Enbiya Sûresi48. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (8 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولقد | — | veleḳad | ve andolsun | And verily, |
| 2 | آتينا | ا ت يETY | āteynā | biz verdik | We gave |
| 3 | موسى | — | mūsā | Musa'ya | Musa |
| 4 | وهارون | — | ve hārūne | ve Harun'a | and Harun |
| 5 | الفرقان | ف ر قFRG | l-furḳāne | Furkan'ı | the Criterion |
| 6 | وضياء | ض و اŽVE | ve Diyā'en | ve bir ışık | and a light |
| 7 | وذكرا | ذ ك رZ̃KR | ve ƶikran | ve bir öğüt | and a Reminder |
| 8 | للمتقين | و ق يVGY | lilmutteḳīne | muttakiler için | for the righteous. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولقد ءاتينا موسى وهرون الفرقان وضياء وذكرا للمتقين
Arapça (Harekeli)
وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى وَهَارُونَ الْفُرْقَانَ وَضِيَاءً وَذِكْرًا لِّلْمُتَّقِينَ
Transliterasyon
Ve lekad âteynâ mûsâ ve hârûnel furkâne ve dıyâen ve zikren lil muttekîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Walaqad <span class="u">a</span>tayn<span class="u">a</span> moos<span class="u">a</span>wah<span class="u">a</span>roona alfurq<span class="u">a</span>na wa<span class="u">d</span>iy<span class="u">a</span>an wa<span class="u">th</span>ikranlilmuttaqeen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve andolsun ki Mûsâ'ya ve Hârûn'a, hakkı bâtıldan ayıran ve çekinenlere ışık ve öğüt olan kitabı verdik.
Ali Bulaç
Andolsun, Biz Musa'ya ve Harun'a, takva sahipleri için bir aydınlık ve bir öğüt (zikir) olarak, hak ile batılı birbirinden ayıran (furkan)ı verdik.
Bayraktar Bayraklı
Andolsun, Mûsâ ve Hârûn'a eğriyi doğrudan ayıran kitabı, takvâ sahipleri için ışık ve hatırlatıcı bilgi kaynağı olarak verdik.
Diyanet İşleri
Andolsun biz, Musa ve Harun'a, takva sahipleri için bir ışık, bir öğüt ve Furkan'ı verdik.*
Edip Yüksel
Musa'ya ve Harun'a Yasalar Kitabını, erdemliler için bir ışığı, bir mesajı verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yemin olsun ki, Musa ve Harun'a eğriyi doğrudan ayıran kitabı, takva sahibleri için bir ışık ve öğüt olarak verdik.
Erhan Aktaş
Ant olsun ki, Musa ve Harun’a takva sahipleri için bir ışık olan, bir öğüt olan Furkan’ı* verdik.
Hakkı Yılmaz
(48,49)Ve andolsun ki Mûsâ ve Hârûn'a Furkân'ı ve görülmeyen, duyulmayan, sezilmeyen ıssız yerde Rablerine saygıyla, sevgiyle, bilgiyle ürperti duyan, kıyâmetin kopmasından içleri titreyen, Allah'ın koruması altına girmiş kişiler için bir ışığı ve öğüdü verdik.
Muhammed Esed
VE GERÇEK ŞU Kİ, Biz Musa ile Harun'a, Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimseler için doğruyu eğriden ayırmaya yarayan bir ölçü, ışık saçan bir kaynak ve bir uyarıcı, hatırlatıcı (olarak vahyimizi) bahşettik;
Mustafa İslamoğlu
Doğrusu Biz, Musa ve Harun'a, hakkı batıldan ayıran, karanlıkları aydınlatan ve sorumluluk bilincine sahip olanlara (yabancılaştıkları özlerini) hatırlatan bir mesaj vermiştik;
Suat Yıldırım
Biz, Mûsâ ile Harun'a, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için bir ışık ve öğüt olan Furkan'ı (hakkı batıldan ayıran kitabı) verdik.*
Süleyman Ateş
Andolsun biz, Musa'ya ve Harun'a hak ve batılı ayırdeden ve korunanlar için bir ışık ve öğüt olan Kitabı verdik.
Şaban Piriş
Musa ve Haruna Sakınanlar için aydınlık zikir (öğüt) ve furkanı verdik.
Yaşar Nuri Öztürk
Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a hak ile batılı ayıran, korunanlar için bir ışık ve öğüt olan furkanı verdik.
Edip-Layth-Martha
We had given Moses and Aaron the Criterion, a shining light, and a reminder for the righteous.
Muhammad Asad
AND, INDEED, We vouchsafed unto Moses and Aaron [Our revelation as] the standard by which to discern the true from the false,* and as a [guiding] light and a reminder for the God-conscious
Rashad Khalifa
We gave Moses and Aaron the Statute Book, a beacon, and a reminder for the righteous.,
The Monotheist Group
AndWe had given Moses and Aaron the Criterion, a shining light, and reminder for the righteous.