Yusuf Sûresi31. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (32 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فلما | — | felemmā | ne zaman ki | So when |
| 2 | سمعت | س م عSMA | semiǎt | (kadın) işitti | she heard |
| 3 | بمكرهن | م ك رMKR | bimekrihinne | onların hilelerini | of their scheming, |
| 4 | أرسلت | ر س لRSL | erselet | (haber) gönderdi | she sent |
| 5 | إليهن | — | ileyhinne | onlara | for them |
| 6 | وأعتدت | ع ت دATD̃ | ve eǎ'tedet | ve hazırladı | and she prepared |
| 7 | لهن | — | lehunne | onlar için | for them |
| 8 | متكأ | و ك اVKE | muttekeen | dayanacak yastıklar | a banquet |
| 9 | وآتت | ا ت يETY | ve ātet | ve verdi | and she gave |
| 10 | كل | ك ل لKLL | kulle | her | each |
| 11 | واحدة | و ح دVḪD̃ | vāHidetin | birine | one |
| 12 | منهن | — | minhunne | onlardan | of them |
| 13 | سكينا | س ك نSKN | sikkīnen | birer bıçak | a knife |
| 14 | وقالت | ق و لGVL | ve ḳāleti | ve dedi | and she said, |
| 15 | اخرج | خ ر جḢRC | ḣruc | çık! | """Come out" |
| 16 | عليهن | — | ǎleyhinne | karşılarına | "before them.""" |
| 17 | فلما | — | felemmā | ne zaman ki | Then when |
| 18 | رأينه | ر ا يREY | raeynehu | O'nu görünce | they saw him |
| 19 | أكبرنه | ك ب رKBR | ekbernehu | onu (gözlerinde) büyüttüler | they greatly admired him, |
| 20 | وقطعن | ق ط عGŦA | ve ḳaTTaǎ'ne | ve kestiler | and cut |
| 21 | أيديهن | ي د يYD̃Y | eydiyehunne | ellerini | their hands, |
| 22 | وقلن | ق و لGVL | veḳulne | ve dediler | they said, |
| 23 | حاش | ح و شḪVŞ | Hāşe | haşa | """Forbid" |
| 24 | لله | — | lillahi | Allah için | Allah, |
| 25 | ما | — | mā | değildir | not |
| 26 | هذا | — | hāƶā | bu | (is) this |
| 27 | بشرا | ب ش رBŞR | beşeran | insan | a man |
| 28 | إن | — | in | not | |
| 29 | هذا | — | hāƶā | bu | (is) this |
| 30 | إلا | — | illā | ancak | but |
| 31 | ملك | م ل كMLK | melekun | bir melektir | an angel |
| 32 | كريم | ك ر مKRM | kerīmun | güzel | "noble.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فلما سمعت بمكرهن ارسلت اليهن واعتدت لهن متكا وءاتت كل وحدة منهن سكينا وقالت اخرج عليهن فلما راينه اكبرنه وقطعن ايديهن وقلن حش لله ما هذا بشرا ان هذا الا ملك كريم
Arapça (Harekeli)
فَلَمَّا سَمِعَتْ بِمَكْرِهِنَّ أَرْسَلَتْ إِلَيْهِنَّ وَأَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَأً وَآتَتْ كُلَّ وَاحِدَةٍ مِّنْهُنَّ سِكِّينًا وَقَالَتِ اخْرُجْ عَلَيْهِنَّ فَلَمَّا رَأَيْنَهُ أَكْبَرْنَهُ وَقَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ وَقُلْنَ حَاشَ لِلَّهِ مَا هَذَا بَشَرًا إِنْ هَذَا إِلَّا مَلَكٌ كَرِيمٌ
Transliterasyon
Fe lemmâ semiat bi mekrihinne erselet ileyhinne ve a’tedet lehunne mutteke’en ve âtet kulle vâhidetin minhunne sikkînen ve kâletihruc aleyhinn|e|, fe lemmâ re’eynehû ekbernehu ve katta’ne eydiyehunne ve kulne hâşe lillâhi mâ hâzâ beşerâ(beşeren),in hâzâ illâ melekun kerîm(kerîmun).
Transliteration (Eng.)
Falamm<span class="u">a</span> samiAAat bimakrihinna arsalatilayhinna waaAAtadat lahunna muttakaan wa<span class="u">a</span>tat kulla w<span class="u">ah</span>idatinminhunna sikkeenan waq<span class="u">a</span>lati okhruj AAalayhinna falamm<span class="u">a</span>raaynahu akbarnahu waqa<span class="u">tt</span>aAAna aydiyahunna waqulna <span class="u">ha</span>shalill<span class="u">a</span>hi m<span class="u">a</span> h<span class="u">atha</span> basharan in h<span class="u">atha</span>ill<span class="u">a</span> malakun kareem<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Dedikodularını duyunca dâvet etti onları ve dayanacak şeyler getirdi, sofra çıkardı ve her birine birer bıçak verdi ve Yûsuf'a, görün şunlara, gel dedi. Kadınlar, onu görünce şaşırdılar, meyve yerine ellerini doğradılar ve tenzîh ederiz Allah'ı dediler, hâşâ bu insan değil, olsa olsa büyük ve şerefli bir melek.
Ali Bulaç
(Kadın) Onların düzenlerini işitince, onlara (bir davetçi) yolladı, oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin eline (önlerindeki meyveleri soymaları için) bıçak verdi. (Yusuf'a da:) "Çık, onlara (görün)" dedi. Böylece onlar onu (olağanüstü güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyüttüler, (şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve: "Allah'ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün bir melektir" dediler.
Bayraktar Bayraklı
Kadın, onların dedikodu şeklindeki oyunlarını işitince, onlara haber gönderdi. Kendilerine, yaslanarak yiyebilecekleri bir sofra hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. Yûsuf'a da, “Karşılarına çık” dedi. Nihayet Yûsuf'u görünce onu öylesine yücelttiler ki, bu yüzden bıçakla kendi ellerini kestiler ve şöyle dediler: “Aman Allah'ım! Bu bir insan değil; asil bir melek bu!”
Diyanet İşleri
Kadın, onların dedikodusunu duyunca, onlara davetçi gönderdi; onlar için dayanacak yastıklar hazırladı. Herbirine bir bıçak verdi. (Kadınlar meyveleri soyarken Yusufa): "Çık karşılarına!" dedi. Kadınlar onu görünce, onun büyüklüğünü anladılar. (Şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve dediler ki: Haşa Rabbimiz! Bu bir beşer değil... Bu ancak üstün bir melektir!*
Edip Yüksel
Dedikodularını işitince kadın onları davet etti. Onlar için konforlu yerler hazırladı. Her birine birer bıçak verdi. "Huzurlarına çık!" dedi. Onu gören kadınlar ellerini kestiler ve: "ALLAH korusun, bu bir insan değil; bu ancak asil bir melekdir!" dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Azizin karısı, onların gizliden gizliye dedikodu yaydıklarını işitince, onlara davetçi gönderdi ve onlara mükellef bir sofra hazırladı. Her birine bir bıçak verdi, beri taraftan da Yusuf'a "çık karşılarına" dedi. Görür görmez hepsi onu gözlerinde çok büyüttüler ve (şaşkınlıkla) ellerini kestiler. Dediler ki: "Hâşâ! Allah için, bu bir insan değil, olsa olsa yüce bir melektir."
Erhan Aktaş
Kadın dedikoduları işitince, onları davet etti, onlar için güzel bir ortam ve ziyafet hazırlayarak her birine birer bıçak verdi. Sonra Yusuf’a “Kadınların karşılarına çık.” dedi. Kadınlar, onu görünce duydukları şiddetli arzudan şaşkınlıkla ellerini kestiler. “Aman Allah’ım! Bu bir insan değil, bu ancak yüce bir melektir.” dediler.
Hakkı Yılmaz
Sonra Aziz'in karısı, onların gizliden gizliye dedikodu yaydıklarını işitince, onlara elçi gönderdi ve onlara yastık/meyve; şahane bir sofra hazırladı. Ve onlardan her birine bir bıçak verdi. Ve “Çık karşılarına!” dedi. Ve şimdi onlar Yûsuf'u görür görmez o'nu gözlerinde çok büyüttüler ve ellerini kestiler. Ve “Hâşâ! Allah için, bu bir beşer değil, ancak çok şerefli bir melektir.”/“Hâşâ bu satın alınmış bir köle değil ancak çok şerefli bir prenstir” dediler.
Muhammed Esed
Kadınların bu kötü konuşmaları kulağına değince, kişizadenin karısı, onları davet edip kendileri için mükellef bir ziyafet hazırladı, ve her birinin eline bir bıçak tutuşturdu. Sonra (Yusuf'a): "Çık (şimdi) onların karşısına!" dedi. Kadınlar o'nu görünce güzelliği karşısında şaşırıp kaldılar ve şaşkınlıklarından ellerini kestiler: "Aman Allahım!" dediler, "Bu ölümlü biri olamaz; olsa olsa gözde bir melek bu!"
Mustafa İslamoğlu
(Kadın) onların (bu tür) dedikodularını işitince, onları davet ederek kendileri için dayalı döşeli bir ziyafet sofrası hazırladı, her birinin eline de birer bıçak tutuşturdu ve (Yusuf'a) "Çık karşılarına!" dedi. Hanımlar onu görünce kendilerinden geçip hayran kaldılar; dahası (bu yüzden) ellerini kestiler ve "Olamaz!" dediler, "Aman Allah'ım! Bu bir insan olamaz, olsa olsa bu yüce bir melektir!"
Suat Yıldırım
Hanım o kadınların kendisi aleyhindeki bu dedikodularını işitince onları konağına dâvet etmek üzere dâvetçi gönderdi. Onlar için mükellef bir sofra hazırlattı. Sofrada, ikram edilen meyveleri soysunlar diye, her misafir için bir de bıçak koydurmuştu. Onlar meyvelerini soyup kesmekle meşgul oldukları sırada, beriden de Yusuf'a: “Çık şimdi onların karşısına! ” dedi. Kadınlar onu görünce hayran kaldılar, onun güzelliğine dalıp gittiklerinden, farkında olmadan kendi ellerini kestiler ve: “Hâşâ! Allah için bu, bir insan olamaz! Bu sadece yüce bir melek! Başka bir şey olamaz! ” dediler.
Süleyman Ateş
(Kadın), onların (dedi-kodu yaparak kendisini dile düşürme) düzenlerini işitince, onlara (adam) gönderdi (yemeğe davet etti). Onlar için dayanacak yastıklar hazırladı ve her birine de birer bıçak verdi. (Yusuf'a): "Çık karşılarına!" dedi. Kadınlar, (önlerine konan meyveleri soyup yemekle meşgul iken) Yusuf'u görünce onu (gözlerinde) büyüttüler, (ona hayranlıklarından ötürü) ellerini kestiler ve: "Allah için, haşa bu, insan değildir; bu ancak güzel bir melektir!" dediler.
Şaban Piriş
Kadınların çekiştirmelerini duyunca onları davet etti. Onlara koltuk hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. Yusufa onların yanına çık! dedi. Kadınlar, onu görünce kendilerinden geçtiler, ellerini kestiler. ve:-Haşa, Allah için bu bir insan değil, dediler. Bu çok güzel bir melek.
Yaşar Nuri Öztürk
Kadın onların oyunlarını işitince, onlara haber gönderdi. Kendilerine, yaslanarak yiyebilecekleri bir sofra hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. Yusuf'a: "Karşılarına çık." dedi. Nihayet Yusuf'u görünce onu öylesine yücelttiler ki, kendilerinin ellerini doğradılar. Şöyle dediler: "Aman Allahım! Bu bir insan değil; asil bir melek bu!"
Edip-Layth-Martha
So when she heard of their scheming, she sent for them and prepared a banquet for them, and she gave each one of them a knife. She said, "Come out to them," so when they saw him they exalted him and cut their hands, and they said, "God be praised, this is not a human, but a blessed controller!"*
Muhammad Asad
Thereupon, when she heard of their malicious talk, she sent for them, and prepared for them a sumptuous repast,* and handed each of them a knife and said [to Joseph]: "Come out and show thyself to them!" And when the women saw him, they were greatly amazed at his beauty,* and [so flustered were they that] they cut their hands [with their knives], exclaiming, "God save us! This is no mortal man! This is nought but a noble angel!"
Rashad Khalifa
When she heard of their gossip, she invited them, prepared for them a comfortable place, and gave each of them a knife. She then said to him,"Enter their room." When they saw him, they so admired him, that they cut their hands. They said, "Glory be to GOD, this is not a human being; this is an honorable angel.",
The Monotheist Group
So when she heard of their scheming, she sent for them and prepared a banquet for them, and she gave each one of them a knife. And she said: "Come out to them," so when they saw him they exalted him and cut their hands, and they said: "Praise be to God, this is not a human being, but a blessed angel!"