Bakara Sûresi146. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (14 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | الذين | — | elleƶīne | kimseler | (To) those whom |
| 2 | آتيناهم | ا ت يETY | āteynāhumu | kendilerine verdiğimiz | We gave [them] |
| 3 | الكتاب | ك ت بKTB | l-kitābe | Kitap | the Book, |
| 4 | يعرفونه | ع ر فARF | yeǎ'rifūnehu | onu tanırlar | they recognize it |
| 5 | كما | — | kemā | gibi | like |
| 6 | يعرفون | ع ر فARF | yeǎ'rifūne | tanıdıkları | they recognize |
| 7 | أبناءهم | ب ن يBNY | ebnā'ehum | oğullarını | their sons. |
| 8 | وإن | — | ve inne | ve (yine) elbette | And indeed, |
| 9 | فريقا | ف ر قFRG | ferīḳan | bir grup | a group |
| 10 | منهم | — | minhum | onlardan | of them |
| 11 | ليكتمون | ك ت مKTM | leyektumūne | gizlerler | surely they conceal |
| 12 | الحق | ح ق قḪGG | l-Haḳḳa | gerçeği | the Truth |
| 13 | وهم | — | vehum | onlar | while they |
| 14 | يعلمون | ع ل مALM | yeǎ'lemūne | bildikleri (halde) | know. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
الذين ءاتينهم الكتب يعرفونه كما يعرفون ابناءهم وان فريقا منهم ليكتمون الحق وهم يعلمون
Arapça (Harekeli)
الَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ أَبْنَاءَهُمْ وَإِنَّ فَرِيقًا مِّنْهُمْ لَيَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Transliterasyon
Ellezîne âteynâhumul kitâbe ya’rifûnehu kemâ ya’rifûne ebnâehum ve inne ferîkan minhum le yektumûnel hakka ve hum ya’lemûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Alla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>tayn<span class="u">a</span>humualkit<span class="u">a</span>ba yaAArifoonahu kam<span class="u">a</span> yaAArifoona abn<span class="u">a</span>ahumwa-inna fareeqan minhum layaktumoona al<span class="u">h</span>aqqa wahumyaAAlamoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Kendilerine kitap indirdiğimiz kimseler, Peygamberi, oğullarını tanır gibi tanırlar. Tanırlar ama gene de içlerinden bir kısmı bile-bile gerçeği gizler.
Ali Bulaç
Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi), çocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü, bildikleri halde gerçeği gizlerler.
Bayraktar Bayraklı
Kendilerine kitap verdiklerimiz, peygamberi, çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir grup, bile bile gerçeği gizler.
Diyanet İşleri
Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir gurup bile bile gerçeği gizler.*
Edip Yüksel
Kendilerine kitap verdiklerimiz, bu gerçekleri çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar; ama yine de onlardan bir grup bile bile gerçeği gizler.
Elmalılı Hamdi Yazır
O kendilerine kitap verdiğimiz ümmetlerin âlimleri onu o peygamberi oğullarını tanır gibi tanırlar, böyle iken içlerinden bir takımı gerçeği bile bile gizlerler.
Erhan Aktaş
Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, O’nu öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir zümre, bile bile gerçeği gizlemektedir.
Hakkı Yılmaz
Kendilerine Kitap verdiğimiz şu kimseler, Peygamber'i kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Şüphesiz onlardan bir kesim de bilip durmalarına rağmen, kesinlikle hakkı gizliyorlar.
Muhammed Esed
Daha önce kendilerine vahiy verdiklerimiz, onu kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar: Ancak bilin ki, onların bazısı hakikati bile bile örtbas eder.
Mustafa İslamoğlu
Kendilerine vahiy tevdi edilenler, onu öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onların çoğu, bildikleri halde ısrarla gerçeği gizlerler.
Suat Yıldırım
Kendilerine kitap vermiş olduğumuz kimseler, onu (Muhammed'i) tıpkı evlatlarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken, onlardan bir kısmı, bile bile gerçeği gizler.
Süleyman Ateş
Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu, oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar, ama yine de onlardan bir grup, bile bile gerçeği gizlerler.
Şaban Piriş
Kendilerine kitap verdiklerimiz (Yahudi ve Hıristiyanlar) onu (Muhammedi) öz oğulları gibi tanırlar. Bununla beraber onlardan bir kısmı bildikleri halde hakkı gizlerler.
Yaşar Nuri Öztürk
Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Bununla birlikte, içlerinden bir zümre, bilip durdukları halde gerçeği hep gizler.
Edip-Layth-Martha
Those to whom We have given the book know it as they know their own children, and a group of them hides the truth while they know.
Muhammad Asad
They unto whom We have vouchsafed revelation aforetime know it as they know their own children: but, behold, some of them knowingly suppress the truth -
Rashad Khalifa
Those who received the scripture recognize the truth herein, as they recognize their own children. Yet, some of them conceal the truth, knowingly.,
The Monotheist Group
Those to whom We have given the Book know it as they know their own children; and a group of them hides the truth while they know.