Bakara Sûresi57. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (18 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وظللنا | ظ ل لƵLL | ve Zellelnā | ve gölgelendirdik | And We shaded |
| 2 | عليكم | — | ǎleykumu | üstünüze | [over] you |
| 3 | الغمام | غ م مĞMM | l-ğamāme | bulutu | (with) [the] clouds |
| 4 | وأنزلنا | ن ز لNZL | ve enzelnā | ve indirdik | and We sent down |
| 5 | عليكم | — | ǎleykumu | size | to you |
| 6 | المن | م ن نMNN | l-menne | kudret helvası | [the] manna |
| 7 | والسلوى | س ل وSLV | ve sselvā | ve bıldırcın | and [the] quails, |
| 8 | كلوا | ا ك لEKL | kulū | yeyin | """Eat" |
| 9 | من | — | min | -den | from |
| 10 | طيبات | ط ي بŦYB | Tayyibāti | güzellikler- | (the) good things |
| 11 | ما | — | mā | şeyleri | that |
| 12 | رزقناكم | ر ز قRZG | razeḳnākum | rızık olarak verdiğimiz | "We have provided you.""" |
| 13 | وما | — | ve mā | ve değildi | And not |
| 14 | ظلمونا | ظ ل مƵLM | Zelemūnā | bize zulmediyor | they wronged Us, |
| 15 | ولكن | — | velākin | ama | but |
| 16 | كانوا | ك و نKVN | kānū | idiler | they were |
| 17 | أنفسهم | ن ف سNFS | enfusehum | kendilerine | (to) themselves |
| 18 | يظلمون | ظ ل مƵLM | yeZlimūne | zulmetmekteler | doing wrong. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وظللنا عليكم الغمام وانزلنا عليكم المن والسلوى كلوا من طيبت ما رزقنكم وما ظلمونا ولكن كانوا انفسهم يظلمون
Arapça (Harekeli)
وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ الْغَمَامَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْكُمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوَى كُلُوا مِن طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَكِن كَانُوا أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
Transliterasyon
Ve zallelnâ aleykumul gamâme ve enzelnâ aleykumul menne ves selvâ kulû min tayyibâti mâ razaknâkum ve mâ zalemûnâ ve lâkin kânû enfusehum yazlimûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wa<span class="i"><span class="u">th</span></span>allaln<span class="u">a</span> AAalaykumualgham<span class="u">a</span>ma waanzaln<span class="u">a</span> AAalaykumu almanna wa<span class="b">al</span>ssalw<span class="u">a</span>kuloo min <span class="u">t</span>ayyib<span class="u">a</span>ti m<span class="u">a</span> razaqn<span class="u">a</span>kum wam<span class="u">a</span><span class="i"><span class="u">th</span></span>alamoon<span class="u">a</span> wal<span class="u">a</span>kin k<span class="u">a</span>nooanfusahum ya<span class="i"><span class="u">th</span></span>limoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Bulutla gölgelendirmiştik sizi. Rızıklandırdığımız tertemiz şeylerden yiyin diye size kudret helvasıyla bıldırcın indirmiştik. Onlar, zulmü bize etmediler, kendilerine ettiler.
Ali Bulaç
Bulutları üzerinize gölge kıldık ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin temizinden yiyin (dedik). Onlar Bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler.
Bayraktar Bayraklı
Sizi bulutla gölgeledik, size kudret helvası ve bıldırcın gönderdik de, “Verdiğimiz iyi nimetlerden yiyiniz” dedik. Hakikatte onlar bize değil, sadece kendilerine kötülük ettiler.
Diyanet İşleri
Ve sizi bulutla gölgeledik, size kudret helvası ve bıldırcın gönderdik ve "Verdiğimiz güzel nimetlerden yeyiniz" (dedik). Hakikatta onlar bize değil sadece kendilerine kötülük ediyorlardı.
Edip Yüksel
Sizi bulutlarla gölgelendirmiş ve sizin için menna ve bıldırcın indirmiştik: "Size verdiğimiz iyi rızıklardan yiyin." Fakat onlar bize değil, sadece kendilerine zulmediyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve üstünüze o bulutu gölge yaptık, ve size ihsan ettiğimiz hoş rızıklardan yiyin, diye üzerinize kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Onlar, bize zulmetmediler, lakin kendi nefislerine zulmediyorlardı.
Erhan Aktaş
Ve bulutları üzerinize gölge yaptık. Size kudret helvası ve bıldırcın bağışladık.* “Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin.” dedik. Onlar, Bize değil, yalnızca kendilerine zulmediyorlardı.
Hakkı Yılmaz
Ve üstünüze o bulutu gölge yaptık ve üzerinize kudret helvası ve bıldırcın/bal indirdik. –Ve size verdiğimiz rızıkların hoş olanlarından yiyin.– Onlar, Bize karşı haksızlık etmediler, lâkin onlar şirk koşmak sûretiyle kendi benliklerine haksızlık ediyorlardı.
Muhammed Esed
Ve bulutların sizi gölgeleri ile ferahlatmasını sağladık, ayrıca "Size rızık olarak verdiğimiz güzel şeylerden yararlanın" (diyerek) kudret helvası ve bıldırcın gönderdik. O soydaşlarınız (işledikleri günahlarla) bize hiçbir zarar vermediler, fakat (sadece) kendilerine zulmettiler.
Mustafa İslamoğlu
Üzerinizdeki bulutla sizi gölgeledik, size menn ve selva ikram ettik: Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin (diyerek)... Bize kötülük etmediler, fakat kötülük ettikleri yalnızca kendileriydi.
Suat Yıldırım
Üzerinize bulutları gölge yaptık. Size kısmet ettiğimiz helâl hoş rızıklardan yiyesiniz diye kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Fakat nankörlük etmekle onlar Biz'e değil, kendilerine yazık ediyorlardı. [7, 160; 20, 80] {KM, Çıkış 13, 21; 16, 13-15}
Süleyman Ateş
bulutu üstünüze gölgelik çektik, size kudret helvası ve bıldırcın indirdik: "Size verdiğimiz güzel rızıklardan yeyin," (dedik). Ama onlar bize değil, kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Şaban Piriş
Bulutlarla sizi gölgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın gönderdik.-Size rızık olarak verdiğimiz güzel şeylerden yiyin, dedik. Onlar bize değil ancak kendilerine zulmediyorlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve bulutu üstünüze gölgelik yaptık ve size kudret helvasıyla bıldırcın indirdik: "Rızık olarak size verdiklerimizin en temizlerinden yiyin." dedik. Onlar zulmü bize yapmadılar, onlar kendi benliklerine zulmetmekteydiler.
Edip-Layth-Martha
We shaded you with clouds, and sent down to you manna and quails, "Eat from the goodness of the provisions We have provided you." They did not wrong Us, but they wronged themselves.
Muhammad Asad
And We caused the clouds to comfort you with their shade, and sent down unto you manna and quails. [saying,] "Partake of the good things which We have provided for you as sustenance." And [by all their sinning] they did no harm unto Us-but [only] against their own selves did they sin.
Rashad Khalifa
We shaded you with clouds (in Sinai), and sent down to you manna and quails: "Eat from the good things we provided for you." They did not hurt us (by rebelling); they only hurt their own souls.,
The Monotheist Group
And We shaded you with clouds, and sent down to you manna and quails: "Eat from the goodness of the provisions We have provided you." They did not wrong Us, but it was their souls that they wronged.