Yusuf Sûresi68. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (30 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولما | — | velemmā | ne zaman ki | And when |
| 2 | دخلوا | د خ لD̃ḢL | deḣalū | girdiler | they entered |
| 3 | من | — | min | from | |
| 4 | حيث | ح ي ثḪYS̃ | Hayṧu | yerden | where |
| 5 | أمرهم | ا م رEMR | emerahum | emrettiği | ordered them |
| 6 | أبوهم | ا ب وEBV | ebūhum | babalarının | their father, |
| 7 | ما | — | mā | not | |
| 8 | كان | ك و نKVN | kāne | idi | it |
| 9 | يغني | غ ن يĞNY | yuğnī | savamaz | avail(ed) |
| 10 | عنهم | — | ǎnhum | onlardan | them |
| 11 | من | — | mine | -tan (gelecek) | against |
| 12 | الله | — | llahi | Allah | Allah |
| 13 | من | — | min | hiçbir | any |
| 14 | شيء | ش ي اŞYE | şey'in | şeyi | thing |
| 15 | إلا | — | illā | ama sadece | but |
| 16 | حاجة | ح و جḪVC | Hāceten | bir dileği | (it was) a need |
| 17 | في | — | fī | içindeki | of |
| 18 | نفس | ن ف سNFS | nefsi | nefsi | Yaqub's soul, |
| 19 | يعقوب | — | yeǎ'ḳūbe | Ya'kub'un | Yaqub's soul, |
| 20 | قضاها | ق ض يGŽY | ḳaDāhā | açığa çıkardı | which he carried out. |
| 21 | وإنه | — | ve innehu | şüphesiz O | And indeed, he |
| 22 | لذو | — | leƶū | sahibi idi | (was) a possessor |
| 23 | علم | ع ل مALM | ǐlmin | bilgi | (of) knowledge |
| 24 | لما | — | limā | ötürü | because |
| 25 | علمناه | ع ل مALM | ǎllemnāhu | ona öğrettiğimizden | We had taught him, |
| 26 | ولكن | — | velākinne | fakat | but |
| 27 | أكثر | ك ث رKS̃R | ekṧera | çoğu | most |
| 28 | الناس | ن و سNVS | n-nāsi | insanların | (of) the people |
| 29 | لا | — | lā | (do) not | |
| 30 | يعلمون | ع ل مALM | yeǎ'lemūne | bilmezler | know. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولما دخلوا من حيث امرهم ابوهم ما كان يغنى عنهم من الله من شىء الا حاجة فى نفس يعقوب قضىها وانه لذو علم لما علمنه ولكن اكثر الناس لا يعلمون
Arapça (Harekeli)
وَلَمَّا دَخَلُوا مِنْ حَيْثُ أَمَرَهُمْ أَبُوهُم مَّا كَانَ يُغْنِي عَنْهُم مِّنَ اللَّهِ مِن شَيْءٍ إِلَّا حَاجَةً فِي نَفْسِ يَعْقُوبَ قَضَاهَا وَإِنَّهُ لَذُو عِلْمٍ لِّمَا عَلَّمْنَاهُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
Transliterasyon
Ve lemmâ dehalû min haysu emerehum ebûhum, mâ kâne yugnî anhum minallâhi min şey’in illâ hâceten fî nefsi ya’kûbe kadâhâ, ve innehu le zû ilmin limâ allemnâhu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Walamm<span class="u">a</span> dakhaloo min <span class="u">h</span>aythuamarahum aboohum m<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>na yughnee AAanhum mina All<span class="u">a</span>himin shay-in ill<span class="u">a</span> <span class="u">ha</span>jatan fee nafsi yaAAqooba qa<span class="u">da</span>h<span class="u">a</span>wa-innahu la<span class="u">th</span>oo AAilmin lim<span class="u">a</span> AAallamn<span class="u">a</span>huwal<span class="u">a</span>kinna akthara a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>si l<span class="u">a</span>yaAAlamoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Babalarının emrettiği gibi Mısır'a girdiler ama bu, Allah'ın takdîrinden hiçbir şeyi gideremedi, ancak Yakup'un dileği yerine gelmiş oldu ve şüphe yok ki Yakup, kendisine öğretmiş olduğumuzdan dolayı bir bilgiye sâhipti, fakat insanların çoğu bilmez.
Ali Bulaç
Babalarının kendilerine emrettiği yerden (Mısır'a) girdiklerinde, (bu,) -Yakub'un nefsindeki dileği açığa çıkarması dışında- onlara Allah'tan gelecek olan hiçbir şeyi (gidermeyi) sağlamadı. Gerçekten o, kendisine öğrettiğimiz için bir ilim sahibiydi. Ancak insanların çoğu bilmezler.
Bayraktar Bayraklı
Babalarının emrettiği yerlerden şehre girdiklerinde, bu onlardan Allah'ın herhangi bir takdirini uzak tutamazdı; sadece Ya‘kûb'un içindeki bir isteği gerçekleştirmişti. Ya‘kûb, bizim ona öğretmemizden dolayı bilgi sahibi idi. Ama halkın çoğu bunu bilmezdi.
Diyanet İşleri
Babalarının kendilerine emrettiği yerden (çeşitli kapılardan) girdiklerinde (onun emrini yerine getirdiler. Fakat bu tedbir) Allah'tan gelecek hiçbir şeyi onlardan savamazdı; ancak Ya'kub içindeki bir dileği açığa vurmuş oldu. Şüphesiz o, ilim sahibiydi, çünkü ona biz öğretmiştik. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Edip Yüksel
Babalarının kendilerine emrettiği yerlerden girdiler. Bu, onları ALLAH'ın hiçbir takdirinden kurtaramazdı; ancak Yakup onlardan bunu istemekte özel bir nedene sahipti. O, kendisine öğrettiğimiz belli bir bilgiye sahipti; fakat halkın çoğu bilmez.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne zaman ki, şehre vardılar, o zaman babalarının kendilerine emrettiği şekilde girdiler. (Gerçi bu şekilde girmeleri) onlar hakında Allah'ın takdir ettiği hiçbir şeyi önleyemezdi, bu sadece Yakub'un içinden geçirdiği bir isteğin yerine getirilmesi oldu. Şüphesiz o, ilim sahibiydi, çünkü ona biz öğretmiştik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Erhan Aktaş
Babalarının istediği şekilde girdiler. Yakup, eğer Allah, haklarında bir şey takdir etmiş olsaydı, içinden gelen bu dileğin onlara fayda vermeyeceğini bilmekteydi. O, kendisine öğrettiğimiz için ilim sahibiydi. Ancak insanların çoğu bilmezler.
Hakkı Yılmaz
Ve ne zaman ki şehre vardılar, o zaman babalarının kendilerine emrettiği şekilde girdiler. Bu, onlar hakkında Allah'tan hiçbir şeyi önleyemezdi, bu sadece Ya‘kûb'un içinden geçirdiği bir isteğin gerçekleşmesi oldu. Ve şüphesiz o, o'na öğrettiğimiz için bilgi sahibiydi. Velâkin insanların çoğu bilmezler.
Muhammed Esed
Ama onlar (Yusuf'un bulunduğu şehre) her ne kadar babalarının talimatına uygun olarak girdilerse de, bunun Allah'ın takdirine karşı onlara bir yararı olmadı; yalnızca, Yakub'un, (oğullarını korumak yönünde) duyduğu arzunun bir ifadesiydi bu. Çünkü, o kendisine öğrettiklerimiz sayesinde, (her zaman Allah'ın hükmünün geçerli olduğuna dair) yeterli bir bilgiye sahipti; ama insanların çoğu (bunu böyle) bilmezler.
Mustafa İslamoğlu
Ve onlar her ne kadar babalarının kendilerine emrettiği gibi (şehre) girdilerse de, bunun Allah'tan gelecek olana karşı bir yararı olmadı. Ne ki bu, Yakub'un içinden geçeni dile getirme ihtiyacını duyduğu bir temenniden başka bir şey değildi. Ve gerçekte o, kendisine öğrettiğimiz üzre (Allah'ın hayata müdahil olduğunun) tam bilincindeydi; fakat insanların çoğu (bunu dahi) farketmezler.
Suat Yıldırım
Babalarının kendilerine emrettiği şekilde ayrı ayrı kapılardan girerek onun emrini yerine getirdiler. Ama bu tedbir, Allah'ın kendileri hakkındaki takdiri karşısında hiç bir fayda sağlamadı. Sadece Yâkub'un içindeki bir dileği açığa çıkarmış oldu. O, kendisine Biz öğrettiğimizden ötürü ilim sahibi idi. (Bunun içindir ki “Allah'tan gelecek takdiri önleyemem. ” demişti. ) Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmezler.
Süleyman Ateş
Babalarının emrettiği yerden (Mısır'a) girdiler; (gerçi) bu, Allah'tan gelecek hiçbir şeyi onlardan savamazdı. Ama sadece Ya'kub, içindeki bir dileği söylemişti. O, kendisine öğrettiğimizden ötürü bilgi sahibi idi (bundan dolayı 'Allah'ın takdirinden hiçbir şeyi sizden savamam' demişti). Fakat insanların çoğu bilmezler.
Şaban Piriş
Babalarının emrettiği gibi girdiler. Esasen bu, Allahtan gelecek hiçbir şeyi onlardan savamazdı ancak Yakub içindeki arzuyu ortaya koymuş oldu. O, şüphesiz kendisine öğrettiğimizi bilir; fakat insanların çoğu bilmezler.
Yaşar Nuri Öztürk
Babalarının emrettiği yerlerden kente girdiklerinde, bu onlardan Allah'ın herhangi bir takdirini uzak tutmamıştı; sadece Yakub'un içindeki bir isteği gerçekleştirmişti. Yakub, bizim ona öğretmemizden dolayı bilgi sahibi idi. Ama halkın çoğu bunu bilmezdi.
Edip-Layth-Martha
When they entered from where their father had commanded them, it would not have availed them in the least against God, but it was out of a concern in Jacob's person. Since We have taught him, he had certain knowledge; but most people do not know.*
Muhammad Asad
But although* they entered [Joseph's city] in the way their father had bidden them, this proved of no avail whatever to them against [the plan of] God* [His request] had served only to satisfy Jacob's heartfelt desire [to protect them]:* for, behold, thanks to what We had imparted unto him, he was indeed endowed with the knowledge [that God's will must always prevail* ]; but most people know it not.
Rashad Khalifa
When they went (to Joseph), they entered in accordance with their father's instructions. Although this could not change anything decreed by GOD, Jacob had a private reason for asking them to do this. For he possessed certain knowledge that we taught him, but most people do not know.,
The Monotheist Group
Andwhen they entered from where their father had commanded them, it would not have availed them in the least against God, but it was out of a concern in the soul of Jacob that he brought out. And he is with knowledge for what We taught him, but most of the people do not know.