Kehf Sûresi55. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (19 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1وماve māşeyAnd nothing
2منعم ن عMNAmeneǎalıkoyanprevents
3الناسن و سNVSn-nāseinsanlarımen
4أنenthat
5يؤمنواا م نEMNyu'minūinanmaktanthey believe
6إذzamanwhen
7جاءهمج ي اCYEcā'ehumukendilerine geldiğihas come to them
8الهدىه د يHD̃Yl-hudāhidayetthe guidance
9ويستغفرواغ ف رĞFRve yesteğfirūve istiğfar etmektenand they ask forgiveness
10ربهمر ب بRBBrabbehumRablerine(of) their Lord,
11إلاillāancakexcept
12أنenthat
13تأتيهما ت يETYte'tiyehumkendilerine de gelmesidircomes to them
14سنةس ن نSNNsunnetuyasasının(the) way
15الأولينا و لEVLl-evvelīneevvelkilerin(of) the former (people)
16أوevyahutor
17يأتيهما ت يETYye'tiyehumukarşılarına gelmesidircomes to them
18العذابع ذ بAZ̃Bl-ǎƶābuazabınthe punishment
19قبلاق ب لGBLḳubulenaçıkçabefore (them)?

Mealler

Arapça (Harekesiz)

وما منع الناس ان يومنوا اذ جاءهم الهدى ويستغفروا ربهم الا ان تاتيهم سنة الاولين او ياتيهم العذاب قبلا

Arapça (Harekeli)

وَمَا مَنَعَ النَّاسَ أَن يُؤْمِنُوا إِذْ جَاءَهُمُ الْهُدَى وَيَسْتَغْفِرُوا رَبَّهُمْ إِلَّا أَن تَأْتِيَهُمْ سُنَّةُ الْأَوَّلِينَ أَوْ يَأْتِيَهُمُ الْعَذَابُ قُبُلًا

Transliterasyon

Ve mâ menean nâse en yu’minû iz câe humul hudâ ve yestagfirû rabbehum illâ en te’tiyehum sunnetul evvelîne ev ye’tiyehumul azâbu kubulâ(kubulen).

Transliteration (Eng.)

Wam<span class="u">a</span> manaAAa a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>sa anyu/minoo i<span class="u">th</span> j<span class="u">a</span>ahumu alhud<span class="u">a</span> wayastaghfiroorabbahum ill<span class="u">a</span> an ta/tiyahum sunnatu al-awwaleena awya/tiyahumu alAAa<span class="u">tha</span>bu qubul<span class="u">a</span><span class="b">n</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

İnsanları, kendilerine hidâyet geldikten, doğru yol bildirildikten sonra da inanmaktan ve Rablerinden yarlıganma dilemekten meneden şey, ancak evvelkiler hakkındaki yolun, yordamın, dünyâda helâk edilişin gelmesini, yahut da apaçık bir sûrette âhiret azâbının gelip çatmasını bekleyiş.

Ali Bulaç

Kendilerine hidayet geldiği zaman insanları inanmaktan ve Rablerinden bağışlanma dilemelerinden alıkoyan şey, ancak evvelkilerin sünnetinin kendilerine de gelmesi veya azabın onları karşılarcasına gelmesi(ni beklemeleri)dir.

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine hidayet geldiğinde insanları iman etmekten ve Rabblerinden af dilemekten alıkoyan şey, sadece öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesini, yahut azabın göz göre göre kendilerine gelmesini beklemeleridir.

Diyanet İşleri

Kendilerine hidayet geldiğinde insanları iman etmekten ve Rablerinden mağfiret talep etmekten alıkoyan şey, sadece, öncekilerinin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesini, yahut azabın göz göre göre kendilerine gelmesini beklemeleridir!

Edip Yüksel

Kendilerine yol gösterici geldiğinde, halkı gerçeği onaylamaktan ve Rab'lerinden bağışlanma dilemekten alıkoyan şey, öncekilerin yasalarının (sünnetinin, benzer uygulamanın, örneğin, geçmiş toplumlara verilen mucizelerin bir benzerinin) kendilerine de gelmesini veya azabın açıkça karşılarına gelmesini dilemeleridir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kendilerine doğru yolu gösteren peygamber geldiğinde insanları, iman etmekten ve Rabblerinden günahlarının mağfiretini istemekten alıkoyan şey sadece geçmiş milletlerin başlarına gelen felaketlerin kendilerine de gelmesini veya ahiret azabının ansızın göz göre göre gelip çatmasını beklemek olmuştur.

Erhan Aktaş

Kendilerine hidayet* geldiği zaman; insanları, Rabb’lerinin bağışlamasını dilemekten ve inanmaktan alıkoyan şey, kendilerinden öncekilerinin başına gelenlerin, kendi başlarına da gelmesini ya da azapla karşı karşıya gelmeyi beklemeleridir.

Hakkı Yılmaz

Ve kendilerine doğru yol [kitap, elçi] geldiği zaman, insanların iman etmelerine ve Rablerinden günahlarının bağışlanmasını istemelerine sadece “evvelkiler ile ilgili uygulamaların kendilerine gelmesi ya da önlerine azabın gelmesi” konusu engel oldu.

Muhammed Esed

Nitekim, kendilerine doğru yol rehberi gelmişken insanları imana erişmekten ve Rablerinden bağışlanma dilemekten alıkoyan yegane tutum, (onların) önceki (günahkar) toplumlara uygulanan sürecin kendilerine de uygulanmasını ya da (nihaî) azabın öte dünyada başlarına gelmesini beklemeleri değil de, nedir?

Mustafa İslamoğlu

Nitekim, kendilerine doğru yolu gösteren rehber geldiği zaman insanları iman etmekten ve Rablerine af dilemekten alıkoyan şey; ya öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesini, ya da ahiret azabının gözlerinin önüne konulmasını istemekten başkası değildi.

Suat Yıldırım

O insanları, kendilerine peygamber geldiği halde, inanmaktan ve Rab'lerinden af dilemekten alıkoyan şey, sırf Allah'ın düsturu uyarınca, evvelki ümmetlerin başına gelen azabın kendilerinin de başlarına gelmesini yahut âhiret azabının gözlerinin önüne konulmasını beklemeleridir. [29, 29; 8, 32]*

Süleyman Ateş

Kendilerine hidayet geldiği zaman insanları inanmaktan ve Rablerine istiğfar etmekten alıkoyan şey, ancak evvelkilerin yasasının kendilerine de gelmesi(ni) yahut azabın açıkça karşılarına gelmesi(ni beklemeleri)dir.

Şaban Piriş

İnsanlara doğruluk kılavuzu geldiği zaman, onları iman etmekten ve Rablerinden af dilemekten alıkoyan ancak öncekilere uygulananın başlarına gelmesini veya göz önünde bir azabın kendilerine gelmesini beklemeleridir.

Yaşar Nuri Öztürk

Kendilerine hidayet geldikten sonra, insanları iman etmekten, Rablerinden af dilemekten alıkoyan şey şundan başkası değildir: Evvelkilerin yol ve yasalarının kendilerine de gelmesini yahut azabın karşılarına dikilivermesini beklemek.

Edip-Layth-Martha

When the guidance came to them nothing prevented the people from acknowledging, and seeking forgiveness from their Lord, except they sought to receive the ways of the previous people, or receive the retribution face to face.

Muhammad Asad

for, what is there to keep people from attaining to faith now that guidance has come unto them, and from asking their Sustainer to forgive them their sins - unless it be [their wish] that the fate of the [sinful] people of ancient times should befall them [as well], or that the [ultimate] suffering should befall them in the hereafter?*

Rashad Khalifa

Nothing prevented the people from believing, when the guidance came to them, and from seeking the forgiveness of their Lord, except that they demanded to see the same (kind of miracles) as the previous generations, or challenged to see the retribution beforehand.,

The Monotheist Group

And what prevented the people from believing when the guidance came to them, and to seek forgiveness from their Lord? Are they waiting for what happened to the people of old to come to them, or that the retribution be brought to them face to face?