Bakara Sûresi26. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (39 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | إن | — | inne | muhakkak | Indeed, |
| 2 | الله | — | llahe | Allah | Allah |
| 3 | لا | — | lā | değildir | (is) not |
| 4 | يستحيي | ح ي يḪYY | yesteHyī | çekinecek | ashamed |
| 5 | أن | — | en | to | |
| 6 | يضرب | ض ر بŽRB | yeDribe | misal vermekten | set forth |
| 7 | مثلا | م ث لMS̃L | meṧelen | bir örneği | an example |
| 8 | ما | — | mā | gibi | (like) even |
| 9 | بعوضة | ب ع ضBAŽ | beǔDeten | bir sivrisineği | (of) a mosquito |
| 10 | فما | — | fe mā | hatta olanı | and (even) something |
| 11 | فوقها | ف و قFVG | fevḳahā | onun da üstünde | above it. |
| 12 | فأما | — | feemmā | gerçekten | Then as for |
| 13 | الذين | — | elleƶīne | kimseler | those who |
| 14 | آمنوا | ا م نEMN | āmenū | inanan | believed, |
| 15 | فيعلمون | ع ل مALM | feyeǎ'lemūne | bilirler | [thus] they will know |
| 16 | أنه | — | ennehu | kesinlikle o | that it |
| 17 | الحق | ح ق قḪGG | l-Haḳḳu | haktır (gerçektir) | (is) the truth |
| 18 | من | — | min | -nden | from |
| 19 | ربهم | ر ب بRBB | rabbihim | Rableri- | their Lord. |
| 20 | وأما | — | ve emmā | ve ise | And as for |
| 21 | الذين | — | elleƶīne | edenler | those who |
| 22 | كفروا | ك ف رKFR | keferū | inkar | disbelieved |
| 23 | فيقولون | ق و لGVL | feyeḳūlūne | derler ki | [thus] they will say |
| 24 | ماذا | — | māƶā | neyi | what |
| 25 | أراد | ر و دRVD̃ | erāde | istedi (kasdetti) | (did) intend |
| 26 | الله | — | llahu | Allah | Allah |
| 27 | بهذا | — | bihāƶā | bu | by this |
| 28 | مثلا | م ث لMS̃L | meṧelen | misalle | example? |
| 29 | يضل | ض ل لŽLL | yuDillu | saptırır | He lets go astray |
| 30 | به | — | bihi | onunla | by it |
| 31 | كثيرا | ك ث رKS̃R | keṧīran | bir çoğunu | many |
| 32 | ويهدي | ه د يHD̃Y | ve yehdī | ve yine yola getirir | and He guides |
| 33 | به | — | bihi | onunla | by it |
| 34 | كثيرا | ك ث رKS̃R | keṧīran | bir çoğunu | many. |
| 35 | وما | — | ve mā | -maz | And not |
| 36 | يضل | ض ل لŽLL | yuDillu | saptır- | He lets go astray |
| 37 | به | — | bihi | onunla | by it |
| 38 | إلا | — | illā | başkasını | except |
| 39 | الفاسقين | ف س قFSG | l-fāsiḳīne | fasıklardan | the defiantly disobedient. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ان الله لا يستحى ان يضرب مثلا ما بعوضة فما فوقها فاما الذين ءامنوا فيعلمون انه الحق من ربهم واما الذين كفروا فيقولون ماذا اراد الله بهذا مثلا يضل به كثيرا ويهدى به كثيرا وما يضل به الا الفسقين
Arapça (Harekeli)
إِنَّ اللَّهَ لَا يَسْتَحْيِي أَن يَضْرِبَ مَثَلًا مَّا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَا فَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُوا فَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ الْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ وَأَمَّا الَّذِينَ كَفَرُوا فَيَقُولُونَ مَاذَا أَرَادَ اللَّهُ بِهَذَا مَثَلًا يُضِلُّ بِهِ كَثِيرًا وَيَهْدِي بِهِ كَثِيرًا وَمَا يُضِلُّ بِهِ إِلَّا الْفَاسِقِينَ
Transliterasyon
İnnallâhe lâ yestahyî en yadribe meselen mâ beûdaten fe mâ fevkahâ fe emmellezîne âmenû fe ya’lemûne ennehul hakku min rabbihim, ve emmellezîne keferû fe yekûlûne mâzâ erâdallâhu bi hâzâ meselâ(meselen), yudıllu bihî kesîran ve yehdî bihî kesîrâ(kesîran) ve mâ yudıllu bihî illel fâsıkîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Inna All<span class="u">a</span>ha l<span class="u">a</span> yasta<span class="u">h</span>yeean ya<span class="u">d</span>riba mathalan m<span class="u">a</span> baAAoo<span class="u">d</span>atan fam<span class="u">a</span>fawqah<span class="u">a</span> faamm<span class="u">a</span> alla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>manoofayaAAlamoona annahu al<span class="u">h</span>aqqu min rabbihim waamm<span class="u">a</span>alla<span class="u">th</span>eena kafaroo fayaqooloona m<span class="u">atha</span> ar<span class="u">a</span>daAll<span class="u">a</span>hu bih<span class="u">atha</span> mathalan yu<span class="u">d</span>illu bihikatheeran wayahdee bihi katheeran wam<span class="u">a</span> yu<span class="u">d</span>illu bihiill<span class="u">a</span> alf<span class="u">a</span>siqeen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Şüphe yok ki Allah, sivrisineği de örnek getirmekten çekinmez, ondan üstün olanları da. İnananlar bilirler ki bu örnek, yerindedir ve Rablerindendir. Fakat inanmayanlar, Allah bu örnekle ne demek istiyor ki derler. O, bununla çoklarını şaşırtıp azdırır, çoklarını da doğru yola getirir. Azdırıp şaşırttıkları, ancak kötü işler yapanlardır.
Ali Bulaç
Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün olanı da, (herhangi bir şeyi) örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler; inkar edenler ise, "Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?" derler. (Oysa Allah,) Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını saptırmaz.
Bayraktar Bayraklı
Allah, bir sivri sineği, hatta ondan daha küçük bir şeyi örnek vermekten çekinmez. İnananlar, bu örneğin Rabblerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Kâfirler ise, “Allah bu örnekle ne demek istedi?” derler. “Allah bu örnekle birçoğunu saptırır, birçoğunu da doğruya yöneltir; bu örnekle, fâsıklardan başkasını saptırmaz.”
Diyanet İşleri
Şüphesiz Allah (hakkı açıklamak için) sivrisinek ve onun da ötesinde bir varlığı misal getirmekten çekinmez. İman etmişlere gelince, onlar böyle misallerin Rablerinden gelen hak ve gerçek olduğunu bilirler. Kafir olanlara gelince: Allah böyle misal vermekle ne murat eder? derler. Allah onunla birçok kimseyi saptırır, birçoklarını da doğru yola yöneltir. Verdiği misallerle Allah ancak fasıkları saptırır (çünkü bunlar birer imtihandır).*
Edip Yüksel
ALLAH bir sivrisineği hatta onun üzerindekini örnek vermekten çekinmez. Gerçeği onaylayanlar, bunun Rab'lerinden gelen bir gerçek olduğunu bilir. İnkarcılar ise "ALLAH bu benzetme ile neyi amaçladı" derler. O, bununla birçok kişiyi saptırır ve birçok kişiyi de doğruya iletir. O, bununla sadece fasıkları saptırır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Muhakkak ki Allah bir sivrisineği, hatta daha üstününü misal getirmekten çekinmez. İman edenler bilirler ki, o şüphesiz haktır, Rabb'lerındandır. Ama küfre saplananlar: "Allah böyle bir misal ile ne demek istedi?" derler. Allah onunla birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir. Onunla ancak o fasıkları şaşırtır.
Erhan Aktaş
Doğrusu Allah, bir sivrisineği veya ondan daha üstününü* örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler, bunun, Rabb’lerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Gerçeği yalanlayan nankörler ise: “Allah, bu örnekle neyi amaçlamıştır?” derler. Allah, bu örnekle birçok kimseyi saptırır, birçok kimseyi de doğru yola iletir. Bununla, ancak fasıkları* saptırır.
Hakkı Yılmaz
(26,27)Şüphesiz Allah, bir sivrisineği, hatta daha daha küçük olan bir şeyi örnek vermekten çekinmez. İşte iman eden kimseler bilirler ki, şüphesiz o hakktır, Rablerindendir. Kâfirler; Allah'ın ilâhlığını, rabliğini bilerek reddetmiş olan o kimseler de artık, “Allah böyle bir örnek ile ne demek istedi?” derler. Allah, verdiği örneklerle birçoklarını şaşırtır, onunla birçoklarını kılavuzlar. Allah, onunla sadece, söz verip antlaştıktan sonra Allah'a verdikleri sözü bozan, Allah'ın birleştirmesini emrettiği şeyi; iman-amel ayrılmazlığını bozan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan hak yoldan çıkmış kimseleri şaşırtır. İşte bunlar, zarara uğrayanların ta kendileridir.
Muhammed Esed
Bakın, Allah, bir sivrisineği (hatta) ondan daha küçük bir şeyi örnek getirmekten kaçınmaz. İmana ermiş olanlara gelince, onun Rablerinden gelen bir hakikat olduğunu bilirler. Hakikati inkara şartlanmış olanlar ise, "Bu örnek ile Allah ne demek istiyor acaba?" derler. Bu yolla Allah, bir çoğunu saptırırken bir çoğunu da doğruya yöneltir, fakat fasıklardan başkasını saptırmaz.
Mustafa İslamoğlu
Allah bir sivrisineği ya da ondan da küçüğünü misal vermekten haya etmez. İman edenlere gelince: onlar iyi bilirler ki, o, Rableri katından gelen hakikattir. Küfre saplananlara gelince: "Allah bu örnek ile ne demek istedi?" derler. Bununla Allah bir çoğunu saptırırken bir çoğunu da doğru yola yöneltir. Ve fakat yoldan çıkmışlardan başkasını kesinlikle saptırmaz.
Suat Yıldırım
Allah gerçeği açıklamak için bir sivrisineği, hatta onun ötesinde olan bir şeyi misal getirmekten çekinmez. İman edenler onun Rab'lerinden gelen gerçek olduğunu bilirler. Kâfirler ise “Allah böyle misal vermekle ne kasdediyor? ” derler. Allah bu misal ile birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir; ancak bununla fâsıklardan başkasını şaşırtmaz. [22, 73; 29, 41; 14, 24; 74;31; 13, 19-25]*
Süleyman Ateş
Allah, bir sivrisineği hatta onun da üstünde olan(ondan daha zayıf bir varlığ)ı misal vermekten utanmaz. İnananlar onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. İnkar edenler ise: "Allah, bu misalle ne demek istedi?" derler. (Allah), onunla birçoğunu saptırır ve yine onunla birçoğunu yola getirir. Onunla sadece fasıkları saptırır.*
Şaban Piriş
Allah, bir sivrisineği ve onun üzerinde bir şeyi örnek vermekten çekinmez. İman edenler, onun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler, ama kafirler: -Allah, bu misalle ne demek istiyor? derler. Allah, bu misalle bir çoklarını şaşkınlıkta bırakır, bir çoklarını da doğru yola çıkarır, şaşkın bırakılanlar yalnızca yoldan çıkanlardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Şu bir gerçek ki Allah, bir sivrisineği hatta onun da üstündeki bir varlığı örnek göstermekten sıkılmaz. Böyle bir durumda, inananlar bilirler ki o, Rablerinden bir gerçektir. Küfre sapmışlar ise şöyle derler: "Allah, bunu örnek vermekle ne demek istedi?" Allah onunla birçoğunu saptırır, birçoğunu da onunla doğruya ve güzele kılavuzlar. Allah onunla fasıklardan başkasını saptırmaz.
Edip-Layth-Martha
God does not shy away from citing the example of a mosquito, or anything above it. As for those who acknowledge, they know that it is the truth from their Lord. As for the unappreciative, they say, "What does God want with this example?" He lets many stray by it, and He guides many, but He only lets stray the evildoers.
Muhammad Asad
Behold, God does not disdain to propound a parable of a gnat, or of something [even] less than that.* Now, as for those who have attained to faith, they know that it is the truth from their Sustainer - whereas those who are bent on denying the truth say, "What could God mean by this parable?" In this way does He cause many a one to go astray, just as He guides many a one aright: but none does He cause thereby to go astray save the iniquitous,
Rashad Khalifa
GOD does not shy away from citing any kind of allegory*, from the tiny mosquito and greater. As for those who believe, they know that it is the truth from their Lord. As for those who disbelieve, they say, "What did GOD mean by such an allegory?" He misleads many thereby, and guides many thereby. But He never misleads thereby except the wicked,,
The Monotheist Group
God does not shy away from putting forth the example of a mosquito, or anything above it. As for those who believe, they know that it is the truth from their Lord. As for the rejecters, they say: "What does God intend with this example?" He strays many by it, and He guides many by it; but He only strays by it the wicked.