Muminun Sûresi46. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (7 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | إلى | — | ilā | To | |
| 2 | فرعون | — | fir'ǎvne | Fir'avn'e | Firaun |
| 3 | وملئه | م ل اMLE | ve meleihi | ve ileri gelen adamlarına | and his chiefs, |
| 4 | فاستكبروا | ك ب رKBR | festekberū | onlar büyüklük tasladılar | but they behaved arrogantly |
| 5 | وكانوا | ك و نKVN | ve kānū | ve oldular | and they were |
| 6 | قوما | ق و مGVM | ḳavmen | bir topluluk | a people |
| 7 | عالين | ع ل وALV | ǎālīne | böbürlenen | haughty. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
الى فرعون وملايه فاستكبروا وكانوا قوما عالين
Arapça (Harekeli)
إِلَى فِرْعَوْنَ وَمَلَئِهِ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا عَالِينَ
Transliterasyon
İlâ fir’avne ve meleihî festekberû ve kânû kavmen âlîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Il<span class="u">a</span> firAAawna wamala-ihi fa<span class="b">i</span>stakbaroowak<span class="u">a</span>noo qawman AA<span class="u">a</span>leen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Firavun'a ve kavminin ileri gelenlerine, ululanmak istediler ve kibirli bir topluluktu onlar.
Ali Bulaç
Firavun'a ve ileri gelen çevresine; fakat onlar büyüklendiler. Onlar, 'büyüklenen-zorba' bir topluluktu.
Bayraktar Bayraklı
(45-46) Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn'u, Firavun ve ileri gelenlerine âyetlerimizle ve kesin delillerimizle gönderdik. Kibirlendiler ve zaten büyüklük taslayan bir topluluktular.
Diyanet İşleri
Firavun'a ve ileri gelenlerine de(gönderdik). Onlar ise kibire kapıldılar ve ululuk taslayan bir kavim oldular.
Edip Yüksel
Firavun ve ileri gelen takımına… Ancak onlar büyüklendiler. Onlar küstah bir topluluk olmuştu.
Elmalılı Hamdi Yazır
Firavun'a ve ileri gelenlerine de (gönderdik). Bunun üzerine onlar kibire kapıldılar ve ululuk taslayan zorba bir kavim oldular.
Erhan Aktaş
Firavun ve melelerine*. Ancak onlar kibirlendiler. Büyüklük taslayan bir toplum oldular.
Hakkı Yılmaz
(45,46)Sonra da Mûsâ ve kardeşi Hârûn'u âyetlerimizle/ alâmetlerimizle/ göstergelerimizle ve apaçık bir güç ile Firavun'a ve ileri gelenlerine gönderdik/elçi yaptık. Bunun üzerine kendilerinin büyüklüğüne inandılar ve ululuk taslayan bir toplum oldular.
Muhammed Esed
Firavun ve onun seçkinler çevresine gönderdik; fakat bunlar büyüklük tasladılar; zaten (oldum olası) kendilerini büyük gören bir toplumdu bunlar.
Mustafa İslamoğlu
Firavun ve onun önde gelen çevresine gönderdik; çünkü onlar büyüklük taslamıştılar; zaten öteden beri hep tepeden bakan bir güruhtular.
Suat Yıldırım
45, 46. Sonra da Mûsa ile kardeşi Hârun'u âyetlerimizle ve apaçık delille Firavun ile ileri gelen yardımcılarına gönderdik. Onlar da hakkı kabulden kibirlendiler. Zaten onlar kendilerini çok büyük gören bir zümre idi.
Süleyman Ateş
Fir'avn'e ve ileri gelen adamlarına. Onlar büyüklük tasladılar ve böbürlenen bir topluluk oldular.
Şaban Piriş
Firavuna ve çevresine. Ama onlar, büyüklendiler, zaten mağrur bir kavim idiler.
Yaşar Nuri Öztürk
Firavun'a ve kodamanlarına. Ancak kibre saptılar, çünkü kendilerini büyük gören bir topluluktu onlar.
Edip-Layth-Martha
To Pharaoh and his entourage. But they became arrogant, for they were a high and mighty people.
Muhammad Asad
unto Pharaoh and his great ones;* but these behaved with arrogance, for they were people wont to glorify [only] themselves.
Rashad Khalifa
To Pharaoh and his elders, but they turned arrogant. They were oppressive people.,
The Monotheist Group
To Pharaoh and his commanders. But they became arrogant, for they were a high and mighty people.