Bakara Sûresi145. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (32 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولئن | — | velein | ve eğer | And even if |
| 2 | أتيت | ا ت يETY | eteyte | sen getirsen | you come |
| 3 | الذين | — | elleƶīne | kimselere | (to) those who |
| 4 | أوتوا | ا ت يETY | ūtū | verilen | were given |
| 5 | الكتاب | ك ت بKTB | l-kitābe | Kitap | the Book |
| 6 | بكل | ك ل لKLL | bikulli | her türlü | with all |
| 7 | آية | ا ي يEYY | āyetin | ayeti | (the) signs, |
| 8 | ما | — | mā | değildir | not |
| 9 | تبعوا | ت ب عTBA | tebiǔ | uyacak | they would follow |
| 10 | قبلتك | ق ب لGBL | ḳibleteke | senin kıblene | your direction of prayer, |
| 11 | وما | — | ve mā | ve değilsin | and not |
| 12 | أنت | — | ente | sen (de) | (will) you (be) |
| 13 | بتابع | ت ب عTBA | bitābiǐn | uyacak | a follower |
| 14 | قبلتهم | ق ب لGBL | ḳibletehum | onların kıblesine | (of) their direction of prayer. |
| 15 | وما | — | ve mā | ve değildir | And not |
| 16 | بعضهم | ب ع ضBAŽ | beǎ'Duhum | onların bazısı | some of them |
| 17 | بتابع | ت ب عTBA | bitābiǐn | uymazlar | (are) followers |
| 18 | قبلة | ق ب لGBL | ḳiblete | kıblesine | (of the) direction of prayer |
| 19 | بعض | ب ع ضBAŽ | beǎ'Din | diğerlerinin | (of each) other. |
| 20 | ولئن | — | veleini | ve eğer | And if |
| 21 | اتبعت | ت ب عTBA | ttebeǎ'te | uyarsan | you followed |
| 22 | أهواءهم | ه و يHVY | ehvā'ehum | onların keyiflerine | their desires |
| 23 | من | — | min | -den | from |
| 24 | بعد | ب ع دBAD̃ | beǎ'di | sonra | after |
| 25 | ما | — | mā | şey(den) | [what] |
| 26 | جاءك | ج ي اCYE | cā'eke | sana gelen | came to you |
| 27 | من | — | mine | -den | of |
| 28 | العلم | ع ل مALM | l-ǐlmi | ilim- | the knowledge, |
| 29 | إنك | — | inneke | şüphesiz sen | indeed, you |
| 30 | إذا | — | iƶen | o takdirde | (would) then |
| 31 | لمن | — | lemine | -den (olursun) | (be) surely among |
| 32 | الظالمين | ظ ل مƵLM | Z-Zālimīne | zalimler- | the wrongdoers. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولىن اتيت الذين اوتوا الكتب بكل ءاية ما تبعوا قبلتك وما انت بتابع قبلتهم وما بعضهم بتابع قبلة بعض ولىن اتبعت اهواءهم من بعد ما جاءك من العلم انك اذا لمن الظلمين
Arapça (Harekeli)
وَلَئِنْ أَتَيْتَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ بِكُلِّ آيَةٍ مَّا تَبِعُوا قِبْلَتَكَ وَمَا أَنتَ بِتَابِعٍ قِبْلَتَهُمْ وَمَا بَعْضُهُم بِتَابِعٍ قِبْلَةَ بَعْضٍ وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءَهُم مِّن بَعْدِ مَا جَاءَكَ مِنَ الْعِلْمِ إِنَّكَ إِذًا لَّمِنَ الظَّالِمِينَ
Transliterasyon
Ve le in eteytellezîne ûtûl kitâbe bi kulli âyetin mâ tebiû kıbletek|e| ve mâ ente bi tâbîın kıbletehum, ve mâ ba’duhum bi tâbîın kıblete ba’d(ba’dın), ve le initteba’te ehvâehum min ba’di mâ câeke minel ilmi inneke izen le minez zâlimîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wala-in atayta alla<span class="u">th</span>eena ootooalkit<span class="u">a</span>ba bikulli <span class="u">a</span>yatin m<span class="u">a</span> tabiAAooqiblataka wam<span class="u">a</span> anta bit<span class="u">a</span>biAAin qiblatahum wam<span class="u">a</span>baAA<span class="u">d</span>uhum bit<span class="u">a</span>biAAin qiblata baAA<span class="u">d</span>inwala-ini ittabaAAta ahw<span class="u">a</span>ahum min baAAdi m<span class="u">a</span> j<span class="u">a</span>akamina alAAilmi innaka i<span class="u">th</span>an lamina a<span class="b">l</span><span class="i"><span class="u">thth</span></span><span class="u">a</span>limeen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Andolsun ki sen, kendilerine kitap indirilmiş olanlara bütün delilleri getirsen gene de senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uymazsın. Zâten onların bir kısmı da bir kısmının kıblesine uymaz. Bunu iyice bildikten sonra artık tutar, onların dileklerine uyarsan şüphe yok ki zâlimlerden olursun.
Ali Bulaç
Andolsun, kendilerine kitap verilenlere her ayeti (delili) getirsen, yine onlar senin kıblene uymaz; sen de onların kıblelerine uyacak değilsin. Onlardan bir kısmı, bir kısmının kıblesine (bile) uymaz. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olursan, o zaman gerçekten zalimlerden olursun.
Bayraktar Bayraklı
Sen, kitap ehline her türlü âyeti getirsen, yine de onlar senin kıblene dönmezler. Sen de onların kıblesine dönecek değilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesine dönmezler. Sana gelen bilgiden sonra eğer onların arzularına uyarsan, şüphesiz zâlimlerden olursun.
Diyanet İşleri
Yemin olsun ki ( habibim! ) sen ehl-i kitaba her türlü ayeti (mucizeyi) getirsen yine de onlar senin kıblene dönmezler. Sen de onların kıblesine dönecek değilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesine dönmezler. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman sen hakkı çiğneyenlerden olursun.*
Edip Yüksel
Kitap verilenlere her türlü ayeti (mucizeyi) getirsen de onlar yine senin kıblene yönelmez. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymaz. Sana gelen bu bilgiden sonra, onların keyfine uyarsan zalimlerden olursun.
Elmalılı Hamdi Yazır
Celâlim için, sen o kitap verilmiş olanlara, bütün delilleri de getirsen, yine de senin kıblene tabi olmazlar, sen de onların kıblesine tabi olmazsın. Zaten onlar da birbirlerinin kıblesine tabi değiller. Celâlim hakkı için, sana gelen bunca ilmin arkasından sen tutar da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, o zaman hiç şüphesiz, sen de zâlimlerden olursun.
Erhan Aktaş
Ant olsun ki Kitap verilenlere hangi âyeti* getirirsen getir, yine de onlar senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar, birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer, sana verilen bunca ilimden* sonra, onların arzularına uyarsan, o zaman zalimlerden olursun.
Hakkı Yılmaz
Ve andolsun ki sen, o Kitap verilmiş olan kimselere, bütün âyetleri de getirsen, yine de senin hedefine/stratejine uymazlar. Sen de onların hedefine/stratejisine uyan biri değilsin. Zaten onlar da birbirlerinin hedeflerine/stratejilerine tâbi değiller. Yine andolsun ki sana gelen bunca bilgiden sonra, sen onların boş-iğreti arzularına uyacak olursan, o zaman hiç şüphesiz sen, kendi benliğine haksızlık eden kimselerden olursun.
Muhammed Esed
Ama daha önce kendilerine vahiy tevdî edilmiş olanların önüne bütün delilleri koymuş olsaydın bile senin kıblene yönelmezlerdi; ne sen onların kıblelerine yönelirsin, ne de onlar birbirlerinin kıblelerine yönelirler. Ve eğer sana ilim geldikten sonra onların asılsız görüşlerine uysaydın muhakkak ki zalimlerden olurdun.
Mustafa İslamoğlu
Sen daha önceden kitap gönderilenlere tüm delilleri getirsen dahi onlar senin kıblene yönelmezler; ve sen de artık onların kıblesine yönelmezsin. Ve ne de onlar birbirlerinin kıblelerine yönelirler. Sana ilim geldikten sonra eğer onların keyiflerine uysaydın, bu durumda sen kesinlikle kendine zulmedenlerden olurdun.
Suat Yıldırım
Kendilerine kitap verilmiş olanlara her türlü delili de getirsen onlar senin kıblene yönelmezler. Sen de onların kıblesine dönecek değilsin. Zaten onların da bazısı bazısının kıblesine yönelmez ki! . . . Faraza, sana gelen bunca ilimden sonra onların keyiflerine uyacak olursan, Bilmiş ol ki, o takdirde sen de zalimlerden olursun! [10, 96-97]
Süleyman Ateş
Sen Kitap verilenlere her türlü ayeti getirsen yine onlar senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Sana gelen ilimden sonra onların keyiflerine uyarsan, o takdirde sen, mutlaka zalimlerden olursun.*
Şaban Piriş
Sen, kitap verilenlere her belgeyi getirsen, yine de senin kıblene tabi olmazlar; sen de onların kıblesine tabi olacak değilsin. Zaten onlar, birbirlerinin kıblesine de tabi olmazlar. Sana gelen bunca ilimden sonra onların arzularına uyarsan o zaman sen de zalimlerden olursun.
Yaşar Nuri Öztürk
Ehlikitap'a sen her türlü mucizeyi getirsen de onlar senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uymayacaksın. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer sen, ilimden nasibin sana geldikten sonra onların boş ve iğreti arzularına uyarsan, işte o zaman kesinlikle zalimlerden olursun.
Edip-Layth-Martha
Even if you come to those who have been given the book with every sign, they will not follow your focal point, nor will you follow their focal point, nor will some of them even follow each other's focal point. If you were to follow their desires after the knowledge that has come to you, then you would be one of the wicked.
Muhammad Asad
And yet, even if thou wert to place all evidence* before those who have been vouchsafed earlier revelation, they would not follow thy direction of prayer; and neither mayest thou follow their direction of prayer, nor even do they follow one another's direction. And if thou shouldst follow their errant views after all the knowledge that has come unto thee thou wouldst surely be among the evildoers.
Rashad Khalifa
Even if you show the followers of the scripture every kind of miracle, they will not follow your Qiblah. Nor shall you follow their Qiblah. They do not even follow each others' Qiblah. If you acquiesce to their wishes, after the knowledge that has come to you, you will belong with the transgressors.,
The Monotheist Group
And if you come to those who have been given the Book with every sign they will not follow your focal point, nor will you follow their focal point, nor will some of them even follow each others focal point. And if you were to follow their desires after the knowledge that has come to you, then you would be one of the wicked.