Bakara Sûresi102. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (74 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1واتبعوات ب عTBAvettebeǔve uydularAnd they followed
2ماşeyewhat
3تتلوت ل وTLVtetlūuyduduğurecite(d)
4الشياطينش ط نŞŦNş-şeyāTīnuşeytanlarınthe devils
5علىǎlāhakkındaover
6ملكم ل كMLKmulkimülkü(the) kingdom
7سليمانsuleymāneSüleyman'ın(of) Sulaiman.
8وماve māAnd not
9كفرك ف رKFRkeferaküfre girmedidisbelieved
10سليمانsuleymānuSüleymanSulaiman
11ولكنvelākinnefakat[and] but
12الشياطينش ط نŞŦNş-şeyāTīneşeytanlarthe devils
13كفرواك ف رKFRkeferūküfre girdilerdisbelieved,
14يعلمونع ل مALMyuǎllimūneöğreterekthey teach
15الناسن و سNVSn-nāseinsanlarathe people
16السحرس ح رSḪRs-siHrasihri[the] magic
17وماve māve şeyiand what
18أنزلن ز لNZLunzileindirilenwas sent down
19علىǎlāto
20الملكينم ل كMLKl-melekeyniiki meleğethe two angels
21ببابلbibābileBabil'dein Babylon,
22هاروتhārūteHarutHarut
23وماروتve mārūteve Marut (isimli)and Marut.
24وماve māAnd not
25يعلمانع ل مALMyuǎllimānionlar öğretmezlerdithey both teach
26منminany
27أحدا ح دEḪD̃eHadinhiç kimseyeone
28حتىHattāunless
29يقولاق و لGVLyeḳūlādemedikçethey [both] say,
30إنماinnemāşüphesiz"""Only"
31نحنneHnubizwe
32فتنةف ت نFTNfitnetunfitneyiz(are) a trial,
33فلاfelāso (do) not
34تكفرك ف رKFRtekfursakın küfre girmeyin"disbelieve."""
35فيتعلمونع ل مALMfeyeteǎllemūnefakat öğreniyorlardıBut they learn
36منهماminhumābunlardanfrom those two
37ماşeyiwhat
38يفرقونف ر قFRGyuferriḳūneayıran[they] causes separation
39بهbihionunlawith it
40بينب ي نBYNbeynearasınıbetween
41المرءم ر اMREl-mer'ieşithe man
42وزوجهز و جZVCve zevcihive karısınınand his spouse.
43وماve māve değildirAnd not
44همhumama onlarthey (could)
45بضارينض ر رŽRRbiDārrīnezarar veriyorat all [be those who] harm
46بهbihionunlawith it
47منminany
48أحدا ح دEḪD̃eHadinhiç kimseyeone
49إلاillābaşkaexcept
50بإذنا ذ نEZ̃Nbiiƶniiznindenby permission
51اللهllahiAllah'ın(of) Allah.
52ويتعلمونع ل مALMve yeteǎllemūneonlar öğreniyorlardıAnd they learn
53ماşeyiwhat
54يضرهمض ر رŽRRyeDurruhumzarar verenharms them
55ولاve lādeğiland not
56ينفعهمن ف عNFAyenfeǔhumyarar vereniprofits them.
57ولقدveleḳadandolsunAnd indeed
58علمواع ل مALMǎlimūgayet iyi biliyorlardı kithey knew
59لمنlemenikimseninthat whoever
60اشتراهش ر يŞRYşterāhuonu satın alanbuys it,
61ماyokturnot
62لهlehuonunfor him
63فيin
64الآخرةا خ رEḢRl-āḣiratiahirettethe Hereafter
65منminany
66خلاقخ ل قḢLGḣalāḳinbir nasibishare.
67ولبئسب ا سBESvelebi'seve ne kötüdürAnd surely evil
68ماşey(is) what
69شرواش ر يŞRYşeravsattıklarıthey sold
70بهbihionunlawith it
71أنفسهمن ف سNFSenfusehumkendilerinithemselves,
72لوlevkeşkeif
73كانواك و نKVNkānūthey were
74يعلمونع ل مALMyeǎ'lemūne(bunu) bilselerdi!(to) know.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

واتبعوا ما تتلوا الشيطين على ملك سليمن وما كفر سليمن ولكن الشيطين كفروا يعلمون الناس السحر وما انزل على الملكين ببابل هروت ومروت وما يعلمان من احد حتى يقولا انما نحن فتنة فلا تكفر فيتعلمون منهما ما يفرقون به بين المرء وزوجه وما هم بضارين به من احد الا باذن الله ويتعلمون ما يضرهم ولا ينفعهم ولقد علموا لمن اشترىه ما له فى الءاخرة من خلق ولبئس ما شروا به انفسهم لو كانوا يعلمون

Arapça (Harekeli)

وَاتَّبَعُوا مَا تَتْلُو الشَّيَاطِينُ عَلَى مُلْكِ سُلَيْمَانَ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَانُ وَلَكِنَّ الشَّيَاطِينَ كَفَرُوا يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَ وَمَا أُنزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ أَحَدٍ حَتَّى يَقُولَا إِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلَا تَكْفُرْ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِهِ بَيْنَ الْمَرْءِ وَزَوْجِهِ وَمَا هُم بِضَارِّينَ بِهِ مِنْ أَحَدٍ إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنفَعُهُمْ وَلَقَدْ عَلِمُوا لَمَنِ اشْتَرَاهُ مَا لَهُ فِي الْآخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْا بِهِ أَنفُسَهُمْ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ

Transliterasyon

Vettebeû mâ tetlûş şeyâtînu alâ mulki suleymân|e| ve mâ kefere suleymânu ve lâkinneş şeyâtîne keferû yuallimûnen nâses sihrâ, ve mâ unzile alel melekeyni bi bâbile hârûte ve mârût|e|, ve mâ yuallimâni min ehadin hattâ yekûlâ innemâ nahnu fitnetun fe lâ tekfur fe yeteallemûne minhumâ mâ yuferrikûne bihî beynel mer’i ve zevcih|î|, ve mâ hum bi dârrîne bihî min ehadin illâ bi iznillâh|i|, ve yeteallemûne mâ yadurruhum ve lâ yenfeuhum ve lekad alimû le menişterâhu mâ lehu fîl âhireti min halâkın, ve le bi’se mâ şerev bihî enfusehum lev kânû ya’lemûn|e|.

Transliteration (Eng.)

Wa<span class="b">i</span>ttabaAAoo m<span class="u">a</span> tatloo a<span class="b">l</span>shshay<span class="u">at</span>eenuAAal<span class="u">a</span> mulki sulaym<span class="u">a</span>na wam<span class="u">a</span> kafara sulaym<span class="u">a</span>nuwal<span class="u">a</span>kinna a<span class="b">l</span>shshay<span class="u">at</span>eena kafarooyuAAallimoona a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>sa a<span class="b">l</span>ssi<span class="u">h</span>ra wam<span class="u">a</span>onzila AAal<span class="u">a</span> almalakayni bib<span class="u">a</span>bila h<span class="u">a</span>rootawam<span class="u">a</span>roota wam<span class="u">a</span> yuAAallim<span class="u">a</span>ni min a<span class="u">h</span>adin<span class="u">h</span>att<span class="u">a</span> yaqool<span class="u">a</span> innam<span class="u">a</span> na<span class="u">h</span>nufitnatun fal<span class="u">a</span> takfur fayataAAallamoona minhum<span class="u">a</span> m<span class="u">a</span>yufarriqoona bihi bayna almar-i wazawjihi wam<span class="u">a</span> hum bi<span class="u">da</span>rreenabihi min a<span class="u">h</span>adin ill<span class="u">a</span> bi-i<span class="u">th</span>ni All<span class="u">a</span>hiwayataAAallamoona m<span class="u">a</span> ya<span class="u">d</span>urruhum wal<span class="u">a</span>yanfaAAuhum walaqad AAalimoo lamani ishtar<span class="u">a</span>hu m<span class="u">a</span>lahu fee al-<span class="u">a</span>khirati min khal<span class="u">a</span>qin walabi/sa m<span class="u">a</span>sharaw bihi anfusahum law k<span class="u">a</span>noo yaAAlamoon<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Tuttular da Süleyman'ın saltanatı aleyhine, Şeytanların kapıldıkları şeylere uydular. Halbuki Süleyman kâfir olmamıştı, Şeytanlar kâfir olmuşlardı. İnsanlara büyü yapmasını ve Babil'deki Hârût, Mârût adlı iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. O iki melek, hiçbir kimseye biz, ancak ve ancak Allah tarafından bir sınamayız, sakın kâfir olma demeden bir şey öğretmiyordu. Onlardan, karıyla kocanın arasını açan şeyleri öğreniyorlardı. Öğrenenler de Allah'ın izni olmaksızın hiçbir kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek, fakat hiçbir faydası olmayacak şeyleri öğrenmekteydiler. Andolsun ki bu bilgiyi satın alanın âhiretten nasibi yoktur, bunu iyice bilmişlerdi de. Fakat bir de canları pahasına satın aldıkları o şeyin ne pis şey olduğunu bilselerdi.

Ali Bulaç

Ve onlar, Süleyman'ın mülkü (nübüvveti) hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkar etmedi; ancak şeytanlar inkar etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil'deki iki meleğe Harut'a ve Marut'a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: "Biz, yalnızca bir fitneyiz, sakın inkar etme" demedikçe hiç kimseye (bir şey) öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa onunla Allah'ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu satın alanın, ahiretten hiçbir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir bilselerdi.

Bayraktar Bayraklı

Kitap ehli, Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların vesvesesine uydular. Oysa Süleyman büyü yapıp kâfir olmadı. Fakat şeytanlar kâfir oldular; çünkü insanlara sihri ve Bâbil'deki Hârut ve Mârut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Halbuki bu iki melek, “Biz sadece imtihan için gönderildik, sakın yanlışa inanıp da kâfir olmayasınız” demeden hiç kimseye sihir öğretmezlerdi. Onlar, bu iki melekten, karı ile kocanın arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa büyücüler, Allah'ın izni olmadan kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine faydalı olanı değil, zararlı olanı öğrenirler. Büyüye başvuranların âhiretten nasiplerinin olmayacağını iyi bilmektedirler. Kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu bilselerdi!

Diyanet İşleri

Süleyman'ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tabi oldular. Halbuki Süleyman büyü yapıp kafir olmadı. Lakin şeytanlar kafir oldular. Çünkü insanlara sihri ve Babil'de Harut ile Marut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek, herkese: Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın yanlış inanıp da kafir olmayasınız, demeden hiç kimseye (sihir ilmini) öğretmezlerdi. Onlar, o iki melekden, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa büyücüler, Allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni değil de zarar vereni öğrenirler. Sihri satın alanların (ona inanıp para verenlerin) ahiretten nasibi olmadığını çok iyi bilmektedirler. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu anlasalardı!*

Edip Yüksel

Süleyman'ın otoritesi hakkında sapkınların anlattığına uydular. Oysa Süleyman inkâr etmedi; halka büyücülüğü ve Babil'de Harut ve Marut adlı iki meleğe indirileni öğreten sapkınlar inkâr etmişti. Bu ikisi: "Bu bir sınavdır, nankör olmayın!" demedikçe kimseye onu öğretmezlerdi. Fakat o ikisinden öğrendiklerini, koca ile karısının arasını açmak için kullandılar. Oysa ALLAH'ın izni olmadan onlar hiç kimseye bir zarar veremezdi. Kendilerine yarar vereni değil, zarar vereni öğreniyorlardı. Üstelik, ona müşteri olanların ahirette bir payı olmadığını da iyi biliyorlardı. Karşılığında kişiliklerini sattıkları şey ne kötü. Bir bilselerdi!*

Elmalılı Hamdi Yazır

Tuttular da Süleyman mülküne dair şeytanların uydurup izledikleri şeyin ardına düştüler. Halbuki Süleyman inkâr edip kâfir olmadı, lakin o şeytanlar kâfirlik ettiler; insanlara sihir öğretiyorlar ve Bâbil'de Harut ve Marut'a, bu iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi "biz ancak ve ancak sizi denemek için gönderildik, sakın sihir yapıp da kâfir olmayın!" demeden kimseye birşey öğretmezlerdi. İşte bunlardan karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Fakat Allah'ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar verebilecek değillerdi. Kendi kendilerine zarar verecek ve bir fayda sağlamayacak bir şey öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu her kim satın alırsa, onu alanın ahirette bir nasibi olmayacağını da çok iyi biliyorlardı. Hakkiyle bilselerdi, uğruna canlarını sattıkları şey ne çirkin bir şeydi.

Erhan Aktaş

Ve onlar, Süleyman’ın sahip olduğu güç konusunda şeytanların* uydurdukları şeylere uydular. Oysa Süleyman gerçeğe aykırı bir şey* yapmadı. Ancak insanlara büyü yapmayı öğreten şeytanlar* gerçeği gizliyordu; Babil’deki iki meleğe/krala* ; Hârût ve Mârût’a bir şey indirilmiş değildi. Hatta bu iki melek: “ Biz fitneyiz, sakın kâfir olma!” demedikçe, hiç kimseye bir şey öğretmiyorlardı. Fakat onlar, o ikisinden karı ile kocanın arasını açacak şeyler öğrenmeye çalışıyorlardı. Ancak, Allah’ın izni olmadıkça bu şeyle hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine bir faydası olmayan, sadece zarar verecek şeyleri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, büyü ile uğraşanların ahirette bir nasiplerinin olmayacağını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür. Keşke bilselerdi.

Hakkı Yılmaz

Ve kendilerine Kitap verilenler, Süleymân mülküne dair şeytânların okuyup durdukları şeylere uydular. Hâlbuki küfretmemişti; Süleymân Allah'ın ilâhlığını, rabliğini bilerek reddetmemişti, ama o şeytanlar küfretmişti; bilerek reddetmişlerdi; insanlara sihri ve Bâbil'de iki peygambere/ iki krala; Hârût ve Mârût'a indirileni öğretiyorlardı. Hâlbuki Hârût ve Mârût, “Biz saflaşmanız için bir ateşten malzemeyiz, sakın küfretme; gerçeği bilerek reddetme!” demedikçe hiç kimseye hiçbir şey öğretmezlerdi. Sonra herkes, o ikisinden erkekle eşinin arasını açan şeyleri öğreniyorlardı. –Ne var ki onlar onunla Allah'ın bilgisi olmadan hiç kimseye zarar veremezler.– Herkes, kendilerine zarar vereni, yarar vermeyeni öğreniyorlardı. Andolsun ki onu satın alanın âhirette hiçbir nasibi olmayacağını da kesinlikle biliyorlardı. Ve o, benliklerini karşılığında sattıkları o şey, ne çirkin bir şeydi! Keşke biliyor olsalardı!

Muhammed Esed

Ve (onun yerine) Süleyman'ın hükümdarlığı sırasında şeytanca niyetler taşıyan kimselerin telkin ede geldiklerine uyarlar. Hakikati inkar eden Süleyman değildi, ama o şeytanca niyetler taşıyan kişiler halka sihir öğreterek hakikati inkar ettiler; -ve onlar, Babil'deki iki melek Hârût ve Mârût vasıtasıyla ihdas edilene (uyarlar)- gerçi bu ikili, öncelikle, "Biz sadece ayartıcılar; sakın (Allah'ın vahyettiği) hakikati inkara yeltenmeyin!" şeklinde uyarıda bulunmadan hiç kimseye onu öğretmediler. Ve onlar, bu ikiliden, karı koca arasında nasıl huzursuzluk çıkarılacağını öğreniyorlardır; ancak Allah'ın izni olmadan onunla hiç kimseye zarar veremedikleri gibi sadece kendilerine zarar veren ve hiç faydası olmayan bir bilgi ediniyorlardı; oysa onlar, bu (bilgiyi) edinenin ahiret hayatının güzelliğinden nasipsiz kalacağını biliyorlardı. Doğrusu, karşılığında ruhlarını sattıkları o (sanat) ne kötüdür, keşke bunu bilselerdi!

Mustafa İslamoğlu

ve onlar tutup Süleyman'ın yöntemi sırasında (o dönemin) şeytanlarının uydurduğu yalan ve desiselerin peşine takıldılar. Oysa ki Süleyman küfre sapıp nankörlük yapmadı, aksine o(na düzen kuran) şeytanlar küfre sapıp nankörlük yaptılar: insanlara sihri öğrettiler. Yine (Medine Yahudileri) Babilli iki güç sahibine; Harut ve Marut'a verileni izlediklerini (iddia ettiler). Oysa o ikisi "Baksanıza biz (Babil esaretiyle) sınanmaktayız, sakın küfre sapma(yın)!" demedikçe hiç kimseye bir şey öğretmiyorlardı. Fakat (Babil'deki düzenbazlar) bu ikiliden kişi ile eşinin arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. Ne var ki o (Babilli düzenbazlar), Allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezlerdi; ama yine de zarar verip yarar sağlamayan şeyler öğreniyorlardı. Doğrusu onlar, bu türden bir alışverişe giren kimsenin ahirette eli boş kalacağını çok iyi biliyorlardı. Kişiliklerini sattıkları şey ne fenadır; keşke bunu olsun bilebilselerdi.

Suat Yıldırım

Tuttular, Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların uydurdukları sözlere tâbi oldular. Halbuki Süleyman küfre gitmemişti. Fakat asıl o şeytanlar küfre gittiler. Halka sihiri ve Babil'de Hârut ve Mârut adlı iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: “Biz sırf imtihan için gönderildik, sakın kâfir olma! ” demedikçe hiç kimseye sihir öğretmezlerdi. İşte bunlardan koca ile karısının arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. Fakat Allah'ın izni olmadıkça onlar bununla hiç kimseye zarar veremezlerdi. Onlar kendilerine zarar getirip fayda vermeyen şeyler öğreniyorlardı. Büyüye müşteri olan kimsenin âhiretten nasibi olmadığını pek iyi biliyorlardı. Karşılığında kendi varlıklarını sattıkları şey ne kötü! Keşke bunu anlasalardı!*

Süleyman Ateş

Süleyman'ın hükümdarlığı hakkında onlar, şeytanların uydurdukları sözlere uydular (Süleyman'ın, büyü yaparak saltanatını kazandığını söyleyen şeytan ruhlu insanlara uyup, Süleyman'ın büyücü olduğuna inandılar). Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre gitmemişti. Fakat o şeytanlar küfre gittiler: İnsanlara büyü ve Babil'de Harut ve Marut adlı melekler(den ilham alan iki kişiy)e indirileni öğretiyorlar. Halbuki onlar: "Biz bir fitneyiz (sizin için bir sınavız), sakın, küfre gitme(yin)!" demedikçe kimseye bir şey öğretmiyorlardı. Fakat bunlar, onlardan, erkekle karısının arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. Ama, onlar, Allah'ın izni olmadan onunla hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine yarar vereni değil, zarar vereni öğreniyorlardı. Andolsun, onu sat(ıp onunla çıkar sağlay)anın, ahirette bir nasibi olmadığını gayet iyi biliyorlardı. Vicdanlarını sattıkları şey ne kötüdür, keşke (bunu) bilselerdi!*

Şaban Piriş

Onlar şeytanların Süleymanın saltanatı hakkında uydurdukları şeylere tabi oldular. Oysa Süleyman kafir değildi. Fakat insanlara sihri öğreten şeytanlar kafir idi. Onlar insanlara büyüyü Babildeki iki meleğe, Harut ile Maruta indirileni öğretiyorlardı. O ikisi:-Biz bir imtihan vesilesiyiz, sakın kafir olma! demedikçe, hiç kimseye bir şey öğretmiyorlardı. O ikisinden karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Onlar kendilerine faydalı olanı değil zararlı olanı öğreniyorlardı. Andolsun onlar o büyüyü satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını gayet iyi biliyorlardı. Kendilerini sattıkları şeyin ne kadar kötü olduğunu keşke anlasalardı!

Yaşar Nuri Öztürk

Süleyman'ın mülk ve saltanatı konusunda onlar, şeytanların okuyup durduklarına uydular. Halbuki Süleyman küfre sapmamıştı. Ancak şeytanlar küfre sapmıştı; insanlara büyüyü öğretiyorlardı. Ve Babil'de Harut ve Marut adlı iki melek üzerine indirileni öğretiyorlardı. Oysa ki o iki melek, "biz bir imtihan aracıyız, sakın küfre sapma" demedikçe hiç kimseye birşey öğretmiyorlardı. İnsanlar onlardan erkekle eşinin arasını açacakları şeyi öğreniyorlardı. Ne var ki, onlar onunla Allah'ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezler. Onlar kendilerine zarar vereni, yarar vermeyeni öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu satın alanın ahirette hiçbir nasibi olmayacağını açıkça bilmişlerdir. Öz benliklerini sattıkları şey ne kötüdür! Bir bilebilselerdi!

Edip-Layth-Martha

They followed what the devils recited regarding Solomon's kingship. Solomon did not reject, but it was the devils that rejected by teaching people magic and what was sent down on the two controllers in Babylon, Haroot and Maroot. They would not teach anyone until they would say, "We are a test, so do not be unappreciative!" Thus, they teach what can separate a person from his mate; but they cannot harm anyone except by God's permission. They learn what harms them and does not benefit them, and they have known that he who purchases such a thing has no place in the Hereafter. Miserable indeed is what they traded themselves with; if only they knew!

Muhammad Asad

and follow [instead] that which the evil ones used to practice during Solomon's reign - for it was not Solomon who denied the truth, but those evil ones denied it by teaching people sorcery* -; and [they follow] that which has come down through the two angels in Babylon, Hurut and Marut-although these two never taught it to anyone without first declaring, "We are but a temptation to evil: do not, then, deny [God's] truth!"* And they learn from these two how to create discord between a man and his wife; but whereas they can harm none thereby save by God's leave, they acquire a knowledge that only harms themselves and does not benefit them - although they know; indeed, that he who acquires this [knowledge] shall have no share in the good of the life to come.* For, vile indeed is that [art] for which they have sold their own selves -had they but known it!

Rashad Khalifa

They pursued what the devils taught concerning Solomon's kingdom. Solomon, however, was not a disbeliever, but the devils were disbelievers. They taught the people sorcery, and that which was sent down through the two angels of Babel, Haroot and Maroot. These two did not divulge such knowledge without pointing out: "This is a test. You shall not abuse such knowledge." But the people used it in such evil schemes as the breaking up of marriages. They can never harm anyone against the will of GOD. They thus learn what hurts them, not what benefits them, and they know full well that whoever practices witchcraft will have no share in the Hereafter. Miserable indeed is what they sell their souls for, if they only knew.,

The Monotheist Group

And they followed what the devils recited regarding the kingship of Solomon. Solomon did not reject, but it was the devils who rejected by teaching people magic, and teaching them what was sent down on the two angels in Babylon, Haroot and Maroot. They did not teach anyone until they would say: "We are a test, so do not lose faith!" Thus they teach what can separate between a person and his mate; but they cannot harm anyone except with the permission of God. And they learn what harms them and does not benefit them, and they have known that he who purchases such has no place in the Hereafter. Miserable indeed is what they purchased with their souls if only they knew!