Ta Ha Sûresi40. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (35 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | إذ | — | iƶ | hani | When |
| 2 | تمشي | م ش يMŞY | temşī | gidiyordu | was going |
| 3 | أختك | ا خ وEḢV | uḣtuke | kızkardeşin | your sister |
| 4 | فتقول | ق و لGVL | fe teḳūlu | ve diyordu | and she said, |
| 5 | هل | — | hel | mi? | """Shall," |
| 6 | أدلكم | د ل لD̃LL | edullukum | size göstereyim | I show you |
| 7 | على | — | ǎlā | [to] | |
| 8 | من | — | men | birini | (one) who |
| 9 | يكفله | ك ف لKFL | yekfuluhu | ona bakacak | "will nurse and rear him?""" |
| 10 | فرجعناك | ر ج عRCA | feraceǎ'nāke | böylece seni geri verdik | So We returned you |
| 11 | إلى | — | ilā | to | |
| 12 | أمك | ا م مEMM | ummike | annene | your mother |
| 13 | كي | — | key | ki | that |
| 14 | تقر | ق ر رGRR | teḳarra | aydın olsun | may be cooled |
| 15 | عينها | ع ي نAYN | ǎynuhā | gözü | her eyes |
| 16 | ولا | — | ve lā | ve asla | and not |
| 17 | تحزن | ح ز نḪZN | teHzene | üzülmesin | she grieves. |
| 18 | وقتلت | ق ت لGTL | ve ḳatelte | ve sen öldürmüştün | And you killed |
| 19 | نفسا | ن ف سNFS | nefsen | bir adam | a man, |
| 20 | فنجيناك | ن ج وNCV | fenecceynāke | seni kurtarmıştık | but We saved you |
| 21 | من | — | mine | from | |
| 22 | الغم | غ م مĞMM | l-ğammi | tasadan | the distress, |
| 23 | وفتناك | ف ت نFTN | ve fetennāke | ve seni denemiştik | and We tried you |
| 24 | فتونا | ف ت نFTN | futūnen | (iyi bir) deneyişle | (with) a trial. |
| 25 | فلبثت | ل ب ثLBS̃ | felebiṧte | sonra kaldın | Then you remained |
| 26 | سنين | س ن وSNV | sinīne | yıllarca | (some) years |
| 27 | في | — | fī | arasında | with |
| 28 | أهل | ا ه لEHL | ehli | halkı | (the) people |
| 29 | مدين | — | medyene | Medyen | (of) Madyan. |
| 30 | ثم | — | ṧumme | sonra | Then |
| 31 | جئت | ج ي اCYE | ci'te | bize geldin | you came |
| 32 | على | — | ǎlā | at | |
| 33 | قدر | ق د رGD̃R | ḳaderin | belirlediğimiz vakitte | the decreed (time) |
| 34 | يا | يY | yā | EY/HEY/AH | """O!" |
| 35 | موسى | م و س MVS | mūsā | Musa | Musa! |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
اذ تمشى اختك فتقول هل ادلكم على من يكفله فرجعنك الى امك كى تقر عينها ولا تحزن وقتلت نفسا فنجينك من الغم وفتنك فتونا فلبثت سنين فى اهل مدين ثم جئت على قدر يموسى
Arapça (Harekeli)
إِذْ تَمْشِي أُخْتُكَ فَتَقُولُ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَى مَن يَكْفُلُهُ فَرَجَعْنَاكَ إِلَى أُمِّكَ كَيْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ وَقَتَلْتَ نَفْسًا فَنَجَّيْنَاكَ مِنَ الْغَمِّ وَفَتَنَّاكَ فُتُونًا فَلَبِثْتَ سِنِينَ فِي أَهْلِ مَدْيَنَ ثُمَّ جِئْتَ عَلَى قَدَرٍ يَا مُوسَى
Transliterasyon
İz temşî uhtuke fe tekûlu hel edullukum alâ men yekfuluh|u|, fe reca’nâke ilâ ummike key takarre aynuhâ ve lâ tahzen|e|, ve katelte nefsen fe necceynâke minel gammi ve fetennâke futûnâ(futûnen), fe lebiste sinîne fî ehli medyene summe ci’te alâ kaderin yâ mûsâ.
Transliteration (Eng.)
I<span class="u">th</span> tamshee okhtuka fataqoolu haladullukum AAal<span class="u">a</span> man yakfuluhu farajaAAn<span class="u">a</span>ka il<span class="u">a</span>ommika kay taqarra AAaynuh<span class="u">a</span> wal<span class="u">a</span> ta<span class="u">h</span>zanawaqatalta nafsan fanajjayn<span class="u">a</span>ka mina alghammi wafatann<span class="u">a</span>kafutoonan falabithta sineena fee ahli madyana thumma ji/ta AAal<span class="u">a</span>qadarin y<span class="u">a</span> moos<span class="u">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Hani kız kardeşin gitmiş de onu yetiştirecek birisini bulayım mı size demişti, gözü aydın olsun, kederlenmesin diye tekrar anana kavuşturmuştuk seni ve birisini öldürmüştün de seni gamdan kurtarmıştık ve seni sınayıp durmuştuk ve yıllarca Medyen halkının içinde kalmıştın, sonra da mukadder olduğu gibi buraya geldin ey Mûsâ.
Ali Bulaç
"Hani kız kardeşin gezinip; "Onu(n bakımını) üstlenecek birini size haber vereyim mi?" demekteydi. Böylece, seni annene geri çevirmiş olduk ki, gözü aydın olsun ve hüzne kapılmasın. Sen bir insan öldürmüştün de, Biz seni tasadan kurtarmış ve seni 'esaslı bir denemeden geçirip-denemiştik.' Medyen halkı arasında da yıllarca kalmıştın, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa."
Bayraktar Bayraklı
Kız kardeşin gidip, “Ona bakacak birini size göstereyim mi?” diyordu. Böylece seni annene geri verdik ki gözü aydın olsun, üzülmesin. Sen, bir de adam öldürmüştün; o zaman da seni tasadan kurtarmış ve seni iyice denemiştik. Medyen halkı arasında yıllarca kaldın. Sonra takdir ettiğimiz bir vakitte bize geldin, ey Mûsâ!
Diyanet İşleri
Hani, kız kardeşin gidip "Ona bakacak birini size bulayım mı?" diyordu. Böylece seni, gözü gönlü mutluluk dolsun ve üzülmesin diye annene geri verdik. Ve sen, birini öldürdün de seni endişeden kurtardık. Seni iyiden iyiye denemeden geçirdik. Bunun için yıllarca Medyen halkı arasında kaldın. Sonra takdire göre (bu makama) geldin ey Musa!*
Edip Yüksel
"Hani kız kardeşin gidip, ‘ona bakacak birini size göstereyim mi?' diyordu. Böylece, gözü aydınlansın ve üzülmesin diye seni annene geri döndürmüştük. Hatta sen bir kişiyi öldürmüştün de seni tasadan kurtarmış ve çeşitli testlerden geçirmiştik. Medyen halkı arasında yıllarca kaldıktan sonra belli bir plan gereği şimdi geri gelmiş bulunuyorsun, Musa."
Elmalılı Hamdi Yazır
Hani kız kardeşin (Firavun'un sarayına) giderek: "Ona bakacak birini size buluvereyim mi? diyordu. Böylece seni tekrar annene verdik ki, gözü aydın olsun da kederlenmesin. Hem sen, bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık. Seni çeşitli musibetlerle imtihan ettik. Bu sebeple yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra ey Musa! Belli bir çağa (peygamberlik görevini yüklenecek bir yaşa) geldin.
Erhan Aktaş
Hani kız kardeşin gidip, “Size, ona bakacak birisini bulmanızda yardımcı olayım mı?” demişti. Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni annene geri döndürdük. Ve birisini öldürmüştün de seni sıkıntıdan kurtarmıştık. Ve seni çeşitli sınavlarla sınav yaptık. Sonra yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra takdirimiz gereği şimdi buradasın ey Musa!
Hakkı Yılmaz
hani kız kardeşin yürüyordu da ‘Sizi o'nun bakımını üstlenecek birine götüreyim mi?' diyordu. Böylece gözü aydın olsun ve kederlenmesin diye seni annene geri döndürdük. Ve sen, bir can öldürmüştün de seni gamdan kurtarmıştık. Ve Biz seni potada eritip saflaştırdıkça saflaştırdık/seni olgunlaştırdık. Bir de yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra bir ölçü; plan üzerine geldin, ey Mûsâ!
Muhammed Esed
Kız kardeşin (Firavun ailesine) gidip de onlara: 'Ona bakabilecek birini size göstereyim mi?' dediği zaman (bunun böyle olmasını Biz takdir etmiştik). Ve böylece seni yeniden annene kavuşturduk ki onun yüzü gülsün ve (artık) üzülmesin. Ve (büyüyüp belli bir yaşa vardığın zaman) birini öldürmüştün: Fakat Biz seni (bu yüzden içine gömüldüğün) tasadan kurtarmış ve seni çeşitli sınamalardan geçirmiştik. (Bu olaydan) sonra yıllarca Medyen halkı arasında yaşadın; ve sonunda, (Benim) takdir(im)e uyarak işte (buraya) geldin ey Musa:
Mustafa İslamoğlu
O zaman kız kardeşin de takip etmiş ve onlara "Size, ona bakabilecek birini göstermemi ister misiniz?" demişti. En sonunda seni annene geri kavuşturduk ki, onun da gözü aydın olsun ve üzülmesin... Derken (erişkin biri olunca) tuttun bir cana kıydın; fakat Biz seni bu tasatan da kurtarmıştık; yani seni bir sınavdan diğerine deneyip durmuştuk.Daha sonra yıllarca Medyenliler arasında yaşadın; en sonunda takdirimiz gereği (bu noktaya) geldin ey Musa!
Suat Yıldırım
Kız kardeşin, denizden seni alanların yanına varıp: “Ona iyi bakacak birini size buluvereyim mi? ” diyordu. Böylece seni annene kavuşturduk ki gözü aydın olsun, üzülmesin. Derken sen büyüdün, bir adam öldürdün de Biz seni o sıkıntıdan kurtardık. Seni, ey Musâ, türlü türlü imtihanlarla sınayıp yetiştirdik. Bu yüzden de yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra da takdirimizle, buraya geldin! [28, 12]*
Süleyman Ateş
Kızkardeşin ona bakacak birini size göstereyim mi? diyordu. Böylece seni annene geri verdik ki gözü aydın olsun, üzülmesin. Sen bir de adam öldürmüştün. O zaman da seni tasadan kurtarmış ve seni iyice denemiştik. Medyen halkı arasında yıllarca kaldın. Sonra belirlediğimiz bir vakitte bize geldin ey Musa!*
Şaban Piriş
Kızkardeşin gitmiş ve:-Ona bakacak birini size göstereyim mi? demişti. Böylece seni, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye annene geri vermişti. Sen bir adam öldürmüştün de seni yine üzüntüden kurtarmıştık. Bu şekilde seni bir çok sınavdan geçirdik. Senelerce Medyen halkı arasında kalmıştın. Sonra da kader üzerine geldin ey Musa!
Yaşar Nuri Öztürk
"Hani, kızkardeşin gidiyor, şöyle diyordu: Onun bakımını üstlenecek kişiyi size göstereyim mi?' Nihayet, seni annene geri döndürdük ki, gözü aydın olsun, tasalanmasın. Sen bir de adam öldürmüştün. O zaman seni gamdan kurtarmıştık. Seni iyice bir imtihana da çekmiştik. Bunun ardından sen Medyen halkı arasında yıllarca kaldın. Sonra, belirlenen bir vakitte geliverdin, ey Musa!"
Edip-Layth-Martha
"That your sister should follow, and say, "Shall I guide you to a person who will nurse him?" Thus We returned you to your mother, so that she may be pleased and not be sad. You killed a person, but We saved you from harm and We tested you greatly. So it was that you stayed with the people of Midian for many years, then you came here by fate O Moses."
Muhammad Asad
"[And thou wert under Mine eye] when thy sister went forth and said [to Pharaoh's people], 'Shall I guide you unto [a woman] who might take charge of him?''* And so We returned thee unto thy mother, so that her eye be gladdened, and that she might not sorrow [any longer].* "And [when thou camest of age,* thou didst slay a man: but We did save thee from all grief, although We tried thee with various trials.* "And then thou didst sojourn for years among the people of Madyan;* and now thou hast come [here] as ordained [by Me], O Moses:
Rashad Khalifa
"Your sister walked to them and said, `I can tell you about a nursing mother who can take good care of him.' We thus returned you to your mother, that she may be happy and stop worrying. And when you killed a person, we saved you from the grievous consequences; indeed we tested you thoroughly. You stayed years with the people of Midyan, and now you have come back in accordance with a precise plan.,
The Monotheist Group
"That your sister should follow, and say: 'Shall I guide you to a person who will nurse him.' Thus We returned you to your mother, so that she may be pleased and not be sad. And you killed a person, but We saved you from harm and We tested you greatly. So it was that you stayed with the people of Midyan for many years, then you came here by fate O Moses."