Meryem Sûresi55. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (9 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وكان | ك و نKVN | ve kāne | ve -idi | And he used |
| 2 | يأمر | ا م رEMR | ye'muru | emreder- | (to) enjoin |
| 3 | أهله | ا ه لEHL | ehlehu | halklara | (on) his people |
| 4 | بالصلاة | ص ل وṦLV | biS-Salāti | SaLâT ile/destek ile | the prayer |
| 5 | والزكاة | ز ك وZKV | ve zzekāti | zekat ile- | and zakah |
| 6 | وكان | ك و نKVN | ve kāne | ve -idi | and was |
| 7 | عند | ع ن دAND̃ | ǐnde | -katında- | near |
| 8 | ربه | ر ب بRBB | rabbihi | Rabbleri- | his Lord |
| 9 | مرضيا | ر ض وRŽV | merDiyyen | rızalanmışlık/rıza almışlık | pleasing. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وكان يامر اهله بالصلوة والزكوة وكان عند ربه مرضيا
Arapça (Harekeli)
وَكَانَ يَأْمُرُ أَهْلَهُ بِالصَّلَاةِ وَالزَّكَاةِ وَكَانَ عِندَ رَبِّهِ مَرْضِيًّا
Transliterasyon
Ve kâne ye’muru ehlehu bis salâti vez zekâti ve kâne inde rabbihî mardıyyâ(mardıyyen).
Transliteration (Eng.)
Wak<span class="u">a</span>na ya/muru ahlahu bi<span class="b">al</span><span class="u">ss</span>al<span class="u">a</span>tiwa<span class="b">al</span>zzak<span class="u">a</span>ti wak<span class="u">a</span>na AAinda rabbihi mar<span class="u">d</span>iyy<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ehline, ayâline namaz kılmalarını, zekât vermelerini emrederdi, Rabbinin katından da rızâsını kazananlardandı.
Ali Bulaç
Halkına, namazı ve zekatı emrediyordu ve o, Rabbi Katında kendisinden razı olunan (bir insan)dı.
Bayraktar Bayraklı
Ailesine/halkına namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbi katında da hoşnutluk kazanmış bir kimse idi.
Diyanet İşleri
Halkına namazı ve zekatı emrederdi; Rabbi nezdinde de hoşnutluk kazanmış bir kimse idi.
Edip Yüksel
Ailesine namazı gözetmeyi ve zekatı vermeyi emrederdi. Rabbi tarafından beğenilmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ailesine ve çevresine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.
Erhan Aktaş
Ve o kendisi ile birlikte olanlara salâtı ve zekâtı buyuruyordu.* Ve o Rabb’inin yanında kendisinden hoşnut olunmuşlardandı.
Hakkı Yılmaz
Ve o ailesine/çevresine salâtı [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olmayı; toplumu aydınlatmayı] ve zekâtı/vergiyi emrederdi. Ve o Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.
Muhammed Esed
Ve halkına salâtı ve zekâtı emrederdi; ve o da Rabbinin katında hoşnutluk kazanmıştı.
Mustafa İslamoğlu
Ve yakınlarına Allah davasına destek vermeyi ve arınmak için ödenmesi gereken bedeli ödemeyi emrederdi; ve o da Rabbi katında hatırı sayılan biriydi.
Suat Yıldırım
Halkına namazı ve zekâtı tavsiye ederdi. Rabbinin râzı olduğu biri idi. [20, 132; 66, 6]
Süleyman Ateş
Halkına namaz kılmayı, zekat vermeyi emrederdi. Rabbi yanında beğenilmişti.
Şaban Piriş
Ailesine namazı ve zekatı emrederdi. Rabbinin yanında kendisinden hoşnut olunan birisiydi.
Yaşar Nuri Öztürk
Ailesine namazı, zekatı emrederdi. Rabbi katında hoşnutluk kazanmış bir kişiydi.
Edip-Layth-Martha
He used to instruct his family with the contact prayer and towards betterment, and his Lord was pleased with him.
Muhammad Asad
who used to enjoin upon his people prayer and charity,* and found favour in his Sustainer's sight.
Rashad Khalifa
He used to enjoin his family to observe the Contact Prayers (Salat) and the obligatory charity (Zakat); he was acceptable to his Lord.,
The Monotheist Group
And he used to instruct his family to the contact prayer and purification, and his Lord was pleased with him.