Enbiya Sûresi45. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (11 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قل | ق و لGVL | ḳul | de ki | Say, |
| 2 | إنما | — | innemā | ben ancak | """Only" |
| 3 | أنذركم | ن ذ رNZ̃R | unƶirukum | sizi uyarıyorum | I warn you |
| 4 | بالوحي | و ح يVḪY | bil-veHyi | vahiyle | "by the revelation.""" |
| 5 | ولا | — | velā | ama | But not |
| 6 | يسمع | س م عSMA | yesmeǔ | işitmez(ler) | hear |
| 7 | الصم | ص م مṦMM | S-Summu | sağır(lar) | the deaf |
| 8 | الدعاء | د ع وD̃AV | d-duǎā'e | çağırıyı | the call |
| 9 | إذا | — | iƶā | zaman | when |
| 10 | ما | — | mā | when | |
| 11 | ينذرون | ن ذ رNZ̃R | yunƶerūne | uyarıldıkları | they are warned. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
قل انما انذركم بالوحى ولا يسمع الصم الدعاء اذا ما ينذرون
Arapça (Harekeli)
قُلْ إِنَّمَا أُنذِرُكُم بِالْوَحْيِ وَلَا يَسْمَعُ الصُّمُّ الدُّعَاءَ إِذَا مَا يُنذَرُونَ
Transliterasyon
Kul innemâ unzirukum bil vahyi ve lâ yesmeus summud duâe izâ mâ yunzerûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Qul innam<span class="u">a</span> on<span class="u">th</span>irukum bi<span class="b">a</span>lwa<span class="u">h</span>yiwal<span class="u">a</span> yasmaAAu a<span class="b">l</span><span class="u">ss</span>ummu a<span class="b">l</span>dduAA<span class="u">a</span>ai<span class="u">tha</span> m<span class="u">a</span> yun<span class="u">th</span>aroon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
De ki: Ben sizi vahiyle korkutup duruyorum ancak, fakat sağırlar, korkutuldukları zaman da kendilerini dâvet edenin sözünü duymazlar.
Ali Bulaç
De ki: "Ben sizi yalnızca vahy ile uyarıp-korkutuyorum. Ancak sağır olanlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler."
Bayraktar Bayraklı
De ki: “Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum.” Fakat manen sağır olanlar, uyarıldıkları zaman, bu çağrıyı duymazlar.
Diyanet İşleri
De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duymazlar.
Edip Yüksel
"Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum" de. Ne var ki, sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmez.
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: "Ben sizi ancak vahiyle korkutup uyarıyorum," uyarıldıkları zaman sağırlar çağrıyı duymazlar.
Erhan Aktaş
De ki: “Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.” Ne var ki sağırlar uyarılsalar da çağrıyı duymazlar.
Hakkı Yılmaz
De ki: “Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum.” Uyarıldıkları zaman sağırlar çağrıya kulak vermezler.
Muhammed Esed
DE Kİ: "Ben yalnızca vahye dayanarak sizi uyarıyorum!" Ne var ki, (kalbi) sağır olan kimseler bu çağrıyı işitmeyecek(ler)dir, defalarca uyarılsalar da.
Mustafa İslamoğlu
(Ey Muhammed!) "Ben sizi sadece vahiyle uyarıyorum!" de. Ama, ne kadar uyarılsalar da (kalbi) sağır olanlar bu çağrıyı işitmeyecekler.
Suat Yıldırım
De ki: “Ben Sizi sadece vahiyle uyarıyorum. Fakat belli ki sağırlar ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duyamazlar. ”
Süleyman Ateş
De ki: "Ben ancak sizi vahiyle uyarıyorum. Ama sağır(lar) uyarıldıkları zaman çağırıyı işitmez(ler)."
Şaban Piriş
De ki:-Sizi ancak vahiy ile uyarıyorum. Uyarıldıkları zaman ancak sağırlar çağrıyı işitmez.
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum." Ama sağırlar uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler ki!
Edip-Layth-Martha
Say, "I am merely warning you with the inspiration." But the deaf do not hear the call when they are being warned.
Muhammad Asad
SAY [unto all men]: 1 but warn you on the strength of divine revelation!" But the deaf [of heart] will not hearken to this call, however often they are warned.*
Rashad Khalifa
Say, "I am warning you in accordance with divine inspiration." However, the deaf cannot hear the call, when they are warned.,
The Monotheist Group
Say: "I am merely warning you with the inspiration." But the deaf do not hear the call when they are being warned.