Enbiya Sûresi90. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (19 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1فاستجبناج و بCVBfestecebnākabul buyurdukSo We responded
2لهlehuonu(n du'asını)to him,
3ووهبناو ه بVHBve vehebnāve armağan ettikand We bestowed
4لهlehuonaon him
5يحيىyeHyāYahya'yıYahya,
6وأصلحناص ل حṦLḪve eSleHnāve ıslah ettikand We cured
7لهlehukendisi içinfor him
8زوجهز و جZVCzevcehueşinihis wife.
9إنهمinnehumgerçekten onlarIndeed, they
10كانواك و نKVNkānūidilerused (to)
11يسارعونس ر عSRAyusāriǔnekoşuyor(lar)hasten
12فيin
13الخيراتخ ي رḢYRl-ḣayrātihayır (işlere)good deeds,
14ويدعونناد ع وD̃AVve yed'ǔnenāve bize du'a ederlerdiand they supplicate to Us
15رغبار غ بRĞBrağabenumarak(in) hope
16ورهبار ه بRHBve rahebenve korkarakand fear,
17وكانواك و نKVNve kānūve idilerand they were
18لناlenābizeto Us
19خاشعينخ ش عḢŞAḣāşiǐynederin bir saygı içindehumbly submissive.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

فاستجبنا له ووهبنا له يحيى واصلحنا له زوجه انهم كانوا يسرعون فى الخيرت ويدعوننا رغبا ورهبا وكانوا لنا خشعين

Arapça (Harekeli)

فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيَى وَأَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُ إِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا وَكَانُوا لَنَا خَاشِعِينَ

Transliterasyon

Festecebnâ leh|u|, ve vehebnâ lehu yahyâ ve aslahnâ lehu zevceh|u|, innehum kânû yusâriûne fil hayrâti ve yed’ûnenâ regaben ve rehebâ(reheben), ve kânû lenâ hâşiîn|e|.

Transliteration (Eng.)

Fa<span class="b">i</span>stajabn<span class="u">a</span> lahu wawahabn<span class="u">a</span>lahu ya<span class="u">h</span>y<span class="u">a</span> waa<span class="u">s</span>la<span class="u">h</span>n<span class="u">a</span> lahuzawjahu innahum k<span class="u">a</span>noo yus<span class="u">a</span>riAAoona fee alkhayr<span class="u">a</span>tiwayadAAoonan<span class="u">a</span> raghaban warahaban wak<span class="u">a</span>noo lan<span class="u">a</span>kh<span class="u">a</span>shiAAeen<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken duâsını kabûl etmiştik onun ve ona Yahya'yı vermiştik ve karısının kısırlığını gidermiştik, doğurmaya kabiliyet vermiştik. Onlar, hayırlı işlerde koşuşurlar, yarışırlar ve umarak, korkarak bize duâ ederlerdi ve onlar, bize karşı gönül alçaklığı gösterirlerdi.

Ali Bulaç

Onun duasına icabet ettik, kendisine Yahya'yı armağan ettik, eşini de doğurmaya elverişli kıldık. Gerçekten onlar hayırlarda yarışırlardı, umarak ve korkarak Bize dua ederlerdi. Bize derin saygı gösterirlerdi.

Bayraktar Bayraklı

Biz de duasını kabul ettik ve ona Yahyâ'yı bahşettik. Eşini de kendisi için elverişli hale getirdik. Gerçekten bütün peygamberler hayır işlerinde koşuşurlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı. Onlar bize gönülden saygı duyuyorlardı.

Diyanet İşleri

Biz onun da duasını kabul ettik ve ona Yahya'yı verdik; eşini de kendisi için (çocuk doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar (bütün bu peygamberler), hayır işlerinde koşuşurlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı; onlar, bize karşı derin saygı içindeydiler.

Edip Yüksel

Duasını kabul ettik ve ona Yahya'yı verdik. Kendisi için karısının durumunu düzelttik. Çünkü onlar iyi işlerde yarışıyorlar ve bize hem umutluyken ve hem de korku içindeyken yalvarıyorlardı. Onlar bize saygı duyanlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisine Yahya'yı ihsan ettik. Ve eşini (doğum yapmaya) elverişli hale getirdik. Doğrusu onlar iyiliklerde yarışıyorlar, umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı derin saygı duyuyorlardı.

Erhan Aktaş

Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik. Ve kendisine Yahya’yı armağan ettik. Ve onun için eşini ıslah* ettik. Onlar hayırlarda yarışıyor, umarak ve endişe ederek Bize yalvarıyorlardı. Ve Bize karşı içtenlikle saygı duyuyorlardı.

Hakkı Yılmaz

(89,90)Ve Zekeriyyâ; hani o, Rabbine: “Rabbim! Beni tek başıma bırakma, Sen varislerin en hayırlısısın” diye seslenmişti de Biz, o'nun için karşılık vermiştik. Ve kendisine Yahyâ'yı ihsan ettik. Ve o'nun için eşini düzelttik/doğum yapmaya elverişli hâle getirdik. Şüphesiz onlar hayırlarda yarışıyorlar, umarak ve korkarak Bize yalvarıyorlardı. Ve Bize karşı derin saygı duyuyorlardı.

Muhammed Esed

Ve bunun üzerine o(nun bu yakarışı)na da karşılık verdik ve karısını o'nun için çocuk doğurabilecek hale getirerek o'na Yahyâ'yı armağan ettik; doğrusu bu üç kişi iyi ve yararlı işlerde birbiriyle yarışır ve Bize korku ve umutla yakarırlar; Bize karşı her zaman saygı ve duyarlık gösterirlerdi.

Mustafa İslamoğlu

Ve Biz onun yakarışını da kabul ettik ve onun eşini kendisi için çocuk doğurmaya elverişli hale getirerek ona Yahya'yı armağan ettik. İşte bunların (üçü) de birbirleriyle hayırlarda yarışan kimselerdi; Bize bollukta da darlıkta da yalvarıp yakarırlardı: zira onlar Bize karşı derin bir saygı duyarlardı.

Suat Yıldırım

Onun da duasını kabul buyurduk. Ona Yahya'yı armağan ettik. Bunun için de eşini çocuk doğurmaya elverişli hale getirdik. Doğrusu onlar hayırlı işlere koşuşur, iyilikte yarışır, hem ümit, hem endişe içinde Bize yakarırlardı. Gerçekten Bize derin bir saygı gösterirlerdi.

Süleyman Ateş

Onun du'asını da kabul buyurduk ve ona Yahya'yı armağan ettik. Eşini de kendisi için ıslah ettik (çocuk doğurmağa elverişli bir hale getirdik). Gerçekten onlar hayır işlere koşarlar, umarak ve korkarak bize du'a ederlerdi ve bize derin saygı gösterirlerdi.

Şaban Piriş

Onun duasını kabul etmiş ve ona Yahyayı bağışlamış, eşini de doğum yapabilecek bir hale getirmiştik. Onlar, hayırlarda yarışıyorlar, korku ve ümit ile bize dua ediyorlardı. Bize karşı son derece saygılı idiler.

Yaşar Nuri Öztürk

Kendisine hemen cevap vermiş, Yahya'yı ona hediye etmiş, karısını kendisi için doğurmaya elverişli hale getirmiştik. Onlar, hayırlarda yarışırlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı. Onlar, bize ürpererek saygı gösterirlerdi.

Edip-Layth-Martha

So We responded to him, and We granted him John, and We cured his wife. They used to hasten to do good, and they would call to Us in joy and in fear. To Us they were reverent.

Muhammad Asad

And so We responded unto him, and bestowed upon him the gift of John, having made his wife fit to bear him a child:* [and,] verily, these [three] would vie with one another in doing good works, and would call unto Us in yearning and awe; and they were always humble before Us.

Rashad Khalifa

We responded to him and granted him John; we fixed his wife for him. That is because they used to hasten to work righteousness, and implored us in situations of joy, as well as fear. To us, they were reverent.&nbsp;,

The Monotheist Group

So We responded to him, and We granted him John, and We cured his wife. They used to hasten to do good, and they would call to Us in joy and in fear. And of Us they were reverent.