İbrahim Sûresi21. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (34 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وبرزوا | ب ر زBRZ | ve berazū | ve göründüler | And they will come forth |
| 2 | لله | — | lillahi | Allah'ın huzurunda | before Allah |
| 3 | جميعا | ج م عCMA | cemīǎn | hepsi | all together, |
| 4 | فقال | ق و لGVL | feḳāle | dediler ki | then will say |
| 5 | الضعفاء | ض ع فŽAF | D-Duǎfā'u | zayıflar | the weak |
| 6 | للذين | — | lilleƶīne | kimselere | to those who |
| 7 | استكبروا | ك ب رKBR | stekberū | büyüklük taslayan(lara) | were arrogant, |
| 8 | إنا | — | innā | şüphesiz biz | """Indeed we," |
| 9 | كنا | ك و نKVN | kunnā | idik | we were |
| 10 | لكم | — | lekum | size | your |
| 11 | تبعا | ت ب عTBA | tebeǎn | tabi | followers, |
| 12 | فهل | — | fehel | misiniz? | so can |
| 13 | أنتم | — | entum | siz | you (be) |
| 14 | مغنون | غ ن يĞNY | muğnūne | savabilir | the one who avails |
| 15 | عنا | — | ǎnnā | bizden | us |
| 16 | من | — | min | -ndan | from |
| 17 | عذاب | ع ذ بAZ̃B | ǎƶābi | azabı- | (the) punishment |
| 18 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah |
| 19 | من | — | min | (en ufak) | "anything?""" |
| 20 | شيء | ش ي اŞYE | şey'in | bir şey | "anything?""" |
| 21 | قالوا | ق و لGVL | ḳālū | dediler ki | They will say, |
| 22 | لو | — | lev | eğer | """If" |
| 23 | هدانا | ه د يHD̃Y | hedānā | bize yol gösterseydi | Allah had guided us |
| 24 | الله | — | llahu | Allah | Allah had guided us |
| 25 | لهديناكم | ه د يHD̃Y | lehedeynākum | biz de size yol gösterirdik | surely we would have guided you. |
| 26 | سواء | س و يSVY | sevā'un | artık birdir | (It is) same |
| 27 | علينا | — | ǎleynā | bize | for us |
| 28 | أجزعنا | ج ز عCZA | eceziǎ'nā | sızlansak da | whether we show intolerance |
| 29 | أم | — | em | ya da | or |
| 30 | صبرنا | ص ب رṦBR | Sabernā | sabretsek de | we are patient, |
| 31 | ما | — | mā | yoktur | not |
| 32 | لنا | — | lenā | bize | (is) for us |
| 33 | من | — | min | hiç | any |
| 34 | محيص | ح ي صḪYṦ | meHīSin | kaçıp sığınacak bir yer | "place of escape.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وبرزوا لله جميعا فقال الضعفوا للذين استكبروا انا كنا لكم تبعا فهل انتم مغنون عنا من عذاب الله من شىء قالوا لو هدىنا الله لهدينكم سواء علينا اجزعنا ام صبرنا ما لنا من محيص
Arapça (Harekeli)
وَبَرَزُوا لِلَّهِ جَمِيعًا فَقَالَ الضُّعَفَاءُ لِلَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا إِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًا فَهَلْ أَنتُم مُّغْنُونَ عَنَّا مِنْ عَذَابِ اللَّهِ مِن شَيْءٍ قَالُوا لَوْ هَدَانَا اللَّهُ لَهَدَيْنَاكُمْ سَوَاءٌ عَلَيْنَا أَجَزِعْنَا أَمْ صَبَرْنَا مَا لَنَا مِن مَّحِيصٍ
Transliterasyon
Ve berezû lillahi cemîan fe kâled duafâu lillezînestekberû innâ kunnâ lekum tebean fe hel entum mugnûne annâ min azâbillâhi min şey’(şey’in), kâlû lev hedânallâhu le hedeynâkum, sevâun aleynâ ecezi’nâ em sabernâ mâ lenâ min mahîs(mahîsın).
Transliteration (Eng.)
Wabarazoo lill<span class="u">a</span>hi jameeAAan faq<span class="u">a</span>laa<span class="b">l</span><span class="u">dd</span>uAAaf<span class="u">a</span>o lilla<span class="u">th</span>eena istakbarooinn<span class="u">a</span> kunn<span class="u">a</span> lakum tabaAAan fahal antum mughnoonaAAann<span class="u">a</span> min AAa<span class="u">tha</span>bi All<span class="u">a</span>hi min shay-in q<span class="u">a</span>loolaw had<span class="u">a</span>n<span class="u">a</span> All<span class="u">a</span>hu lahadayn<span class="u">a</span>kum saw<span class="u">a</span>onAAalayn<span class="u">a</span> ajaziAAn<span class="u">a</span> am <span class="u">s</span>abarn<span class="u">a</span> m<span class="u">a</span>lan<span class="u">a</span> min ma<span class="u">h</span>ee<span class="u">s</span><span class="b">in</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Hepsi de toplanıp Allah'ın tapısına çıkar; zayıflar, ululanan büyüklere şüphe yok ki derler, biz size uymuştuk, Allah'ın azâbından bir kısmını olsun bizden defedebilir misiniz? Onlar da Allah bizi doğru yola sevketseydi biz de size doğru yolu gösterirdik derler, artık ağlayıp sızlasak da bir bizim için, sabredip katlansak da; sığınacak hiçbir yerimiz yok.
Ali Bulaç
Onların tümü-toplanıp (kıyamette) Allah'ın huzuruna çıktılar da zayıflar (müstaz'aflar) büyüklük taslayanlara (müstekbirlere) dedi ki: "Şüphesiz, biz size tabi idik; şimdi siz, bizden Allah'ın azabından herhangi bir şeyi önleyebiliyor musunuz?" Dediler ki: "Eğer Allah bize doğru yolu gösterseydi biz de sizlere doğru yolu gösterirdik. Şimdi yakınsak da, sabretsek de fark etmez, bizim için kaçacak bir yer yoktur."
Bayraktar Bayraklı
Hepsi toplu halde Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Ezilip horlananlar, büyüklük taslayanlara diyecekler ki: “Biz size uyduk. Şimdi siz bizden, Allah'ın azabından herhangi bir şey savabilir misiniz?” Büyüklük taslayanlar diyecekler ki: “Allah bize yol gösterseydi, biz de size yol gösterirdik. Artık şimdi sızlansak da sabretsek de bizim için birdir, kaçıp sığınacak bir yerimiz yoktur!”
Diyanet İşleri
(Kıyamet gününde) hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve zayıflar o büyüklük taslayanlara diyecekler ki: "Biz sizin tabilerinizdik. Şimdi siz, Allah'ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da diyecekler ki: "(Ne yapalım) Allah bizi hidayete erdirseydi biz de sizi doğru yola iletirdik. Şimdi sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü bizim için sığınacak bir yer yoktur."
Edip Yüksel
Hepsi ALLAH'ın huzuruna durduklarında. Zayıflar, büyüklük taslamış olanlara: "Biz sizin izleyicileriniz idik. Bizi ALLAH'ın azabından bir parça kurtarabilir misiniz?" dediler. Onlar da: "ALLAH bize bir yol gösterseydi biz de size gösterirdik. Artık sızlansak da dayansak da bizim için birdir, kaçıp kurtulacak bir yerimiz yok."
Elmalılı Hamdi Yazır
(Kıyamet günü) İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Ve zayıflar büyüklük taslayanlara şöyle diyecekler: "Bizler, sizlere uymuştuk. Şimdi siz, Allah'ın azabından en ufak bir şeyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da diyecekler ki: "Allah bizi hidayete erdirseydi, biz de size doğru yol gösterirdik. Artık şimdi bizler sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü kaçacak yerimiz yoktur."
Erhan Aktaş
Hepsi, Allah’ın huzuruna çıkacaklar. Güçsüz olan kimseler, büyüklük taslayanlara: “Gerçekten biz size uyan kimselerdik. Şimdi siz, Allah’ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?” diyecekler. Onlar: “Eğer Allah bize bir yol gösterseydi biz de kesinlikle size yol göstericiler olurduk.* Sabretsek de sabretmesek de bizim için birdir. Bizim için kaçacak bir yer yoktur.” dediler.
Hakkı Yılmaz
Onlar, toplu olarak Allah için ortaya çıktılar. Sonra da zayıf olan kişiler, büyüklük taslayan kişilere: “Şüphesiz bizler, sizlere uyan kimseler idik. Peki, şimdi siz, Allah'ın azabından bir şeyi bizden savar mısınız?” dediler. O büyüklük taslayanlar: “Allah, bize kılavuz olsaydı biz kesinlikle size kılavuz olurduk. Bizler sızlansak ya da sabretsek bizim için birdir. Bizim için kaçacak herhangi bir yer yoktur” dediler
Muhammed Esed
Ve (o Yargı Günü'nde insanların) hepsi Allah'ın huzuruna çıkacaklar; işte o zaman, zayıf olanlar bir vakitler büyüklük taslamış olanlara: "Bakın, bizler sizin izleyicilerinizdik" diyecekler, "o halde şimdi bizden Allah'ın azabını biraz olsun savabilecek güçte misiniz?" (Ötekiler buna şöyle) cevap verecekler: "Eğer Allah bize (kurtuluş) yolu(nu) gösterirse, şüphesiz, biz sizi de peşimizden sürükleriz; fakat, görebildiğimiz kadarıyla, şimdi artık sızlansak da, (hak ettiğimiz azaba) katlansak da, hepsi bir: bizim için artık kurtuluş yok!"
Mustafa İslamoğlu
Derken, (hesap günü) toptan Allah'ın huzuruna çıkmışlardır. Ve altta kalan zayıflar büyüklük taslayanlara diyecekler ki: "Sahiden biz zamanında size uymuştuk; şimdi siz Allah'ın azabından bir şeyi bizden savabilecek durumda mısınız?" Onlar cevap verecekler: "Eğer Allah bize bir yol gösterseydi, biz de size kılavuzluk ederdik; inleyip sızlasak da (başımıza gelene) sabretsek de, bizim için hepsi bir: artık bizim sığınacak bir yerimiz yok!"
Suat Yıldırım
Bir de bakarsın kıyamet gününde hepsi toplanarak Allah'ın huzuruna çıkmışlar. Zayıflar büyüklük taslayanlara: “Biz, ” diyecekler, “Sizlere tâbi idik. Şimdi siz, bize fayda sağlayıp da Allah'ın azabından azcık bir şey uzaklaştırabiliyor musunuz? ”Büyüklük taslayanlar şöyle cevap verecekler: “Ne yapalım? Allah bize yol gösterseydi biz de size gösterirdik. Şimdi biz sabretsek de, sızlansak da sonuç değişmez. Anlaşıldı: Bizim kaçıp sığınacağımız bir yer yok! ” [34, 31-33; 40, 47-48; 7, 38-39; 33, 66-68]
Süleyman Ateş
Hepsi Allah'ın huzurunda göründüler. Zayıflar, büyüklük taslayan(önder)ler(in)e: "Biz size tabi idik. Şimdi siz, bizden Allah'ın azabından (en ufak) bir şey savabilir misiniz?" dediler. (Büyüklük taslayanlar kendilerini ma'zur göstermek için: "Ne yapalım?") dediler: "Allah bize yol gösterseydi, biz de size yol gösterirdik. Artık biz sızlansak da, sabretsek de birdir; kaçıp sığınacak bir yerimiz yoktur!"
Şaban Piriş
Hepsi Allahın huzuruna çıkarlar; güçsüzler, büyüklük taslayanlara: -Biz size uymuştuk, Allahın azabından bizi koruyabilir misiniz? derler. Onlar da:-Allah bizi doğru yola eriştirseydi biz de sizi eriştirirdik. Artık sızlansak da sabretsek de birdir, çünkü kaçacak yerimiz yok, derler.
Yaşar Nuri Öztürk
Hepsi toplu halde, Allah'ın huzuruna çıkmış olacaklar. Ezilip horlananlar, büyüklük taslayanlara diyecekler ki: "Biz sizin birer uydunuzduk. Şimdi siz Allah'ın azabından bir kısmını bizden uzaklaştırabilir misiniz?" Cevap verecekler: "Allah bize kılavuzluk etseydi elbette biz de size kılavuzluk ederdik. Şimdi inleyip feryat etsek de sabretsek de bir. Sığınacak hiçbir yerimiz yok."
Edip-Layth-Martha
They all appeared before God. The weak ones said to those who were arrogant: "We were following you, so will you avail us anything from God's retribution?" They said, "If God had guided us, then we would have guided you. It makes no difference if we rage or endure, for we have no refuge."
Muhammad Asad
And all [mankind] will appear before God [on the Day of Judgment]; and then the weak* will say unto those who had gloried in their arrogance: "Behold, We were but your followers: can you, then, relieve us of something of God's chastisement?" [And the others] will answer: "If God would but show us the way [to salvation], we would indeed guide you [towards it].* It is [now] all one, as far as we are concerned, whether we grieve impatiently or endure [our lot] with patience: there is no escape for us!"
Rashad Khalifa
When they all stand before GOD *, the followers will say to the leaders, "We used to follow you. Can you spare us even a little bit of GOD's retribution?" They will say, "Had GOD guided us, we would have guided you. Now it is too late, whether we grieve or resort to patience, there is no exit for us.",
The Monotheist Group
Andthey appeared before God, all of them. And the weak ones said to those who were arrogant: "We were following you, so will you avail us anything from the retribution of God?" They said: "If God had guided us, then we would have guided you. It makes no difference if we cry out or are patient, for we have no refuge."