Muminun Sûresi53. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (9 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فتقطعوا | ق ط عGŦA | feteḳaTTaǔ | fakat parçalayıp ayırdılar | But they cut off |
| 2 | أمرهم | ا م رEMR | emrahum | işlerini | their affair (of unity) |
| 3 | بينهم | ب ي نBYN | beynehum | aralarında | between them |
| 4 | زبرا | ز ب رZBR | zuburan | Kitaplara | (into) sects, |
| 5 | كل | ك ل لKLL | kullu | her | each |
| 6 | حزب | ح ز بḪZB | Hizbin | gurup | faction |
| 7 | بما | — | bimā | bulunanla | in what |
| 8 | لديهم | — | ledeyhim | kendi yanında | they have |
| 9 | فرحون | ف ر حFRḪ | feriHūne | sevinmektedir | rejoicing. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فتقطعوا امرهم بينهم زبرا كل حزب بما لديهم فرحون
Arapça (Harekeli)
فَتَقَطَّعُوا أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ زُبُرًا كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ
Transliterasyon
Fe tekattaû emrehum beynehum zuburâ(zuburan), kullu hızbin bimâ ledeyhim ferihûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Fataqa<span class="u">tt</span>aAAoo amrahum baynahumzuburan kullu <span class="u">h</span>izbin bim<span class="u">a</span> ladayhim fari<span class="u">h</span>oon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Fakat din husûsunda ayrıldılar ve ayrılanlar, kendi kitaplarından başka kitapları inkâr ettiler ve her bölük, kendi elindekine râzı oldu, onunla övünmiye koyuldu.
Ali Bulaç
Ancak onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitaplar halinde böldüler; her bir grup, kendi ellerinde olanla yetinip sevinmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Ama insanlar, aralarındaki inanç bağını keserek kendi aralarında parça parça oldular. Her grup kendilerinde bulunan ile sevinip böbürlenmektedirler.
Diyanet İşleri
Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedirler.
Edip Yüksel
Fakat, onlar işlerini çeşitli kitaplara ayırdılar. Her grup kendi yanında bulunandan hoşnut…
Elmalılı Hamdi Yazır
Derken insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip böbürlendi.
Erhan Aktaş
Sonra emirlerini* aralarında parça parça ettiler. Her bir grup kendine olanla yetinmektedir.
Hakkı Yılmaz
Sonra insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip böbürlenmektedir.
Muhammed Esed
Ama (sizi izlediklerini söyleyen toplumlar) aralarındaki bu birliği bozup parça parça oldular; her hizip (ancak) kendi benimsediği (öğretinin dar ve katı kalıpları) içinde rahat soluk alır oldu.
Mustafa İslamoğlu
Bu (emre) karşın, onlar aralarındaki birliği darmadağın edip (hakikati) parçaladılar: her hizip başladı elindeki (parçayla) övünmeye.
Suat Yıldırım
Ama peygamberleri izlediklerini iddia eden ümmetler fırkalara ayrılıp bölük bölük oldular. Her grup, kendilerine ait görüşten ötürü memnun ve mutludur.
Süleyman Ateş
Fakat işlerini aralarında parçalayıp, çeşitli Kitaplara ayırdılar. Her parti, kendi yanında bulunanla sevinmektedir.
Şaban Piriş
İşlerini aralarında bölük bölük ayırdılar. Her grup kendi yanında olanla ferahlıyor.
Yaşar Nuri Öztürk
Fakat onlar işlerini aralarında parçalayıp çeşitli kitaplara ayırdılar. Her hizip, yalnız kendi yanındakiyle sevinip övünmektedir.
Edip-Layth-Martha
But the affair was disputed between them into segments. Every group happy with what it had.*
Muhammad Asad
But they (who claim to follow you) have torn their unity wide asunder,* piece by piece, each group delighting in [but] what they themselves possess [by way of tenets].*
Rashad Khalifa
But they tore themselves into disputing factions; each party happy with what they have.,
The Monotheist Group
Butthe affair was disputed between them into segments. Every group happy with what it had.