Kehf Sûresi86. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (25 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | حتى | — | Hattā | nihayet | Until, |
| 2 | إذا | — | iƶā | ne zaman ki | when |
| 3 | بلغ | ب ل غBLĞ | beleğa | ulaştı | he reached |
| 4 | مغرب | غ ر بĞRB | meğribe | battığı yere | (the) setting place |
| 5 | الشمس | ش م سŞMS | ş-şemsi | güneşin | (of) the sun, |
| 6 | وجدها | و ج دVCD̃ | vecedehā | ve onu buldu | he found it |
| 7 | تغرب | غ ر بĞRB | teğrubu | batarken | setting |
| 8 | في | — | fī | in | |
| 9 | عين | ع ي نAYN | ǎynin | bir gözede | a spring |
| 10 | حمئة | ح م اḪME | Hamietin | kara balçıklı | (of) dark mud, |
| 11 | ووجد | و ج دVCD̃ | ve vecede | ve buldu | and he found |
| 12 | عندها | ع ن دAND̃ | ǐndehā | onun yanında da | near it |
| 13 | قوما | ق و مGVM | ḳavmen | bir kavim | a community. |
| 14 | قلنا | ق و لGVL | ḳulnā | dedik ki | We said, |
| 15 | يا | يY | yā | EY/HEY/AH | """O!" |
| 16 | ذا | — | ƶā | Zu | Dh |
| 17 | القرنين | ق ر نGRN | l-ḳarneyni | Zu'l-Karneyn | l-qarnain |
| 18 | إما | — | immā | ya | Either |
| 19 | أن | — | en | [that] | |
| 20 | تعذب | ع ذ بAZ̃B | tuǎƶƶibe | azâb edersin | you punish |
| 21 | وإما | — | veimmā | veya | or |
| 22 | أن | — | en | [that] | |
| 23 | تتخذ | ا خ ذ EḢZ̃ | tetteḣiƶe | davranırsın | you take |
| 24 | فيهم | — | fīhim | kendilerine | [in] them |
| 25 | حسنا | ح س نḪSN | Husnen | güzel | "(with) goodness.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
حتى اذا بلغ مغرب الشمس وجدها تغرب فى عين حمئة ووجد عندها قوما قلنا يذا القرنين اما ان تعذب واما ان تتخذ فيهم حسنا
Arapça (Harekeli)
حَتَّى إِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فِي عَيْنٍ حَمِئَةٍ وَوَجَدَ عِندَهَا قَوْمًا قُلْنَا يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ إِمَّا أَن تُعَذِّبَ وَإِمَّا أَن تَتَّخِذَ فِيهِمْ حُسْنًا
Transliterasyon
Hattâ izâ belega magribeş şemsi vecedehâ tagrubu fî aynin hamietin ve vecede indehâ kavmâ(kavmen), kulnâ yâ zel karneyni immâ en tuazzibe ve immâ en tettehıze fîhim husnâ(husnen).
Transliteration (Eng.)
<span class="u">H</span>att<span class="u">a</span> i<span class="u">tha</span> balaghamaghriba a<span class="b">l</span>shshamsi wajadah<span class="u">a</span> taghrubu fee AAaynin <span class="u">h</span>ami-atinwawajada AAindah<span class="u">a</span> qawman quln<span class="u">a</span> y<span class="u">a</span> <span class="u">tha</span>alqarnayni imm<span class="u">a</span> an tuAAa<span class="u">thth</span>iba wa-imm<span class="u">a</span> antattakhi<span class="u">th</span>a feehim <span class="u">h</span>usn<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Nihâyet güneşin battığı yere gelince görmüştü ki güneş, kara bir balçığa batmada ve orada bir topluluğa rastladı. Dedik ki: Ey Zülkarneyn, istersen azaplandırırsın bunları, istersen iyilik edersin onlara.
Ali Bulaç
Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin."
Bayraktar Bayraklı
Nihayet güneşin battığı yere varınca, güneşi kopkoyu bir suda batıyormuş gibi gördü. Orada bir topluluğa rastladı. “Ey Zülkarneyn! Onları ister cezalandır, ister onlara karşı iyi davran!” dedik.
Diyanet İşleri
Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar buldu. Onun yanında (orada) bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz: Ey Zülkarneyn! Onlara ya azap edecek veya haklarında iyilik etme yolunu seçeceksin, dedik.*
Edip Yüksel
Uzak batıya varınca güneşi büyük bir okyanusta batar buldu ve orada bir topluluk ile karşılaştı. "Ey İki Nesil Sahibi, dilersen onları cezalandır, dilersen onlara iyi davran" dedik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Nihayet güneşin battığı yere vardığı zaman, güneşi, (sanki) kara bir balçıkta batıyor buldu. Bir de bunun yanında bir kavim buldu. Biz ona dedik ki: "Ey Zülkarneyn! Onları ya cezalandırırsın veya onların hakkında iyi davranırsın."
Erhan Aktaş
Nihayet o, Güneş’in battığı yere vardığı zaman, onu koyu bir suda batıyor buldu. Bir de bunun yanında bir halkla karşılaştı. “Ey Zu’l-Karneyn! “Dilersen onları cezalandırırsın, dilersen onlara iyilik edersin.* ” dedik.
Hakkı Yılmaz
Sonunda o, vahyin battığı yere vardığı zaman, vahyi, kara bir balçıkta batıyor buldu [orada ilâhi ilkeler hayattan çıkarılmıştı]. Bir de bunun yanında bir toplum buldu. Biz dedik ki: “Ey Zülkarneyn! Onları ya cezalandırırsın veya onların hakkında iyi-güzel davranırsın.”
Muhammed Esed
(Batıya doğru giderek) günün birinde güneşin battığı yere vardı; (güneş) ona kopkoyu, bulanık bir suya dalıyormuş gibi göründü. Ve orada (kötülüğün her çeşidine gömülüp gitmiş) bir kavme rastladı. Ona, "Sen ey Zulkarneyn!" dedik, ("Onlara) azap da edebilirsin, yüce gönüllü de davranabilirsin!"
Mustafa İslamoğlu
Nihayet güneşin battığı yere ulaşınca, orada kara balçığa (benzer) bir su gözesinde (güneşi) batar buldu; ve orada yerleşik bir topluluğa rastladı. Biz "Ey Zülkarneyn!" dedik, "(Zulmederek) azab da çektirebilirsin, onlar hakkında (adil davranarak) güzel bir yönetim de benimseyebilirsin;
Suat Yıldırım
Nihayet Batıya ulaştığında, güneşi adeta kara bir balçıkta batar vaziyette buldu. Orada yerli bir halk bulunuyordu. Biz: “Zülkarneyn! ” dedik, “ister onlara azab edersin, ister güzel davranırsın. ”*
Süleyman Ateş
Nihayet güneşin battığı yere ulaşınca onu, kara balçıklı bir gözede batar buldu. Onun yanında da bir kavim buldu. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (onlara) ya azab edersin veya kendilerine güzel davranırsın (onları güzellikle yola getirirsin. Nasıl istersen öyle yaparsın)."*
Şaban Piriş
Sonunda, güneşin battığı yere varınca, ona kara bir çamurda, bir göze de batarken buldu. Orada da bir kavim buldu. Ona dedik ki: -Ey Zülkarneyn, onları ister cezalandır; ister iyi davran.
Yaşar Nuri Öztürk
Nihayet, güneşin battığı yere varınca onu kara balçıklı bir gözede batar buldu. Onun yanında bir de kavim buldu. Dedik ki: "Ey Zülkarneyn, ya bunlara azap edersin ya da haklarında güzel bir tavrı esas alırsın."
Edip-Layth-Martha
Until he reached the setting of the sun, and he found it setting at a black water, and he found near it a people. We said, "O Two Eras, either you are to punish, or you are to do them good."*
Muhammad Asad
[And he marched westwards] till, when he came to the setting of the sun,* it appeared to him that it was setting in a dark, turbid sea;* and nearby he found a people [given to every kind of wrongdoing]. We said: "O thou Two-Horned One! Thou mayest either cause [them] to suffer or treat them with kindness!"*
Rashad Khalifa
When he reached the far west, he found the sun setting in a vast ocean, and found people there. We said, "O Zul-Qarnain, you can rule as you wish; either punish, or be kind to them.",
The Monotheist Group
Until he reached the setting of the sun; he found it setting at a hot spring, and he found a people near it. We said: "O Two Horned One, either you shall punish, or you shall do them good."