Furkan Sûresi15. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (13 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قل | ق و لGVL | ḳul | de ki | Say, |
| 2 | أذلك | — | eƶālike | bu mu? | """Is that" |
| 3 | خير | خ ي رḢYR | ḣayrun | daha iyi | better |
| 4 | أم | — | em | yoksa | or |
| 5 | جنة | ج ن نCNN | cennetu | cennet (mi?) | Garden |
| 6 | الخلد | خ ل دḢLD̃ | l-ḣuldi | ebedi | (of) Eternity, |
| 7 | التي | — | lletī | which | |
| 8 | وعد | و ع دVAD̃ | vuǐde | va'dedilen | is promised |
| 9 | المتقون | و ق يVGY | l-mutteḳūne | muttakilere | (to) the righteous? |
| 10 | كانت | ك و نKVN | kānet | olan | It will be |
| 11 | لهم | — | lehum | onlar için | for them |
| 12 | جزاء | ج ز يCZY | cezā'en | mükafat | a reward |
| 13 | ومصيرا | ص ي رṦYR | ve meSīran | ve varış yeri | and destination. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
قل اذلك خير ام جنة الخلد التى وعد المتقون كانت لهم جزاء ومصيرا
Arapça (Harekeli)
قُلْ أَذَلِكَ خَيْرٌ أَمْ جَنَّةُ الْخُلْدِ الَّتِي وُعِدَ الْمُتَّقُونَ كَانَتْ لَهُمْ جَزَاءً وَمَصِيرًا
Transliterasyon
Kul e zâlike hayrun em cennetul huldilletî vuidel muttekûn|e|, kânet lehum cezâen ve masîrâ(masîren).
Transliteration (Eng.)
Qul a<span class="u">tha</span>lika khayrun am jannatualkhuldi allatee wuAAida almuttaqoona k<span class="u">a</span>nat lahum jaz<span class="u">a</span>anwama<span class="u">s</span>eer<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
De ki: Bu mu daha hayırlıdır, yoksa çekinenlere vaadedilen ebedîlik cenneti mi? Bu, onlara bir mükâfattır ve dönüp varacakları yer.
Ali Bulaç
De ki: "Bu mu daha hayırlı, yoksa takva sahiplerine va'dedilen ebedi cennet mi? Ki onlar için bir mükafat ve son duraktır."
Bayraktar Bayraklı
De ki: “Bu mu daha iyi, yoksa takvâ sahiplerine vaad edilen sürelilik cenneti mi? Orası, onlar için bir ödül ve bir varış yeridir.”
Diyanet İşleri
De ki: Bu mu daha iyi, yoksa takva sahiplerine vadedilen ebedilik cenneti mi? Orası, onlar için bir mükâfat ve (huzura kavuşacakları) bir varış yeridir.
Edip Yüksel
De ki: "Bu mu, yoksa erdemlilere bir karşılık ve dönüş yeri olarak söz verilmiş ebedi bahçe mi daha iyi?"
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: Bu mu daha iyi, yoksa takva sahiplerine vaad olunan ebedilik cenneti mi? Çünkü orası, onlar için bir mükafattır ve bir varış yeridir.
Erhan Aktaş
De ki: “ Bu mu daha hayırlıdır, yoksa takva sahipleri için bir ödül olan, dönüş yeri olarak söz verilen süresiz Cennet mi?”
Hakkı Yılmaz
De ki: “Karşılık ve gidilecek bir yer olarak bu mu daha iyidir yoksa Allah'ın koruması altına girmiş kişilere söz verilen sonsuzluk cenneti mi?”
Muhammed Esed
De ki: "(Şimdi söyleyin,) bu mu daha hayırlı, yoksa Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlara bir mükafat ve yerleşme yeri olarak vaad edilen ebedî cennet mi?
Mustafa İslamoğlu
De ki: "Ee, şimdi bu mu hayırlı, yoksa takva sahiplerine vaad edilen ebedi cennet mi? Ki o bir ödül ve bir son duraktır.
Suat Yıldırım
De ki: “Bu mu iyi, yoksa takvâ ehline vâd olunan ebedî cennet mi? ”Orası onlar için bir mükâfat ve pek güzel bir âkıbettir. [15, 48; 38, 53; 41, 28]
Süleyman Ateş
De ki: "Bu mu iyi, yoksa korunanlara va'dedilen ebedi cennet mi? O da onların mükafat ve sonucudur!"
Şaban Piriş
-Bu mu hayırlı, yoksa takva sahiplerine söz verilen ebedi cennet mi? Orası onlar için bir ödül ve son duraktır, de!
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Bu mu daha iyi, yoksa korunanlara vaat edilen o sonsuzluk cenneti mi? O cennet de bu korunanların ödülü ve dönüş yeridir."
Edip-Layth-Martha
Say, "Is that better or the Paradise of eternity that the righteous have been promised?" It is their reward and destiny.
Muhammad Asad
Say: Which is better - that, or the paradise of life abiding which has been promised to the God-conscious as their reward and their journey's end
Rashad Khalifa
Say, "Is this better or the eternal Paradise that is promised for the righteous? It is their well deserved reward; a well deserved destiny.",
The Monotheist Group
Say: "Is that better or the garden of eternity that the righteous have been promised?" It is their reward and destiny.