Enbiya Sûresi97. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (20 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | واقترب | ق ر بGRB | veḳterabe | ve yaklaşır | And has approached |
| 2 | الوعد | و ع دVAD̃ | l-veǎ'du | va'd | the promise |
| 3 | الحق | ح ق قḪGG | l-Haḳḳu | gerçek | [the] true |
| 4 | فإذا | — | feiƶā | birden | then behold, |
| 5 | هي | — | hiye | o | [it] |
| 6 | شاخصة | ش خ صŞḢṦ | şāḣiSatun | donup kalır | (are) staring |
| 7 | أبصار | ب ص رBṦR | ebSāru | gözleri | (the) eyes |
| 8 | الذين | — | elleƶīne | kimselerin | (of) those who |
| 9 | كفروا | ك ف رKFR | keferū | inkar eden(lerin) | disbelieved, |
| 10 | يا | يY | yā | EY/HEY/AH | """O!" |
| 11 | ويلنا | و ي لVYL | veylenā | eyvah bize | woe to us |
| 12 | قد | — | ḳad | gerçekten | Verily, |
| 13 | كنا | ك و نKVN | kunnā | biz idik | we had been |
| 14 | في | — | fī | içinde | in |
| 15 | غفلة | غ ف لĞFL | ğafletin | gaflet | heedlessness |
| 16 | من | — | min | of | |
| 17 | هذا | — | hāƶā | bundan | "this;" |
| 18 | بل | — | bel | meğer | nay, |
| 19 | كنا | ك و نKVN | kunnā | biz | we were |
| 20 | ظالمين | ظ ل مƵLM | Zālimīne | zulmediyormuşuz | "wrongdoers.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
واقترب الوعد الحق فاذا هى شخصة ابصر الذين كفروا يويلنا قد كنا فى غفلة من هذا بل كنا ظلمين
Arapça (Harekeli)
وَاقْتَرَبَ الْوَعْدُ الْحَقُّ فَإِذَا هِيَ شَاخِصَةٌ أَبْصَارُ الَّذِينَ كَفَرُوا يَا وَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِي غَفْلَةٍ مِّنْ هَذَا بَلْ كُنَّا ظَالِمِينَ
Transliterasyon
Vakterabel va’dul hakku fe izâ hiye şahısatun ebsârullezîne keferû, yâ veylenâ kad kunnâ fî gafletin min hâzâ bel kunnâ zâlimîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wa<span class="b">i</span>qtaraba alwaAAdu al<span class="u">h</span>aqqufa-i<span class="u">tha</span> hiya sh<span class="u">a</span>khi<span class="u">s</span>atun ab<span class="u">sa</span>ru alla<span class="u">th</span>eenakafaroo y<span class="u">a</span> waylan<span class="u">a</span> qad kunn<span class="u">a</span> fee ghaflatinmin h<span class="u">atha</span> bal kunn<span class="u">a</span> <span class="i"><span class="u">th</span></span><span class="u">a</span>limeen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve gerçek vait yaklaşınca işte o zaman kâfir olanlar, gözlerini dikip kalacaklar ve yazıklar olsun bize diyecekler, bundan gafildik, hattâ zâlimdik biz.
Ali Bulaç
Gerçek olan va'd yaklaşmıştır, işte o zaman, inkar edenlerin gözleri yuvalarından fırlayacak: "Eyvahlar bize, biz bundan tam bir gaflet içindeydik, hayır, bizler zalim kimselerdik" (diyecekler).
Bayraktar Bayraklı
(96-97) Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc setleri açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman, verilen gerçek söz yaklaştığında inkâr edenlerin gözleri donakalır! “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz, bu durumdan habersizmişiz, hatta biz zâlim kimselermişiz” derler.
Diyanet İşleri
Ve gerçek vaad (ölüm, kıyamet) yaklaşınca, birden, inkâr edenlerin gözleri donakalır! "Yazıklar olsun bize! (derler), gerçekten biz, bu durumdan habersizmişiz; hatta biz zalim kimselermişiz."*
Edip Yüksel
Hak sözün gerçekleşmesi yaklaşmış ve kafirlerin gözleri korkudan dona kalmıştır: "Vah bize, biz bundan gaflet içinde idik. Biz gerçekten zalimler olduk."*
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve gerçek vaad yaklaştığında, işte o zaman kâfir olanların gözleri beleriverir. "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gaflet içindeydik, hayır biz zalim kimselerdik." derler.
Erhan Aktaş
Uyarıldıkları gerçekle yüz yüze geldiklerinde, gerçeği yalanlayan nankörlerin gözleri korku ile büyür. “Eyvah bizlere! Gerçekten biz aldanış içindeymişiz. Aslında biz, kendimize haksızlık etmişiz.”
Hakkı Yılmaz
Ve gerçek vaat yaklaştığı zaman kâfirlerin; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmiş olan o kişilerin gözleri dönüverir: “Eyvah bizlere! Kesinlikle biz bundan bilgisizlik/duyarsızlık içindeydik. Aslında biz yanlış; kendi zararlarına iş yapan kimseler idik.”
Muhammed Esed
(ki o zaman) başa gelmesi kaçınılmaz olan (kıyamet) söz(ün)ün gerçekleşmesi de yaklaşmış olacaktır. O zaman ki, hakkı inkara şartlanmış olan kimselerin gözleri yerinden oynayacak ve (birbirlerine:) "Vah bize!" (diye yakınacaklar), "Bu (kıyamet sözüne) karşı hep umursamazlık gösterdik! Çünkü, zulüm ve kötülük yap(maya eğilimli ol)an kimselerdik!"
Mustafa İslamoğlu
İmdi, mutlaka gerçekleşecek olan sözün vakti yaklaşmıştır: işte o zaman, küfürde ısrar edenler, gözleri yuvalarından fırlatmış bir halde "Yazıklar olsun bize!" (diyecekler), "Doğrusu biz bu (söze) karşın gaflete dalmışız; dahası (böyle yapmakla) kendi kendimize kıymışız!"
Suat Yıldırım
96, 97. Nihayet Ye'cüc ve Me'cüc'ün sedleri açılıp her tepeden dünyaya akın etmeye başladıkları, doğru vâdin vaktinin yaklaştığı sıra, işte o zaman, kâfirlerin gözleri birden donakalır. “Eyvah, bizlere! Biz bundan tam bir gaflet içinde idik, daha doğrusu kendimize zulmettik! ” diyecekler.
Süleyman Ateş
Gerçek va'd (yani kıyamet) yaklaşmış olur. İnkar edenlerin gözleri birden donup kalır. "Vah bize, biz bundan gaflet içinde idik (bunun doğru olacağını hiç düşünmüyorduk). Meğer biz zulmediyormuşuz!" (diye mırıldandılar).
Şaban Piriş
İşte gerçek vaat yaklaşmıştır. İşte o zaman kafirlerin gözleri dehşetten bakakalır:- Eyvah bize, bundan önce biz gaflet içindeydik. Biz gerçekten zalim kimselerdik.
Yaşar Nuri Öztürk
Hak olan vaat yaklaşmıştır. İnkar edenlerin gözleri birden donup kalmıştır. "Vay başımıza! Biz bundan gafil bulunuyorduk. Hayır, biz zalimlerdik." derler.
Edip-Layth-Martha
The promise of truth draws near. Then, when it is seen by the eyes of those who rejected: "Woe to us, we have been oblivious to this. Indeed, we were wicked!"*
Muhammad Asad
the while the true promise [of resurrection] draws close [to its fulfillment]. But then, lo! the eyes of those who [in their lifetime] were bent on denying the truth will stare in horror, [and they will exclaim:] Oh, woe unto us! We were indeed heedless of this [promise of resur­rection]! - nay, we were [bent on] doing evil!"*
Rashad Khalifa
That is when the inevitable prophecy will come to pass, and the disbelievers will stare in horror: "Woe to us; we have been oblivious. Indeed, we have been wicked.",
The Monotheist Group
Andthe promise of truth draws near. Then, when it is seen by the eyes of those who rejected: "Woe to us, we have been oblivious to this. Indeed, we were wicked!"