is aware of what they did.