Yusuf Sûresi96. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (20 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فلما | — | felemmā | zaman | Then when |
| 2 | أن | — | en | [that] | |
| 3 | جاء | ج ي اCYE | cā'e | geldiği | arrived |
| 4 | البشير | ب ش رBŞR | l-beşīru | müjdeci | the bearer of glad tidings, |
| 5 | ألقاه | ل ق يLGY | elḳāhu | koyunca | he cast it |
| 6 | على | — | ǎlā | üzerine | over |
| 7 | وجهه | و ج هVCH | vechihi | yüzü | his face, |
| 8 | فارتد | ر د دRD̃D̃ | fertedde | derhal | then returned (his) sight. |
| 9 | بصيرا | ب ص رBṦR | beSīran | görür oldu | then returned (his) sight. |
| 10 | قال | ق و لGVL | ḳāle | dedi ki | He said, |
| 11 | ألم | — | elem | """Did not" | |
| 12 | أقل | ق و لGVL | eḳul | demedim mi? | I say |
| 13 | لكم | — | lekum | size | to you, |
| 14 | إني | — | innī | elbett ben | indeed, I |
| 15 | أعلم | ع ل مALM | eǎ'lemu | bilirim | [I] know |
| 16 | من | — | mine | -tan | from |
| 17 | الله | — | llahi | Allah- | Allah |
| 18 | ما | — | mā | şeyleri | what |
| 19 | لا | — | lā | not | |
| 20 | تعلمون | ع ل مALM | teǎ'lemūne | sizin bilmediğiniz | "you know?""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فلما ان جاء البشير القىه على وجهه فارتد بصيرا قال الم اقل لكم انى اعلم من الله ما لا تعلمون
Arapça (Harekeli)
فَلَمَّا أَن جَاءَ الْبَشِيرُ أَلْقَاهُ عَلَى وَجْهِهِ فَارْتَدَّ بَصِيرًا قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّي أَعْلَمُ مِنَ اللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
Transliterasyon
Fe lemmâ en câel beşîru elkâhu alâ vechihî fertedde basîrâ(basiran), kâle e lem ekul lekum innî a’lemu minallâhi mâ lâ ta’lemûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Falamm<span class="u">a</span> an j<span class="u">a</span>a albasheeru alq<span class="u">a</span>huAAal<span class="u">a</span> wajhihi fa<span class="b">i</span>rtadda ba<span class="u">s</span>eeran q<span class="u">a</span>laalam aqul lakum innee aAAlamu mina All<span class="u">a</span>hi m<span class="u">a</span> l<span class="u">a</span>taAAlamoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Müjdeci gelip de gömleği gözlerine sürünce Yakup'un gözleri açıldı, görmeye başladı. Demedim mi size, şüphe yok ki Allah bana bildirmiştir, sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim ben dedi.
Ali Bulaç
Müjdeci gelip de onu (gömleği) onun yüzüne sürdüğü zaman, gözü görür olarak (sağlığına) dönüverdi. (Yakub) Dedi ki: "Ben, size bilmediğinizi Allah'tan gerçekten biliyorum demedim mi?"
Bayraktar Bayraklı
Müjdeci gelince, gömleği onun yüzüne koyar koymaz, Yakub görür oldu. Bunun üzerine Ya‘kûb, “Ben size Allah tarafından vahiy ile sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim, demedim mi?” dedi.
Diyanet İşleri
Müjdeci gelince, gömleği onun yüzüne koyar koymaz (Ya'kub) görür oldu. Ben size: "Allah tarafından (vahiy ile) sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim" demedim mi! dedi.*
Edip Yüksel
Müjdeci gelip de onu yüzüne atınca, tekrar görmeye başladı ve şöyle dedi: "ALLAH'tan sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum dememiş miydim?"
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat ne zaman ki, gerçekten müjdeci geldi, gömleği Yakub'un yüzüne koydu, hemen gözü açıldı. "Ben size demedim mi, ben Allah'dan sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.
Erhan Aktaş
Müjdeci geldiği zaman, onu yüzüne koyunca gözü hemen görmeye başladı. “Ben size demedim mi, ben Allah’tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim.” dedi.
Hakkı Yılmaz
Fakat ne zaman ki, gerçekten müjdeci geldi, gömleği Ya‘kûb'un yüzüne koydu, hemen ayıplanan/ dalga geçilen hastalıktan kurtulmuş hâle geldi. “Ben size demedim mi, ben Allah'tan sizin bilmediklerinizi bilirim” dedi.
Muhammed Esed
Fakat ne zaman ki müjdeci çıkagelip (Yusuf'un gömleğini) o'nun yüzüne sürdü ve o'nun gözleri ışığına kavuştu, "Ben size, 'ben Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum' dememiş miydim?" diye haykırdı.
Mustafa İslamoğlu
Nihayet müjdeci ulaşıp da o (gömleği) yüzüne sürünce, derhal gözleri ışığa yeniden kavuştu; "Ben size dememiş miydim' dedi, 'herhalde ben Allah sayesinde sizin bilmediklerinizi biliyorum' diye?"
Suat Yıldırım
Müjdeci gelip de gömleği Yâkub'un yüzüne sürünce gözleri açıldı ve: “Ben sizin bilmediklerinizi Allah tarafından vahiy yolu ile bilirim dememiş miydim? ” dedi.
Süleyman Ateş
Müjdeci gelip de (Yusuf'un gömleği)ni (Ya'kub'un) yüzüne koyunca, derhal (gözü açıldı), görür oldu: "Size demedim mi ben, Allah'tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim?" dedi.
Şaban Piriş
Müjdeci gelip, gömleği Yakubun yüzüne atınca, hemen gözleri açıldı. Bunun üzerine:-Ben size, Allah tarafından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim? dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Müjdeci gelip gömleği yüzünün üstüne bırakınca, gözü derhal görür hale geldi. Yakub: "Ben size demedim mi? Allah'ın izniyle sizin bilmediklerinizi bilirim." diye konuştu.
Edip-Layth-Martha
Then, when the bearer of good news came, he cast it over his face and his sight was restored. He said, "Did I not tell you that I know from God what you do not know?"
Muhammad Asad
But when the bearer of good tidings came [with Joseph's tunic], he laid it over his face; and he regained his sight, [and] exclaimed: "Did I not tell you, `Verily, I know, from God, something that you do not know'?"*
Rashad Khalifa
When the bearer of good news arrived, he threw (the shirt) on his face, whereupon his vision was restored. He said, "Did I not tell you that I knew from GOD what you did not know?",
The Monotheist Group
Then, when the bearer of good news came, he cast it over his face and he regained sight. He said: "Did I not tell you that I know from God what you do not know?"