Yusuf Sûresi56. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (17 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وكذلك | — | ve keƶālike | böylece | And thus |
| 2 | مكنا | م ك نMKN | mekkennā | biz iktidar verdik | We established |
| 3 | ليوسف | — | līūsufe | Yusuf'a | [to] Yusuf |
| 4 | في | — | fī | in | |
| 5 | الأرض | ا ر ضERŽ | l-erDi | o ülke'de | the land |
| 6 | يتبوأ | ب و اBVE | yetebevveu | konaklardı | to settle |
| 7 | منها | — | minhā | orada | therein |
| 8 | حيث | ح ي ثḪYS̃ | Hayṧu | yerde | where ever |
| 9 | يشاء | ش ي اŞYE | yeşā'u | dilediği | he willed. |
| 10 | نصيب | ص و بṦVB | nuSību | biz ulaştırırız | We bestow |
| 11 | برحمتنا | ر ح مRḪM | biraHmetinā | rahmetimizi | Our Mercy |
| 12 | من | — | men | kimseye | (on) whom |
| 13 | نشاء | ش ي اŞYE | neşā'u | dilediğimiz | We will. |
| 14 | ولا | — | ve lā | And not | |
| 15 | نضيع | ض ي عŽYA | nuDīǔ | zayi etmeyiz | We let go waste |
| 16 | أجر | ا ج رECR | ecra | ecrini | (the) reward |
| 17 | المحسنين | ح س نḪSN | l-muHsinīne | güzel davrananların | (of) the good-doers. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وكذلك مكنا ليوسف فى الارض يتبوا منها حيث يشاء نصيب برحمتنا من نشاء ولا نضيع اجر المحسنين
Arapça (Harekeli)
وَكَذَلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِي الْأَرْضِ يَتَبَوَّأُ مِنْهَا حَيْثُ يَشَاءُ نُصِيبُ بِرَحْمَتِنَا مَن نَّشَاءُ وَلَا نُضِيعُ أَجْرَ الْمُحْسِنِينَ
Transliterasyon
Ve kezâlike mekkennâ li yûsufe fîl ard|ı|, yetebevveu minhâ haysu yeşâ’(yeşâu), nusîbu bi rahmetinâ men neşâu ve lâ nudîu ecrel muhsinîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Waka<span class="u">tha</span>lika makann<span class="u">a</span> liyoosufafee al-ar<span class="u">d</span>i yatabawwao minh<span class="u">a</span> <span class="u">h</span>aythu yash<span class="u">a</span>onu<span class="u">s</span>eebu bira<span class="u">h</span>matin<span class="u">a</span> man nash<span class="u">a</span>o wal<span class="u">a</span>nu<span class="u">d</span>eeAAu ajra almu<span class="u">h</span>sineen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
İşte Yûsuf'a Mısır'da böylece bir mevki verdik, nereyi isterse orada, dilediği gibi konaklardı. Rahmetimizi, kime dilersek ona nasîb ederiz ve iyilikte bulunanların ecrini zâyi etmeyiz.
Ali Bulaç
İşte böylece Biz yeryüzünde Yusuf'a güç ve imkan (iktidar) verdik. Öyle ki, orada (Mısır'da) dilediği yerde konakladı. Biz kime dilersek rahmetimizi nasib ederiz ve iyilik yapanların ecrini kayba uğratmayız.
Bayraktar Bayraklı
Böylece Yûsuf'a, orada dilediği gibi hareket etmek üzere ülke içinde yetki verdik. Biz dilediğimiz kimseye rahmetimizi ulaştırırız. Güzel davrananların ödülünü zayi etmeyiz.
Diyanet İşleri
Ve böylece Yusuf'a orada dilediği gibi hareket etmek üzere ülke içinde yetki verdik. Biz dilediğimiz kimseye rahmetimizi eriştiririz. Ve güzel davrananların mükafatını zayi etmeyiz.
Edip Yüksel
Böylece Yusuf'u o ülkede yerleştirdik. Dilediği gibi hareket edebiliyordu. Dilediğimiz kimseye rahmetimizi yağdırırız. Güzel davrananları ödülsüz bırakmayız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve işte biz böylece Yusuf'u o yerde temkin ettik (yerleştirdik). Neresinde isterse orada makam tutuyordu. Biz rahmetimizi dilediğimize nasip ederiz. Ve iyilik edenlerin mükafatını zayi etmeyiz.
Erhan Aktaş
Ve böylece Yusuf’u yetki sahibi yaptık, istediği yerde mekân tutma imkânı verdik. Rahmetimizi istediğimize veririz. İyilik edenlerin yaptıklarını karşılıksız bırakmayız.
Hakkı Yılmaz
Ve işte Biz böylece Yûsuf için o yerde iktidar; ülke yönetimi verdik. Neresinde isterse orada konaklardı. Biz rahmetimizi dilediğimize nasip ederiz. Ve iyilik edenlerin ödülünü kaybetmeyiz.
Muhammed Esed
İşte böyle emin bir yer sağladık Yusuf'a (o) ülkede; öyle ki, dilediği yerde konaklayabilir/dilediği şeyi yapabilirdi. Biz rahmetimizi dilediğimize nasip ederiz, ama iyilik yapanların hak ettiği karşılığı vermekten de geri durmayız.
Mustafa İslamoğlu
İşte bu şekilde Biz, Yusuf'a ülkede sağlam bir iktidar zemini hazırladık (ki), o orada istediği yapıyı inşa edebilsin. Biz rahmetimizi istediğimize bahşederiz; fakat iyilik yapanların (bu dünyadaki) karşılığına da zayi etmeyiz.
Suat Yıldırım
Böylece Biz Yusuf'a Mısır'da iktidar verdik. Dilediği yerde konaklayabilir, orayı dilediği şekilde yönetirdi. Biz lütfumuzu dilediğimiz kimselere eriştirir ve güzel hareket edenlerin ücretlerini asla zayi etmeyiz.
Süleyman Ateş
Böylece biz Yusuf'a o ülke'de iktidar verdik. Orada dilediği yerde konaklardı. Biz, dilediğimiz kimseye rahmetimizi ulaştırırız, güzel davrananların ecrini zayi etmeyiz.
Şaban Piriş
Yusufu böylece o memlekete yerleştirdik;istediği yerde oturabilirdi. Rahmetimizi tıpkı bu misalde olduğu gibi istediğimize veririz.; iyi davrananların ecrini zayi etmeyiz.
Yaşar Nuri Öztürk
İşte böylece biz Yusuf'a yeryüzünde imkan ve mevki verdik. Ülkede, istediği yerde konaklayabiliyordu. Biz dilediğimiz kimseye rahmetimizi ulaştırırız; güzel düşünüp güzel davrananların ödülünü yitirmeyiz.
Edip-Layth-Martha
Thus, We gave Joseph authority in the land, to travel in it as he pleases. We bestow Our mercy upon whom We please, and We do not waste the reward of the good doers.
Muhammad Asad
And thus We established Joseph securely in the land [of Egypt]: he had full mastery over it, [doing] whatever he willed. [Thus do] We cause Our grace to alight upon whomever We will; and We do not fail to requite the doers of good.*
Rashad Khalifa
We thus established Joseph on earth, ruling as he wished. We shower our mercy upon whomever we will, and we never fail to recompense the righteous.,
The Monotheist Group
Andit was such that We gave Joseph authority in the land, to travel in it as he pleases. We bestow Our mercy upon whom We please, and We do not waste the reward of the good doers.