Kehf Sûresi65. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (12 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فوجدا | و ج دVCD̃ | fevecedā | ve buldular | Then they found |
| 2 | عبدا | ع ب دABD̃ | ǎbden | bir kul | a servant |
| 3 | من | — | min | -dan | from |
| 4 | عبادنا | ع ب دABD̃ | ǐbādinā | kullarımız- | Our servants, |
| 5 | آتيناه | ا ت يETY | āteynāhu | biz ona vermiştik | whom We had given |
| 6 | رحمة | ر ح مRḪM | raHmeten | bir rahmet | mercy |
| 7 | من | — | min | from | |
| 8 | عندنا | ع ن دAND̃ | ǐndinā | katımızdan | Us, |
| 9 | وعلمناه | ع ل مALM | ve ǎllemnāhu | ve ona öğretmiştik | and We had taught him |
| 10 | من | — | min | from | |
| 11 | لدنا | ل د نLD̃N | ledunnā | katımızdan | Us |
| 12 | علما | ع ل مALM | ǐlmen | bir ilim | a knowledge. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فوجدا عبدا من عبادنا ءاتينه رحمة من عندنا وعلمنه من لدنا علما
Arapça (Harekeli)
فَوَجَدَا عَبْدًا مِّنْ عِبَادِنَا آتَيْنَاهُ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَعَلَّمْنَاهُ مِن لَّدُنَّا عِلْمًا
Transliterasyon
Fe vecedâ abden min ibâdinâ âteynâhu rahmeten min indinâ ve allemnâhu min ledunnâ ilmâ(ilmen).
Transliteration (Eng.)
Fawajad<span class="u">a</span> AAabdan min AAib<span class="u">a</span>din<span class="u">a</span><span class="u">a</span>tayn<span class="u">a</span>hu ra<span class="u">h</span>matan min AAindin<span class="u">a</span>waAAallamn<span class="u">a</span>hu min ladunn<span class="u">a</span> AAilm<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken kullarımızdan bir kulu buldular ki biz, katımızdan ona rahmet ihsân etmiştik ve katımızdan ilim belletmiştik.
Ali Bulaç
Derken, Katımız'dan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.
Bayraktar Bayraklı
Orada katımızdan kendisine rahmet verdiğimiz ve yine katımızdan kendisine ilim öğrettiğimiz kullarımızdan birini buldular.
Diyanet İşleri
Derken, kullarımızdan bir kul buldular ki, ona katımızdan bir rahmet (vahiy ve peygamberlik) vermiş, yine ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.
Edip Yüksel
Katımızdan kendisine rahmet verdiğimiz ve bilgimizden öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.
Elmalılı Hamdi Yazır
Nihayet kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.
Erhan Aktaş
Derken katımızdan, kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan* bir ilim öğrettiğimiz* Bizim kullarımızdan bir kul* buldular.
Hakkı Yılmaz
Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, Biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir bilgi öğretmiştik.
Muhammed Esed
Ve orada kendisine katımızdan üstün bir bağışta bulunarak (özel) bir bilgiyle donattığımız kullarımızdan birine rastladılar.
Mustafa İslamoğlu
Sonunda orada, kendisine katımızdan bir rahmete nail kılarak (ilmimizden) bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan birini buldular.
Suat Yıldırım
Orada bizim seçkin kullarımızdan öyle bir has kulumuzu buldular ki Biz ona lütfedip, nezdimizden rabbanî bir ilim öğretmiştik. *
Süleyman Ateş
(Orada) Kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiştik ve ona katımızdan bir ilim öğretmiştik.
Şaban Piriş
Orada, kendisine esenlik verip, katımızdan bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul buldular.
Yaşar Nuri Öztürk
Orada, kullarımızdan öyle bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, lütfumuzdan bir ilim öğretmiştik.
Edip-Layth-Martha
So they came upon a servant of Ours whom We had given him compassion from Us and We taught him knowledge from Us.
Muhammad Asad
and found one of Our servants, on whom We had bestowed grace from Ourselves and unto whom We had imparted knowledge [issuing] from Ourselves.*
Rashad Khalifa
They found one of our servants, whom we blessed with mercy, and bestowed upon him from our own knowledge.,
The Monotheist Group
So they came upon a servant of Ours whom We had given him mercy from Us and We had taught him knowledge from Us.