İbrahim Sûresi44. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (26 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وأنذر | ن ذ رNZ̃R | ve enƶiri | ve uyar | And warn |
| 2 | الناس | ن و سNVS | n-nāse | insanları | the mankind |
| 3 | يوم | ي و مYVM | yevme | güne (karşı) | (of) a Day |
| 4 | يأتيهم | ا ت يETY | ye'tīhimu | kendilerine geleceği | (when) will come to them |
| 5 | العذاب | ع ذ بAZ̃B | l-ǎƶābu | azabın | the punishment, |
| 6 | فيقول | ق و لGVL | feyeḳūlu | ve diyecekleri | then will say |
| 7 | الذين | — | elleƶīne | those who | |
| 8 | ظلموا | ظ ل مƵLM | Zelemū | zalimlerin | did wrong, |
| 9 | ربنا | ر ب بRBB | rabbenā | Rabbimiz | """Our Lord!" |
| 10 | أخرنا | ا خ رEḢR | eḣḣirnā | bizi ertele | Respite us |
| 11 | إلى | — | ilā | -ye kadar | for |
| 12 | أجل | ا ج لECL | ecelin | bir süre- | a term |
| 13 | قريب | ق ر بGRB | ḳarībin | yakın | "short;" |
| 14 | نجب | ج و بCVB | nucib | gelelim | we will answer |
| 15 | دعوتك | د ع وD̃AV | deǎ'veteke | senin çağrına | Your call |
| 16 | ونتبع | ت ب عTBA | ve nettebiǐ | ve uyalım | and we will follow |
| 17 | الرسل | ر س لRSL | r-rusule | elçilere | "the Messengers.""" |
| 18 | أولم | — | evelem | """Had not" | |
| 19 | تكونوا | ك و نKVN | tekūnū | etmemiş miydiniz? | you |
| 20 | أقسمتم | ق س مGSM | eḳsemtum | yemininizi | sworn |
| 21 | من | — | min | before | |
| 22 | قبل | ق ب لGBL | ḳablu | önceden | before |
| 23 | ما | — | mā | olmadığına | not |
| 24 | لكم | — | lekum | sizin için | for you |
| 25 | من | — | min | hiçbir | any |
| 26 | زوال | ز و لZVL | zevālin | zeval | end? |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وانذر الناس يوم ياتيهم العذاب فيقول الذين ظلموا ربنا اخرنا الى اجل قريب نجب دعوتك ونتبع الرسل اولم تكونوا اقسمتم من قبل ما لكم من زوال
Arapça (Harekeli)
وَأَنذِرِ النَّاسَ يَوْمَ يَأْتِيهِمُ الْعَذَابُ فَيَقُولُ الَّذِينَ ظَلَمُوا رَبَّنَا أَخِّرْنَا إِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ نُّجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِعِ الرُّسُلَ أَوَلَمْ تَكُونُوا أَقْسَمْتُم مِّن قَبْلُ مَا لَكُم مِّن زَوَالٍ
Transliterasyon
Ve enzirin nâse yevme ye’tîhimul azâbu fe yekûlullezîne zalemû rabbenâ ahhırnâ ilâ ecelin karîbin nucib da’veteke ve nettebiır rusul|e|, e ve lem tekûnû aksemtum min kablu mâ lekum min zevâl(zevâlin).
Transliteration (Eng.)
Waan<span class="u">th</span>iri a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>sa yawmaya/teehimu alAAa<span class="u">tha</span>bu fayaqoolu alla<span class="u">th</span>eena <span class="i"><span class="u">th</span></span>alamoorabban<span class="u">a</span> akhkhirn<span class="u">a</span> il<span class="u">a</span> ajalin qareebin nujibdaAAwataka wanattabiAAi a<span class="b">l</span>rrusula awa lam takoonooaqsamtum min qablu m<span class="u">a</span> lakum min zaw<span class="u">a</span>l<span class="b">in</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Kendilerine azâbın gelip çatacağı o günü haber ver, korkut insanları. Zulmedenler diyecekler ki: Rabbimiz, yakın bir zamana dek bırak bizi, tekrar dünyâya dönelim de dâvetine icâbet edelim ve peygamberlere uyalım. Siz değil misiniz daha önce, bize bir zevâl yoktur diye yemin edenler?
Ali Bulaç
Azabın kendilerine geleceği gün (ile) insanları uyarıp-korkut ki, (o gün) zulmedenler, şöyle diyecekler: "Bizi yakın bir süreye kadar ertele ki, Senin çağrına cevap verelim ve elçilere uyalım." Oysa daha önce, kendiniz için hiç zeval yoktur diye and içenler, sizler değil miydiniz?
Bayraktar Bayraklı
Kendilerine azabın geleceği güne karşı insanları uyar ki, zâlimler, “Ey Rabbimiz!” derler, “Bizi yakın bir süreye kadar ertele de senin çağrına uyalım, peygamberlere tâbi olalım!” Peki önceden, sizin için son olmadığına yemin etmemiş miydiniz?
Diyanet İşleri
Kendilerine azabın geleceği, bu yüzden zalimlerin: "Ey Rabbimiz! Yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tabi olalım" diyecekleri gün hakkında insanları uyar. (Onlara denilir ki:) "Daha önce, sizin için bir zeval olmadığına, yemin etmemiş miydiniz? "
Edip Yüksel
Halkı, azabın kendilerine geleceği gün konusunda uyar. Zalimler, "Rabbimiz bizi yakın bir süreye kadar ertele de senin çağrına katılalım ve elçilere uyalım" diyecekler. Oysa daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey Peygamber! İnsanları, azabın geleceği gün ile korkut. O gün, zalimler şöyle diyecekler: "Ey Rabbimiz! Bizi yakın bir zamana kadar ertele de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım." Onlara: "Daha önce ahirete intikal etmeyeceğinize dair yemin etmemiş miydiniz?" denilir.
Erhan Aktaş
Azabın kendilerine geleceği gün ile insanları uyar. O zaman kendilerine haksızlık* yapanlar: “Rabb’imiz! Bize biraz daha süre ver de Senin çağrını kabul edelim ve rasullere uyalım.” diyecekler. Allah da: “Daha önce sizin için bir tükenişin, inişe geçişin olmadığına yemin edenler sizler değil miydiniz? diyecek.
Hakkı Yılmaz
(44,45)Ve sen insanları, azabın geleceği gün ile uyar. Artık şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına iş yapan o kimseler, “Ey Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar ertele de senin davetine uyalım ve elçilere tâbi olalım.” derler. –Daha önce siz, sizin için bitişin/tükenişin/yok oluşun olmadığına dair yemin etmemiş miydiniz? Hem siz, şirk koşarak kendilerine haksızlık edenlerin yurtlarında oturdunuz. Onlara nasıl yaptığımız size apaçık belli olmuştu. Ve size örnekler de vermiştik.–
Muhammed Esed
Bunun içindir ki, insanları, azabın başlarına geleceği Gün için uyar; o Gün ki, zulmedenler: "Ey Rabbimiz!" derler, "Bize kısa bir süre daha ver ki Senin çağrına icabet edelim; Senin elçilerine uyup peşlerinden gidelim!" (Fakat Allah da onlara:) "Siz bir vakitler kıyamet gibi, ceza gibi bir şeyin sizin için sözkonusu olmadığına yemin edip durmuyor muydunuz?" (diye karşılık verecektir).
Mustafa İslamoğlu
Bu yüzden, başlarına azabın geleceği gün için insanları uyar. Zalimler (o gün) diyecekler ki: "Rabbimiz! Bize kısa bir süre daha tanı da, senin çağrına katılalım ve elçilere tabi olalım!" (Onlara denilecek ki): "Ne oldu? Daha önceki (hayatta), sizin için herhangi bir tükenişin olamayacağına yemin edip durmuyor muydunuz?
Suat Yıldırım
Hem, azabın geleceği günü hatırlatarak insanları uyar! O gün zalimler: “Ey bizim Rabbimiz! diyecekler, ne olur, bize kısa bir süre ver de senin çağrına uyma imkânı bulalım ve peygamberlerin izince gidelim. ”Peki, daha önce hiç zeval bulmayıp sürekli yaşayacağınıza dair yemin eden siz değil miydiniz? [23, 99-100; 6, 27-28]
Süleyman Ateş
İnsanları, kendilerine azabın geleceği şu güne karşı uyar ki, zalimler: "Rabbimiz, derler, bizi yakın bir süreye kadar ertele de senin çağrına gelelim, elçilere uyalım! "Peki, önceden sizin için hiç zeval olmadığına (sürekli yaşayacağınıza) yemin etmemiş miydiniz?"
Şaban Piriş
İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zulmedenler: -Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar ertele de çağrına uyalım, peygamberlere tabi olalım, derler. Siz daha önce, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?!
Yaşar Nuri Öztürk
İnsanları, azabın kendilerine ulaşacağı gün konusunda uyar. O gün, zalimler şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar geri bırak da çağrına cevap verip resullere uyalım." Daha önce siz, kendiniz için çöküş ve bitiş yoktur diye yemin etmediniz mi?
Edip-Layth-Martha
Warn the people of the day when the retribution will come to them, and those who were wicked will say, "Our Lord, delay this for us until a short time, and we will respond to Your call and follow the messengers!" Did you not swear before this that you would last forever?
Muhammad Asad
Hence, warn men of the Day when this suffering may befall them, and when those who did wrong [in their lifetime] will exclaim: "O our Sustainer! Grant us respite for a short while, so that we might respond to Thy call and follow the apostles!"* [But God will answer:] "Why - were you not aforetime wont to swear that no kind of resurrection and retribution awaited you?*
Rashad Khalifa
You shall warn the people of the day when the retribution comes to them. Those who transgressed will say, "Our Lord, give us one more respite. We will then respond to Your call and follow the messengers." Did you not swear in the past that you will last forever?,
The Monotheist Group
Andwarn the people of the Day when the retribution will come to them, and those who have been wicked will say: "Our Lord, delay this for us until a short time, and we will heed your call and follow the messengers!" Did you not swear before this that you would last forever?