Yusuf Sûresi51. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (29 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قال | ق و لGVL | ḳāle | dedi | He said, |
| 2 | ما | — | mā | neydi? | """What" |
| 3 | خطبكن | خ ط بḢŦB | ḣaTbukunne | durumunuz | (was) your affair |
| 4 | إذ | — | iƶ | zaman | when |
| 5 | راودتن | ر و دRVD̃ | rāvedtunne | murad almak istediğiniz | you sought to seduce |
| 6 | يوسف | — | yūsufe | Yusuf'un | Yusuf |
| 7 | عن | — | ǎn | from | |
| 8 | نفسه | ن ف سNFS | nefsihi | nefsinden | "himself?""" |
| 9 | قلن | ق و لGVL | ḳulne | dediler ki | They said, |
| 10 | حاش | ح و شḪVŞ | Hāşe | haşa | """Allah forbid!" |
| 11 | لله | — | lillahi | Allah için | """Allah forbid!" |
| 12 | ما | — | mā | Not | |
| 13 | علمنا | ع ل مALM | ǎlimnā | biz bilmiyoruz | we know |
| 14 | عليه | — | ǎleyhi | onun | about him |
| 15 | من | — | min | hiçbir | any |
| 16 | سوء | س و اSVE | sū'in | kötülüğünü | "evil.""" |
| 17 | قالت | ق و لGVL | ḳāleti | dedi | Said |
| 18 | امرأت | م ر اMRE | mraetu | karısı da | (the) wife |
| 19 | العزيز | ع ز زAZZ | l-ǎzīzi | Aziz'in | (of) Aziz, |
| 20 | الآن | — | l-āne | işte şimdi | """Now" |
| 21 | حصحص | ح ص ح صḪṦḪṦ | HaSHaSa | yerini buldu | (is) manifest |
| 22 | الحق | ح ق قḪGG | l-Haḳḳu | hak | the truth. |
| 23 | أنا | — | enā | ben | I |
| 24 | راودته | ر و دRVD̃ | rāvedtuhu | murad almak istemiştim | sought to seduce him |
| 25 | عن | — | ǎn | from | |
| 26 | نفسه | ن ف سNFS | nefsihi | onun nefsinden | himself, |
| 27 | وإنه | — | ve innehu | şüphesiz o | and indeed, he |
| 28 | لمن | — | lemine | (is) surely of | |
| 29 | الصادقين | ص د قṦD̃G | S-Sādiḳīne | doğrulardandır | the truthful. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
قال ما خطبكن اذ رودتن يوسف عن نفسه قلن حش لله ما علمنا عليه من سوء قالت امرات العزيز الن حصحص الحق انا رودته عن نفسه وانه لمن الصدقين
Arapça (Harekeli)
قَالَ مَا خَطْبُكُنَّ إِذْ رَاوَدتُّنَّ يُوسُفَ عَن نَّفْسِهِ قُلْنَ حَاشَ لِلَّهِ مَا عَلِمْنَا عَلَيْهِ مِن سُوءٍ قَالَتِ امْرَأَتُ الْعَزِيزِ الْآنَ حَصْحَصَ الْحَقُّ أَنَا رَاوَدتُّهُ عَن نَّفْسِهِ وَإِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِقِينَ
Transliterasyon
Kâle mâ hatbukunne iz râvedtunne yûsufe an nefsih|î|, kulne hâşe lillâhi mâ alimnâ aleyhi min sû’(sûin), kâletimre’etul azîzil âne hashasal hakku ene râvedtuhu an nefsihî ve innehu le mines sâdikîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Q<span class="u">a</span>la m<span class="u">a</span> kha<span class="u">t</span>bukunna i<span class="u">th</span>r<span class="u">a</span>wadtunna yoosufa AAan nafsihi qulna <span class="u">ha</span>sha lill<span class="u">a</span>him<span class="u">a</span> AAalimn<span class="u">a</span> AAalayhi min soo-in q<span class="u">a</span>latiimraatu alAAazeezi al-<span class="u">a</span>na <span class="u">h</span>a<span class="u">sh</span>a<span class="u">s</span>a al<span class="u">h</span>aqquan<span class="u">a</span> r<span class="u">a</span>wadtuhu AAan nafsihi wa-innahu lamina a<span class="b">l</span><span class="u">ssa</span>diqeen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Padişah, o kadınlara, Yûsuf'tan murât almak istediğiniz zaman ne haldeydiniz dedi. Allah için dediler, onun bir kötülüğünü görmedik, bilmedik. Azîzin karısı da şimdi işte dedi, hak çıktı meydana, ondan murât almak isteyen bendim ancak ve o, hiç şüphe yok ki gerçeklerdendi.
Ali Bulaç
(Hükümdar topladığı o kadınlara:) "Yusuf'un nefsinden murad almak istediğinizde sizin durumunuz neydi?" dedi. Onlar: "Allah için, haşa" dediler. "Biz ondan hiçbir kötülük görmedik." Aziz (Vezir)in de karısı dedi ki: "İşte şu anda gerçek orta yere çıktı; onun nefsinden ben murad almak istemiştim. O ise gerçekten doğruyu söyleyenlerdendir."
Bayraktar Bayraklı
Kral kadınlara dedi ki: “Yûsuf'un nefsinden murat almak istediğiniz zaman durumunuz neydi?” Kadınlar, “Hâşâ! Allah için biz ondan hiçbir kötülük görmedik” dediler. Aziz'in hanımı da dedi ki: “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ben, onun nefsinden murat almak istemiştim. Şüphesiz ki o, doğru söyleyenlerdendir.”
Diyanet İşleri
(Kral kadınlara) dedi ki: Yusufun nefsinden murat almak istediğiniz zaman durumunuz neydi? Kadınlar, Haşa! Allah için, biz ondan hiçbir kötülük görmedik, dediler. Azizin karısı da dedi ki: "Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ben onun nefsinden murat almak istemiştim. Şüphesiz ki o doğru söyleyenlerdendir."
Edip Yüksel
"Yusuf'u baştan çıkarmak isterken durumunuz neydi?" Kadınlar, "ALLAH korusun; biz ondan bir kötülük görmedik!" dediler. Bunun üzerine, valinin karısı şöyle dedi: "Gerçek artık ortaya çıktı. Onu ben yoldan çıkarmaya çalışmıştım. O doğru konuşuyor."
Elmalılı Hamdi Yazır
Hükümdar, o kadınlara "Derdiniz neydi ki, o vakit Yusuf'un nefsinden murad almaya kalktınız?" dedi. Onlar "Hâşâ, Allah için, biz onun aleyhinde hiçbir fenalık bilmiyoruz" dediler. Aziz'in, karısı da: "Şimdi hak ve hakikat olduğu gibi ortaya çıktı. Aslında onun nefsinden ben murad almak istedim. O ise şeksiz şüphesiz doğrulardandır" dedi.
Erhan Aktaş
Hükümdar: “Yusuf’tan murat almak istediğinizde ondan nasıl bir karşılık aldınız?” dedi. Kadınlar: “Hâşâ! Allah için onun bir kötülüğünü bilmiyoruz.” dediler. Aziz’in hanımı: “Şimdi gerçek ortaya çıktı, ona ben sahip olmaya kalkıştım, o kesinlikle doğru söyleyenlerdendir.” dedi.
Hakkı Yılmaz
Hükümdar: “Yûsuf'un nefsinden murat almaya kalktığınız zaman durum ne idi?” dedi. Kadınlar: “Hâşâ, Allah için, biz o'nun aleyhinde hiçbir fenalık bilmedik” dediler. Aziz'in karısı da: “Şimdi hak ve hakikat olduğu gibi ortaya çıktı. Onun nefsinden ben murat almak istedim. O ise şeksiz şüphesiz doğrulardandır. –
Muhammed Esed
(Bunun üzerine Kral o kadınları çağırtıp kendilerine:) "Yusuf'un gönlünü çelmek isterken ne sağlayacağınızı umuyordunuz?" diye sordu. Kadınlar: "Allah korusun, biz o'ndan en küçük bir kötülük görmedik!" dediler. (Ve) Yusuf'un ilk efendisinin hanımı: "Artık gerçek ortaya çıktı!" diye atıldı, "Onun gönlünü çelmek isteyen bendim; o ise hep özü-sözü doğru olan kimselerdendi!"
Mustafa İslamoğlu
(Kral onları toplayıp) sordu: "Sizler, bir zamanlar Yusuf'u baştan çıkarmaya çabalamakla ne elde etmeyi ummuştunuz? Onlar "Haşa!" dediler, "Allah için biz, onun aleyhine olabilecek en küçük bir kötülüğe tanık olmadık." Malum yöneticinin karısı "İşte" diye atıldı, "gerçek olanca çıplaklığıyla şimdi ortaya çıktı! Arzumu tatmin için onu baştan çıkarmaya çalışan bendim; ne ki o, hep (özüne ve sözüne) sadık kaldı.
Suat Yıldırım
Hükümdar o kadınları toplayıp: “Ne idi sizin Yusuf'la dâvanız? ” Siz Yusuf'u elde etmeye çalıştığınızda durum ne idi, Yusuf nasıl davrandı? ” diye sordu. Onlar da: “Hâşa! Allah için söylemek gerekirse, onun yaptığı hiç bir kötülük bilmiş, görmüş değiliz. ” dediler. İşte o sırada vezirin eşi: “Şimdi gerçek meydana çıktı. Ondan kâm almak isteyen bendim. O ise tam sadık ve dürüst insanlardandır. ” diye itiraf etti.
Süleyman Ateş
(Kral, kadınlara): "Yusuf'un nefsinden murad almak istediğiniz zaman durumunuz neydi?" dedi. Dediler ki: "Haşa, Allah için (doğru söylemek lazım), biz onda hiçbir kötülük görmedik!" Aziz'in karısı da: "İşte şimdi hak yerini buldu, ben onun nefsinden murad almak istemiştim. O tamamen doğrulardandır!" dedi.
Şaban Piriş
(Hükümdar kadınlara):-İsteklerinizle Yusufa ısrar ettiğiniz zaman durumunuz neydi? dedi. Kadınlar:-Haşa, Onun bir kötülüğünü görmedik, dediler. Vezirin karısı:-Şimdi gerçek anlaşıldı. Nefsine uyan bendim. O, tamamen doğrulardandır.
Yaşar Nuri Öztürk
Kral dedi: "Yusuf'un nefsinden murat almak istediğinizde, derdiniz ne idi?" Dediler ki: "Allah şahit, biz onun hiçbir kötülüğünü bilmiyoruz." Aziz'in karısı dedi ki: "İşte şimdi gerçek ortaya çıktı. Ben onunla gönül eğlendirmek istemiştim. O, özü-sözü doğru insanlardandı."
Edip-Layth-Martha
He said, "What is your plea that you tried to seduce Joseph from himself?" They said, "God forbid that we would do any harm to him." The wife of the Governor said, "Now the truth must be known, I did seek to seduce Joseph from himself and he is of the truthful ones…"
Muhammad Asad
[Thereupon the King sent for those women; and when they came,] he asked: "What was it that you hoped to achieve when you sought to make Joseph yield himself unto you?"* The women answered: "God save us! We did not perceive the least evil [intention] on his part!" [And] the wife of Joseph's former master* exclaimed: "Now has the truth come to light! It was I who sought to make him yield himself unto me - whereas he, behold, was indeed speaking the truth!"
Rashad Khalifa
(The king) said (to the women), "What do you know about the incident when you tried to seduce Joseph?" They said, "GOD forbid; we did not know of anything evil committed by him." The wife of the governor said, "Now the truth has prevailed. I am the one who tried to seduce him, and he was the truthful one.,
The Monotheist Group
He said: "What is your plea that you tried to seduce Joseph from himself?" They said: "God be sought! We know of no evil on his part." The wife of the governor said: "Now the truth must be known, I did seek to seduce Joseph from himself and he is of the truthful ones."