Beni İsrail Sûresi26. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (10 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وآت | ا ت يETY | ve āti | ve ver | And give |
| 2 | ذا | — | ƶā | the relatives | |
| 3 | القربى | ق ر بGRB | l-ḳurbā | akrabaya | the relatives |
| 4 | حقه | ح ق قḪGG | Haḳḳahu | hakkını | his right, |
| 5 | والمسكين | س ك نSKN | velmiskīne | ve yoksula | and the needy, |
| 6 | وابن | ب ن يBNY | vebne | and the wayfarer, | |
| 7 | السبيل | س ب لSBL | s-sebīli | ve yolcuya | and the wayfarer, |
| 8 | ولا | — | ve lā | (fakat) | and (do) not |
| 9 | تبذر | ب ذ رBZ̃R | tubeƶƶir | saçıp savurma | spend |
| 10 | تبذيرا | ب ذ رBZ̃R | tebƶīran | savurarak | wastefully. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وءات ذا القربى حقه والمسكين وابن السبيل ولا تبذر تبذيرا
Arapça (Harekeli)
وَآتِ ذَا الْقُرْبَى حَقَّهُ وَالْمِسْكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا
Transliterasyon
Ve âti zel kurbâ hakkahu vel miskîne vebnes sebîli ve lâ tubezzir tebzîrâ(tebzîren).
Transliteration (Eng.)
Wa<span class="u">a</span>ti <span class="u">tha</span> alqurb<span class="u">a</span> <span class="u">h</span>aqqahuwa<span class="b">a</span>lmiskeena wa<span class="b">i</span>bna a<span class="b">l</span>ssabeeli wal<span class="u">a</span>tuba<span class="u">thth</span>ir tab<span class="u">th</span>eer<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Akrabâya, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver ve israfta ileri giderek boş yere, haksız yere malını saçma, savurma.
Ali Bulaç
Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp-savurma.
Bayraktar Bayraklı
Bir de akrabaya, yoksula ve yolcuya/çaresiz kalana hakkını ver! Gereksiz yere de saçıp savurma!
Diyanet İşleri
Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma.
Edip Yüksel
Akrabalara haklarını ver. İhtiyaç sahiplerine ve yolcuya da… Ancak saçıp savurma.
Elmalılı Hamdi Yazır
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber malını saçıp savurma.
Erhan Aktaş
Yakınlık sahibine*, düşkünlere ve kendisini Allah’ın yoluna adamış olanlara* yardım yap! Savurganlık yaparak saçıp savurma.
Hakkı Yılmaz
(26,27)Yakınlık sahibine; yurtlarından çıkarılan fakirlere, yoksula ve yolda kalmışa da hakkını ver. Ve yersiz/ kötülüğe harcama yapma. –Şüphesiz yersiz/ kötülüğe harcama yapanlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.–
Muhammed Esed
Ve (ey insanoğlu,) yakın(ların)a hak(lar)ını ver; düşküne de, yolda kalmışa da; ama sakın (elindekini) anlamsız, amaçsız bir biçimde saçıp savurma.
Mustafa İslamoğlu
(Ey insan!) Yakınlık sahiplerine hakkını ver; düşküne ve yolda kalmışa da... Fakat sakın ola ki (elinde avucunda olanı) amaçsız bir biçimde saçıp savurma!
Suat Yıldırım
26, 27. Yakınlarına, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver, sakın saçıp savurma! Çünkü savurganlar şeytanların kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür. [25, 67]
Süleyman Ateş
Akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver, fakat saçıp savurma.
Şaban Piriş
26,27. -Akrabaya, düşküne ve yolda kalmışa hakkını ver. Fakat, saçıp savurma! Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.
Yaşar Nuri Öztürk
Akrabaya hakkını ver. Çaresize, yolda kalana da. Fakat saçıp savurma.
Edip-Layth-Martha
Give the relative his due, and the poor, and the wayfarer; and do not waste excessively.
Muhammad Asad
And give his due to the near of kin,* as well as to the needy and the wayfarer,* but do not squander [thy substance] senselessly.*
Rashad Khalifa
You shall give the due alms to the relatives, the needy, the poor, and the traveling alien, but do not be excessive, extravagant.,
The Monotheist Group
And give the relative his due, and the poor, and the wayfarer; and do not waste excessively.