Yusuf Sûresi66. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (24 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قال | ق و لGVL | ḳāle | dedi ki | He said, |
| 2 | لن | — | len | """Never" | |
| 3 | أرسله | ر س لRSL | ursilehu | onu asla göndermem | will I send him |
| 4 | معكم | — | meǎkum | sizinle | with you |
| 5 | حتى | — | Hattā | kadar | until |
| 6 | تؤتون | ا ت يETY | tu'tūni | siz bana verinceye | you give to me |
| 7 | موثقا | و ث قVS̃G | mevṧiḳan | sağlam bir söz | a promise |
| 8 | من | — | mine | by | |
| 9 | الله | — | llahi | Allah adına | Allah |
| 10 | لتأتنني | ا ت يETY | lete'tunnenī | bana getireceğinize | that surely you will bring him to me |
| 11 | به | — | bihi | onu | that surely you will bring him to me |
| 12 | إلا | — | illā | dışında | unless |
| 13 | أن | — | en | that | |
| 14 | يحاط | ح و طḪVŦ | yuHāTa | kuşatılıp engellenmeniz | "you are surrounded.""" |
| 15 | بكم | — | bikum | sizin | "you are surrounded.""" |
| 16 | فلما | — | fe lemmā | ne zaman ki | And when |
| 17 | آتوه | ا ت يETY | ātevhu | verdiler | they had given him |
| 18 | موثقهم | و ث قVS̃G | mevṧiḳahum | sözlerini | their promise, |
| 19 | قال | ق و لGVL | ḳāle | dedi | he said, |
| 20 | الله | — | llahu | Allah | """Allah" |
| 21 | على | — | ǎlā | üzerine | over |
| 22 | ما | — | mā | şey | what |
| 23 | نقول | ق و لGVL | neḳūlu | söylediğimiz | we say |
| 24 | وكيل | و ك لVKL | vekīlun | vekildir | "(is) a Guardian.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
قال لن ارسله معكم حتى توتون موثقا من الله لتاتننى به الا ان يحاط بكم فلما ءاتوه موثقهم قال الله على ما نقول وكيل
Arapça (Harekeli)
قَالَ لَنْ أُرْسِلَهُ مَعَكُمْ حَتَّى تُؤْتُونِ مَوْثِقًا مِّنَ اللَّهِ لَتَأْتُنَّنِي بِهِ إِلَّا أَن يُحَاطَ بِكُمْ فَلَمَّا آتَوْهُ مَوْثِقَهُمْ قَالَ اللَّهُ عَلَى مَا نَقُولُ وَكِيلٌ
Transliterasyon
Kâle len ursilehu meakum hattâ tu’tûni mevsikan minallâhi le te’tunnenî bihî illâ en yuhâta bikum, fe lemmâ âtevhu mevsikahum kâlallâhu alâ mâ nekûlu vekîl(vekîlun).
Transliteration (Eng.)
Q<span class="u">a</span>la lan orsilahu maAAakum <span class="u">h</span>att<span class="u">a</span>tu/tooni mawthiqan mina All<span class="u">a</span>hi lata/tunnanee bihi ill<span class="u">a</span>an yu<span class="u">hat</span>a bikum falamm<span class="u">a</span> <span class="u">a</span>tawhu mawthiqahum q<span class="u">a</span>laAll<span class="u">a</span>hu AAal<span class="u">a</span> m<span class="u">a</span> naqoolu wakeel<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Etrâfınız kuşatılmadıkça dedi, onu mutlaka geri getireceğinize dâir Allah adına bir söz vermezseniz sizinle imkânı yok göndermem onu. Onlar, söz verince de bu dediklerimize Allah tanık olsun dedi.
Ali Bulaç
"Bana etrafınızın çepeçevre kuşatılması dışında, onu ne olursa olsun mutlaka bana getireceğinize dair Allah adına kesin bir söz verinceye kadar, onu sizinle asla gönderemem." dedi. Böylelikle ona kesin bir söz verince dedi ki: "Allah, söylediklerimize vekildir."
Bayraktar Bayraklı
Ya‘kûb dedi ki: “Hepinizin çepeçevre kuşatılması müstesna, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah'tan bir garanti vermedikçe, onu sizinle asla göndermem.” Kardeşler ona garanti verince şöyle dedi: “Şu söylediğimize Allah vekildir.”
Diyanet İşleri
(Ya'kub) dedi ki: Kuşatılmanız (ve çaresiz kalma durumunuz) hariç, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah adına bana sağlam bir söz vermediğiniz takdirde onu sizinle beraber göndermem!" Ona (istediği şekilde) teminatlarını verdiklerinde dedi ki: Söylediklerimize Allah şahittir.
Edip Yüksel
"Hepiniz kuşatılıp engellenmedikçe onu bana getireceğinize dair bana, ALLAH adına sağlam bir söz vermezseniz, onu sizinle beraber göndermem. Onlar ona söz verince, "Söylediklerimize ALLAH tanıktır" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Babaları dedi ki: "Hepiniz çaresiz kalmadıkça onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah'dan bir yemin vermedikçe, onu, kesinlikle sizinle göndermem". Onlar da Allah'a and içerek babalarına söz verince, babaları dedi ki: "Bu söylediklerinize Allah vekildir".
Erhan Aktaş
“Saldırıya uğrayıp çaresiz kalmadıkça, kesinlikle onu bana getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe, onu sizinle asla gönderm em.” dedi. Onlar, söz verince: “Allah söylediklerinize vekildir.” dedi.
Hakkı Yılmaz
Babaları dedi ki: “Etrafınız kuşatılmadıkça/hepiniz çaresiz kalmadıkça, onu bana kesinlikle getireceğinize dair Allah'tan bir üstlenme vermedikçe, onu kesinlikle sizin ile birlikte göndermem.” Onlar, babalarına teminatlarını verince, babaları, “Bu söylediklerimize Allah, belirli bir programa göre ayarlayan ve bu programı koruyarak, destekleyerek uygulayandır” dedi.
Muhammed Esed
(Yakub,) "Hepiniz (ölümle) kuşatılıp-kıstırılmadıkça" dedi, "onu bana geri getireceğinize dair bana Allah huzurunda yeminle söz verinceye kadar onu sizinle göndermeyeceğim!" Ve yeminle söz verdiklerinde de, "(Bu) konuştuklarımıza Allah şahittir!" dedi.
Mustafa İslamoğlu
(Yakub) dedi ki: "Her tarafınızdan kuşatılıp tüm imkanlarınız tükenmedikçe onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir yemin edip söz vermedikçe, onu sizinle birlikte asla yollamam!" Onlar yemin ettiklerinde ise (Yakub), "Allah bütün bu konuştuklarımıza müdahil olan bir şahittir!" dedi
Suat Yıldırım
Yâkub şöyle cevap verdi: “Siz kendiniz helâk olmadıkça, onu bana getireceğinize dair Allah'ın huzurunda sağlam bir söz vermeden, ben asla onu sizinle göndermem! ” Onlar kendisine kesin söz verince de dedi ki: “Allah Teâlâ da bu söylediklerimize şahittir, gözeticidir. ”
Süleyman Ateş
(Ya'kub): "Hepiniz kuşatılıp engellenmedikçe siz, onu bana getireceğinize dair Allah adına bana sağlam söz vermeden onu asla sizinle göndermem!" dedi. Ne zaman ki, sözlerini verdiler, (Ya'kub): "Söylediğimize Allah, vekildir!" dedi.
Şaban Piriş
Babaları: -Hepiniz kuşatılmadıkça onu bana geri getireceğinize dair Allaha karşı sağlam bir söz vermezseniz, onu sizinle göndermeyeceğim, dedi. Söz verdiklerinde: -Sözümüze Allah vekildir, dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Yakub dedi: "Hepinizin çepeçevre kuşatması müstesna, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah'tan bir garanti vermedikçe, onu sizinle asla göndermem." Kardeşler ona garanti varince şöyle dedi: "Şu söylediğinize Allah Vekil'dir."
Edip-Layth-Martha
He said, "I will not send him with you until you give me a covenant before God that you will bring him back unless you are completely overtaken." So when they gave him their covenant, he said, "God is a guard over what we say."
Muhammad Asad
Said [Jacob]: "I will not send him with you until you give me a solemn pledge, before God, that you will indeed bring him back unto me, unless you yourselves be encompassed [by death]!" And when they had given him their solemn pledge, [Jacob] said: "God is witness to all that we say!"
Rashad Khalifa
He said, "I will not send him with you, unless you give me a solemn pledge before GOD that you will bring him back, unless you are utterly overwhelmed." When they gave him their solemn pledge, he said, "GOD is witnessing everything we say.",
The Monotheist Group
He said: "I will not send him with you until you come to me with a covenant to God that you will bring him back unless you are completely overtaken." So when they brought him their covenant, he said: "God is placed in trust over what we say."