Hicr Sûresi19. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (11 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | والأرض | ا ر ضERŽ | vel'erDe | ve arzı | And the earth, |
| 2 | مددناها | م د دMD̃D̃ | medednāhā | yaydık | We have spread it |
| 3 | وألقينا | ل ق يLGY | ve elḳaynā | ve attık | and [We] cast |
| 4 | فيها | — | fīhā | oraya | therein |
| 5 | رواسي | ر س وRSV | ravāsiye | sağlam dağlar | firm mountains |
| 6 | وأنبتنا | ن ب تNBT | ve enbetnā | ve bitirdik | and [We] caused to grow |
| 7 | فيها | — | fīhā | orada | therein |
| 8 | من | — | min | of | |
| 9 | كل | ك ل لKLL | kulli | her | every |
| 10 | شيء | ش ي اŞYE | şey'in | şey(den) | thing |
| 11 | موزون | و ز نVZN | mevzūnin | ölçülü mütenasib | well-balanced. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
والارض مددنها والقينا فيها روسى وانبتنا فيها من كل شىء موزون
Arapça (Harekeli)
وَالْأَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ وَأَنبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَيْءٍ مَّوْزُونٍ
Transliterasyon
Vel arda medednâhâ ve elkaynâ fîhâ revâsiye ve enbetnâ fîhâ min kulli şey’in mevzûn(mevzûnin).
Transliteration (Eng.)
Wa<span class="b">a</span>l-ar<span class="u">d</span>a madadn<span class="u">a</span>h<span class="u">a</span>waalqayn<span class="u">a</span> feeh<span class="u">a</span> raw<span class="u">a</span>siya waanbatn<span class="u">a</span>feeh<span class="u">a</span> min kulli shay-in mawzoon<span class="b">in</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Yeryüzünü, enine boyuna döşedik ve orada metîn dağlar yarattık ve oradan, taktîrimize göre, her şeyi bitirdik.
Ali Bulaç
Yere (gelince,) onu döşeyip-yaydık, onda sarsılmaz-dağlar bıraktık ve onda herşeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik.
Bayraktar Bayraklı
Yeryüzünü yaydık, oraya sabit dağlar diktik ve orada her şeyi ölçülü bitirdik.
Diyanet İşleri
Yeri uzatıp yaydık, orada sabit dağlar yerleştirdik, yine orada miktarı ve ölçüsü belirli olan şeyler bitirdik.
Edip Yüksel
Yeryüzünü genişletip içine sağlam dağlar yerleştirdik ve orada her şeyi mükemmel bir ölçüye göre bitirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yeryüzünü düzgün bir şekilde yarattık ve oraya sabit dağlar yerleştirdik. Orada hikmetle ölçülmüş her şeyden bitkiler bitirdik.
Erhan Aktaş
Yeryüzünü yaydık ve oraya sabit dağlar yerleştirdik. Ve orada her türlü bitkiyi bir ölçüye göre yetiştirdik.
Hakkı Yılmaz
Yeryüzünü de yaydık ve oraya sabit kazıklar/dağlar yerleştirdik. Ve yeryüzünde ölçülmüş her şeyden bitkiler bitirdik.
Muhammed Esed
Ve yeryüzünü yayıp üzerine yerinden oynatılmaz dağlar yerleştirdik; ve orada (hayatın) her türünün dengeli bir biçimde büyüyüp boyvermesini sağladık;
Mustafa İslamoğlu
Ve yeryüzünü (engebeli arazı yapısıyla) uzatıp genişlettik; zira orada kalkmaz kımıldamaz dağlar yerleştirdik; üstelik orada her türün dengeli bir biçimde büyüyüp gelişeceği (bir canlı hayat) bahşettik.
Suat Yıldırım
Yeri de yaydık, genişlettik ve oraya sağlam dağlar çaktık ve orada hikmetle ölçülmüş olarak her türlü nebatı yetiştirdik. [37, 6] {KM, Tekvin 3, 24}
Süleyman Ateş
Arzı da yaydık, oraya sağlam dağlar attık ve orada ölçülü mütenasib şeyler bitirdik.
Şaban Piriş
Yeri de yaydık. Oraya sabit dağlar yerleştirdik. Orada her şeyden ölçülü olarak ürün verdik.
Yaşar Nuri Öztürk
Yeri yayıp döşedik, ona kuvvetli dağlar diktik ve içinde ölçülü / ahenkli herşeyden bitirdik.
Edip-Layth-Martha
As for the land, We have stretched it, placed stabilizers in it, and We have planted in it everything in balance.
Muhammad Asad
And the earth -We have spread it out wide, and placed on it mountains firm, and caused [life] of every kind to grow on it in a balanced manner,
Rashad Khalifa
As for the earth, we constructed it, and placed on it stabilizers (mountains), and we grew on it a perfect balance of everything.,
The Monotheist Group
Andthe land We have stretched, and placed stabilizers in it, and We have planted in it from everything in balance.