Muminun Sûresi60. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (10 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | والذين | — | velleƶīne | ve onlar ki | And those who |
| 2 | يؤتون | ا ت يETY | yu'tūne | verirler | give |
| 3 | ما | — | mā | şeyi | what |
| 4 | آتوا | ا ت يETY | ātev | verdikleri | they give |
| 5 | وقلوبهم | ق ل بGLB | veḳulūbuhum | kalbleri | while their hearts |
| 6 | وجلة | و ج لVCL | veciletun | ürpererek | (are) fearful, |
| 7 | أنهم | — | ennehum | şüphesiz onlar | because they |
| 8 | إلى | — | ilā | to | |
| 9 | ربهم | ر ب بRBB | rabbihim | Rablerinin huzuruna | their Lord |
| 10 | راجعون | ر ج عRCA | rāciǔne | dönecekler | (will) return |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
والذين يوتون ما ءاتوا وقلوبهم وجلة انهم الى ربهم رجعون
Arapça (Harekeli)
وَالَّذِينَ يُؤْتُونَ مَا آتَوا وَّقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ أَنَّهُمْ إِلَى رَبِّهِمْ رَاجِعُونَ
Transliterasyon
Vellezîne yu’tûne mâ âtev ve kulûbuhum veciletun ennehum ilâ rabbihim râciûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wa<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>eena yu/toona m<span class="u">a</span><span class="u">a</span>taw waquloobuhum wajilatun annahum il<span class="u">a</span> rabbihim r<span class="u">a</span>jiAAoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Öyle kişilerdir onlar ki verecekleri neyse verirler ve yürekleri, şüphesiz olarak dönüp Rablerinin tapısına varacaklarını bildikleri için korkuyla dolar.
Ali Bulaç
Ve gerçekten Rablerine dönecekler diye, vermekte olduklarını kalpleri ürpererek verenler;
Bayraktar Bayraklı
Onlar ki Rablerinin huzuruna çıkacakları korkusuyla kalpleri titreyerek verirler.
Diyanet İşleri
Ve Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri çarparak yapanlar;
Edip Yüksel
Rab'lerine döneceklerinin bilincinde olarak verenler,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve, Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri titreyerek yapanlar;
Erhan Aktaş
Rabb’lerine döneceklerinin bilinciyle, derin bir saygı içinde vermeleri gerekenleri* verirler.
Hakkı Yılmaz
(57-61)Şüphesiz Rablerine duydukları derin hayranlık ve saygı sonucu O'ndan uzaklaşma korkusundan tir tir titreyen şu kimseler, Rablerinin âyetlerine inanan kimseler, Rablerine ortak tanımayan kimseler, şüphesiz kendileri, Rablerine dönecekler diye verdiklerini kalpleri ürpererek veren kimseler; işte onlar, iyiliklerde yarışanlardır ve iyilikler için önde gidenlerdir.
Muhammed Esed
sonunda Rablerine dönecekleri düşüncesi içinde kalpleri titreyerek vermeleri gerekeni verenler:
Mustafa İslamoğlu
en sonunda yine Rablerine döneceklerine inandıklarından, yüreklerinde tarifsiz bir ürperti duyarak vermeleri gerekeni verenler:
Suat Yıldırım
Rab'lerine dönüp hesaba çekileceklerinden, yaptıkları hayırları kalpleri titreyerek yapanlar.
Süleyman Ateş
Verdiklerini, Rablerinin huzuruna dönecekleri düşüncesiyle kalbleri korkudan ürpererek verirler.
Şaban Piriş
Rablerine dönecek oldukları için kalpleri çarparak vereceklerini verenler..
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar ki, verdiklerini, Rablerine dönecekleri için kalpleri ürpererek verirler;
Edip-Layth-Martha
They give of what they were given, and their hearts are full of reverence that they will return to their Lord.
Muhammad Asad
and who give whatever they [have to] give* with their hearts trembling at the thought that unto their Sustainer they must return:
Rashad Khalifa
As they give their charities, their hearts are fully reverent. For they recognize that they will be summoned before their Lord,,
The Monotheist Group
Andthey give of what they were given, and their hearts are full of reverence that they will return to their Lord.