Yusuf Sûresi94. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (12 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولما | — | velemmā | ne zaman ki | And when |
| 2 | فصلت | ف ص لFṦL | feSaleti | ayrıldı | departed |
| 3 | العير | ع ي رAYR | l-ǐyru | kervan | the caravan, |
| 4 | قال | ق و لGVL | ḳāle | dedi ki | their father said, |
| 5 | أبوهم | ا ب وEBV | ebūhum | babaları | their father said, |
| 6 | إني | — | innī | ben | """Indeed, I" |
| 7 | لأجد | و ج دVCD̃ | leecidu | alıyorum | [I] find |
| 8 | ريح | ر و حRVḪ | rīHa | kokusunu | (the) smell |
| 9 | يوسف | — | yūsufe | Yusuf'un | (of) Yusuf, |
| 10 | لولا | — | levlā | eğer | if not |
| 11 | أن | — | en | that | |
| 12 | تفندون | ف ن دFND̃ | tufennidūni | bana bunak demezseniz | "you think me weakened in mind.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولما فصلت العير قال ابوهم انى لاجد ريح يوسف لولا ان تفندون
Arapça (Harekeli)
وَلَمَّا فَصَلَتِ الْعِيرُ قَالَ أَبُوهُمْ إِنِّي لَأَجِدُ رِيحَ يُوسُفَ لَوْلَا أَن تُفَنِّدُونِ
Transliterasyon
Ve lemmâ fasalatil’îru kâle ebûhum innî le ecidu rîha yûsufe lev lâ en tufennidûn|i|.
Transliteration (Eng.)
Walamm<span class="u">a</span> fa<span class="u">s</span>alati alAAeeru q<span class="u">a</span>laaboohum innee laajidu ree<span class="u">h</span>a yoosufa lawl<span class="u">a</span> antufannidoon<span class="b">i</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Kervan, Mısır'dan ayrılınca babaları, bana bunak demeseniz bâri, Yûsuf'un kokusunu duyuyorum dedi.
Ali Bulaç
Kafile (Mısır'dan) ayrılmaya başladığı zaman, babaları dedi ki: "Eğer beni bunamış saymıyorsanız, inanın Yusuf'un kokusunu (burnumda tüter) buluyorum."
Bayraktar Bayraklı
Kafile Mısır'dan ayrılınca, babaları yanındakilere, “Eğer bana bunamış demezseniz, inanın ben Yûsuf'un kokusunu alıyorum” dedi.
Diyanet İşleri
Kafile (Mısır'dan) ayrılınca, babaları (yanındakilere): Eğer bana bunamış demezseniz inanın ben Yusuf'un kokusunu alıyorum! dedi.
Edip Yüksel
Kervan ayrılınca, babaları, "Beni bunamış saymayın, Yusuf'un kokusunu işitiyorum" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne zaman ki, kafile (Mısır'dan) ayrıldı, öteden babaları dedi ki: "Eğer bana bunak demezseniz, doğrusu ben Yusuf'un kokusunu alıyorum."
Erhan Aktaş
Kafile ayrıldığında babaları: “Eğer bunamış demezseniz, doğrusu ben gerçekten Yusuf’un kokusunu duyuyorum.” dedi.
Hakkı Yılmaz
Ve ne zaman ki, kafile ayrıldı, babaları dedi ki: “Eğer bana bunak demezseniz, şüphesiz ben Yûsuf'un kokusunu buluyorum.”
Muhammed Esed
(YAKUB'un oğullarına ait olan) kervan yola koyulduğu sıralarda babaları (yanında bulunan kimselere): "Bunak olduğuma yormazsanız (derim ki) Yusuf'un kokusunu alıyorum!"
Mustafa İslamoğlu
Derken, kervan yola koyulduğunda babaları dedi ki: "İnanın ki ben Yusuf'un kokusunu alıyorum; umarım beni bunak yerine koymazsınız."
Suat Yıldırım
Kafile daha Mısır'dan ayrılır ayrılmaz, öteden babaları: “Şayet 'Bunadı' demezseniz, doğrusu, ben Yusuf'un kokusunu alıyorum! ” dedi.
Süleyman Ateş
Kervan (Mısır'dan) ayrıl(ıp yola koyul)unca, babaları, (yanında bulunanlara): "Eğer bana bunak demezseniz, ben Yusuf'un kokusunu alıyorum." dedi.
Şaban Piriş
Kafile, yola çıktığında, babaları: -Doğrusu ben Yusufun kokusunu alıyorum; ne olur beni bunak zannetmeyin, dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Kervan oradan ayrılınca, öte yandan babaları şöyle seslendi: "Yemin olsun, ben Yusuf'un kokusunu duyuyorum. Umarım bana bunaklık isnat etmezsiniz."
Edip-Layth-Martha
When the caravan departed, their father said, "I do indeed feel the scent of Joseph, except that you may think me senile."
Muhammad Asad
AND AS SOON as the caravan [with which Jacob's sons were travelling] was on its way,* their father said [to the people around him]: "Behold, were it not that you might consider me a dotard, [I would say that] I truly feel the breath of Joseph [in the air]!"
Rashad Khalifa
Even before the caravan arrived, their father said, "I can sense the smell of Joseph. Will someone enlighten me?",
The Monotheist Group
Andwhen the caravan departed, their father said: "I do indeed feel the scent of Joseph, except that you may think me senile."