Muminun Sûresi44. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (19 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ثم | — | ṧumme | sonra | Then |
| 2 | أرسلنا | ر س لRSL | erselnā | gönderdik | We sent |
| 3 | رسلنا | ر س لRSL | rusulenā | elçilerimizi | Our Messengers |
| 4 | تترى | و ت رVTR | tetrā | ardı ardına | (in) succession. |
| 5 | كل | ك ل لKLL | kulle | ne zaman | Every time |
| 6 | ما | — | mā | Every time | |
| 7 | جاء | ج ي اCYE | cā'e | geldiyse | came |
| 8 | أمة | ا م مEMM | ummeten | bir ümmete | (to) a nation |
| 9 | رسولها | ر س لRSL | rasūluhā | elçileri | its Messenger, |
| 10 | كذبوه | ك ذ بKZ̃B | keƶƶebūhu | onlar onu yalanladılar | they denied him, |
| 11 | فأتبعنا | ت ب عTBA | feetbeǎ'nā | biz de onları devirdik | so We made (them) follow - |
| 12 | بعضهم | ب ع ضBAŽ | beǎ'Dehum | birbiri ardınca | some of them |
| 13 | بعضا | ب ع ضBAŽ | beǎ'Dan | birbiri ardınca | others, |
| 14 | وجعلناهم | ج ع لCAL | ve ceǎlnāhum | ve hepsini yaptık | and We made them |
| 15 | أحاديث | ح د ثḪD̃S̃ | eHādīṧe | birer ibret hikayesi | narrations. |
| 16 | فبعدا | ب ع دBAD̃ | febuǎ'den | uzak olsun | So away |
| 17 | لقوم | ق و مGVM | liḳavmin | toplum | with a people - |
| 18 | لا | — | lā | not | |
| 19 | يؤمنون | ا م نEMN | yu'minūne | inanmayan | they believe. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ثم ارسلنا رسلنا تترا كل ما جاء امة رسولها كذبوه فاتبعنا بعضهم بعضا وجعلنهم احاديث فبعدا لقوم لا يومنون
Arapça (Harekeli)
ثُمَّ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَى كُلَّ مَا جَاءَ أُمَّةً رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُ فَأَتْبَعْنَا بَعْضَهُم بَعْضًا وَجَعَلْنَاهُمْ أَحَادِيثَ فَبُعْدًا لِّقَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ
Transliterasyon
Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs|e|, fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Thumma arsaln<span class="u">a</span> rusulan<span class="u">a</span> tatr<span class="u">a</span>kulla m<span class="u">a</span> j<span class="u">a</span>a ommatan rasooluh<span class="u">a</span> ka<span class="u">thth</span>aboohufaatbaAAn<span class="u">a</span> baAA<span class="u">d</span>ahum baAA<span class="u">d</span>an wajaAAaln<span class="u">a</span>huma<span class="u">ha</span>deetha fabuAAdan liqawmin l<span class="u">a</span> yu/minoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Sonra birbiri ardınca peygamberlerimizi gönderdik. Bir ümmete peygamber geldi mi yalanladılar onu, biz de bir kısmını, bir kısmının peşine takıp birbiri ardınca helâk ettik onları ve adları, sözleri kaldı ancak; artık uzaklık inanmayan topluluğa.
Ali Bulaç
Sonra birbiri peşi sıra elçilerimizi gönderdik; her ümmete kendi elçisi geldiğinde, onu yalanladılar. Böylece Biz de onları (yıkıma uğratıp yok etmede) kimini kiminin izinde yürüttük ve onları (tarihin anlatıp aktardığı) bir olay kıldık. İman etmeyen kavim için yıkım olsun.
Bayraktar Bayraklı
Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu hep yalanladılar. Onları birbiri peşinden yok edip, hepsini birer efsaneye çevirdik. İnanmayan millete lanet olsun!
Diyanet İşleri
Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından yok ettik ve onları ibret hikayelerine dönüştürdük. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme!
Edip Yüksel
Sonra biz, elçilerimizi ardı ardına gönderdik. Her ne zaman bir elçi toplumuna gittiyse onu yalanladılar. Biz de onları birbiri peşinden sürüp tarihe gömdük. Gerçeği onaylamayan bir topluluk yok olmayı haketmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından (yokluğa) yuvarladık ve onları efsâne yaptık. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme!
Erhan Aktaş
Sonra ardı ardına elçilerimizi gönderdik. Her ümmet, kendilerine gelen rasulleri yalanladı. Biz de onları ardı sıra devirdik. Ve onları halkın dilinde öykü konusu yaptık. İnanmayanlar yok olsun.
Hakkı Yılmaz
Sonra Biz birbiri ardından elçilerimizi gönderdik. Her ne zaman bir ümmete elçileri geldi, onlar bu elçiyi yalanladılar da Biz onların bir kısmını bir kısmına izlettirdik ve onları öyküler yaptık. –Artık iman etmeyen toplum için uzaklık; canı cehenneme!–
Muhammed Esed
Ve sonra birbiri ardından elçilerimizi gönderdik: (öyle ki,) bir ümmete kendi peygamberi gelmeye görsün, o'nu hemen yalanladılar; ve bu yüzden Biz de onları birbiri peşinden yok edip hepsini efsaneye çevirdik: uzak olsun, inanmayanlar toplumu!
Mustafa İslamoğlu
Daha sonra, birbiri ardınca elçilerimizi gönderdik: her bir topluma kendi elçisi geldi, (ama) onu yalanladılar; bu yüzden biz de onların (akıbetini) birbirine benzettik; ve hepsini efsaneye çevirdik: artık, uzak olsun imansızlar güruhu!
Suat Yıldırım
Sonra resullerimizi peş peşe gönderdik. Hangi ümmete peygamberi geldiyse onlar onu yalancı saydılar. Biz de onları birbiri ardından imha ettik. Onlardan geriye bıraktığımız, sadece ibret verici hikâyeleri! İman etmeyen o halkın canı cehenneme! [16, 36; 36, 30]
Süleyman Ateş
Sonra biz, elçilerimizi ardı ardına gönderdik. Hangi ümmete elçisi geldiyse onlar onu yalanladılar, biz de onları birbiri ardınca devirdik ve hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan toplum uzak olsun.
Şaban Piriş
Daha sonra da birbiri arkasına elçiler gönderdik. Elçileri yalanladılar da biz de onları birbirine tabi kılarak yok edip, efsane haline getirdik. Yok olsun inanmayan toplum!
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra resullerimizi ardarda gönderdik. Hangi ümmete resulü geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardınca yuvarladık ve hepsini birer efsane yaptık. Dönmeze gitsin iman etmeyen bir topluluk!
Edip-Layth-Martha
Then We sent Our messengers in succession. Every time there came to a nation their messenger, they denied him. So We made them follow one another, and We made them history. So away with a people who do not acknowledge!
Muhammad Asad
And We sent forth Our apostles, one after another: [and] every time their apostle came to a community, they gave him the lie: and so We caused them to follow one another [into the grave], and let them become [mere] tales: and so - away with the folk who would not believe!
Rashad Khalifa
Then we sent our messengers in succession. Every time a messenger went to his community, they disbelieved him. Consequently, we annihilated them, one after the other, and made them history. The people who disbelieved have perished.,
The Monotheist Group
Then We sent Our messengers in succession. Every time there came to a nation their messenger, they denied him. So We made them follow one another, and We let them become narrations. So away with a people who do not believe!