Furkan Sûresi19. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (15 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فقد | — | feḳad | işte | """So verily," |
| 2 | كذبوكم | ك ذ بKZ̃B | keƶƶebūkum | sizi yalanladılar | they deny you |
| 3 | بما | — | bimā | şeyler | in what |
| 4 | تقولون | ق و لGVL | teḳūlūne | dedikleriniz | you say, |
| 5 | فما | — | femā | artık | so not |
| 6 | تستطيعون | ط و عŦVA | testeTīǔne | gücünüz yetmez | you are able |
| 7 | صرفا | ص ر فṦRF | Sarfen | (azabı) geri çevirmeğe | (to) avert |
| 8 | ولا | — | ve lā | ne de | and not |
| 9 | نصرا | ن ص رNṦR | neSran | yardım bulabilirsiniz | "(to) help.""" |
| 10 | ومن | — | ve men | ve kim | And whoever |
| 11 | يظلم | ظ ل مƵLM | yeZlim | zulmederse | does wrong |
| 12 | منكم | — | minkum | sizden | among you, |
| 13 | نذقه | ذ و قZ̃VG | nuƶiḳhu | ona taddırırız | We will make him taste |
| 14 | عذابا | ع ذ بAZ̃B | ǎƶāben | bir azab | a punishment |
| 15 | كبيرا | ك ب رKBR | kebīran | büyük | great. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فقد كذبوكم بما تقولون فما تستطيعون صرفا ولا نصرا ومن يظلم منكم نذقه عذابا كبيرا
Arapça (Harekeli)
فَقَدْ كَذَّبُوكُم بِمَا تَقُولُونَ فَمَا تَسْتَطِيعُونَ صَرْفًا وَلَا نَصْرًا وَمَن يَظْلِم مِّنكُمْ نُذِقْهُ عَذَابًا كَبِيرًا
Transliterasyon
Fe kad kezzebûkum bimâ tekûlûne fe mâ testetîûne sarfan ve lâ nasrâ(nasran), ve men yazlım minkum nuzıkhu azâben kebîrâ(kebîren).
Transliteration (Eng.)
Faqad ka<span class="u">thth</span>abookum bim<span class="u">a</span>taqooloona fam<span class="u">a</span> tasta<span class="u">t</span>eeAAoona <span class="u">s</span>arfan wal<span class="u">a</span>na<span class="u">s</span>ran waman ya<span class="i"><span class="u">th</span></span>lim minkum nu<span class="u">th</span>iqhuAAa<span class="u">tha</span>ban kabeer<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Gerçekten de söylediklerinizi reddedip yalanlar sizi ve sizden ne azâbı gidermeye güçleri yeter, ne size yardıma kudretleri var. Ve sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tattırırız.
Ali Bulaç
"İşte (ilahlarınız) sizin söylediklerinizi yalanladılar; bundan böyle (azabı) ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yardıma. Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azap taddırırız."
Bayraktar Bayraklı
İşte, tanrı dedikleriniz de sizi yalanladılar. Artık ne azabı geri çevirmeye gücünüz yeter, ne de bir yardım bulabilirsiniz! İçinizden, haksızlık eden kimseye büyük bir azap tattırırız.
Diyanet İşleri
(Bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle denir:) İşte (taptıklarınız), söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar. Artık ne (azabınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardım temin edebilirsiniz. İçinizden zulmedenlere büyük bir azap tattıracağız!
Edip Yüksel
Onlar sizin bu söylediklerinizi yalanlamış bulunuyorlar. Siz ne veto edebilir, ne de yardım edebilirsiniz. Hatta sizden zulmeden olursa ona da büyük bir azap tattırırız.
Elmalılı Hamdi Yazır
(Bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle denilir.) İşte (taptıklarınız) sizi söylediklerinizde yalancı çıkardılar. Artık ne (azabınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardıma çare bulabilirsiniz ve içinizden kim zulmederse, ona büyük bir azab tattıracağız.
Erhan Aktaş
İşte onlar* söylediklerinizden dolayı sizi yalanladılar. Artık uzaklaştırmaya* ve yardım almaya güç yettiremezsiniz. Ve sizden kim haksızlık etmişse ona büyük azabı tattıracağız.
Hakkı Yılmaz
İşte taptıklarınız sizi söylediklerinizde yalanladılar. Artık geri çevirmeye ve bir yardıma güç yetiremezsiniz. Ve sizden kim şirk koşarak yanlış; kendi zararına iş yaparsa, Biz ona büyük bir azabı tattıracağız.
Muhammed Esed
(Bunun üzerine, Allah da, müşriklere): "İşte (sizin tanrı yerine koyduğunuz kimseler, geçmişte) ileri sürdüğünüz iddiaların yalan olduğunu ortaya koydular" diyecek, "artık ne (hak ettiğiniz azabı) savuşturabilirsiniz, ne de kendinize bir destek bulabilirsiniz! Çünkü içinizden her kim (böyle bir) kötülük işlemişse, ona büyük bir azap tattıracağız!"
Mustafa İslamoğlu
Bunun üzerine (Allah şirk koşanlara şöyle demişti): "Doğrusu o (tanrılık yakıştırdıklarınız), söylediklerinizin tümünde sizin yalancı olduğunuzu ortaya çıkarıyorlar. Artık ne (cezayı) atlatmaya mecaliniz yeter, ne de yardım almaya: zira sizden her kim (hakikati) tersyüz ederse, ona büyük bir azap tattıracağız.
Suat Yıldırım
“İşte gördünüz a! ” denir o müşriklere, “Taptığınız nesneler söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar. Artık ne azabı savmaya, ne yardım temin etmeye çare bulamazsınız. ”(İşte ey bütün insanlar! Bilin ki: ) İçinizden kim bu şirk koşma zulmünü işlerse, ona büyük bir azap tattıracağız. *
Süleyman Ateş
(Bu kez hitap, bunlara tanrı diye tapanlara yönelir.) İşte (tanrı) dedikleriniz de sizi yalanladılar. Artık ne (azabı geri) çevirmeğe gücünüz yeter, ne de (kendinize) bir yardım bulabilirsiniz! Sizden kim zulmederse ona büyük bir azab taddırırız.
Şaban Piriş
İşte söyledikleriniz de sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı defetmeye de yardım etmeye de gücünüz yetmez. Sizden zalimlik edenlere büyük azabı tattırırız.
Yaşar Nuri Öztürk
İşte haklarında söz söyledikleriniz de sizi yalanladılar. Artık ne azabı savabilirsiniz ne de yardımcı olabilirsiniz. Zulmedenlerinize zorlu bir azap tattıracağız.
Edip-Layth-Martha
They have refuted what you claimed, so you will not find any excuse nor any victor. Whosoever has done wrong among you, We will let him taste a great retribution.
Muhammad Asad
[Thereupon God will say:] And now, they [whom you regarded as divine] have given the lie to all your [past] assertions, and you can neither ward off [your punishment] nor obtain any succour! For, whoever of you has committed [such] evil, him shall We cause to taste great suffering!"
Rashad Khalifa
They have disbelieved in the message you have given them, and, consequently, you can neither protect them from the retribution they have incurred, nor can you help them in any way. Anyone among you who commits evil, we will commit him to severe retribution.,
The Monotheist Group
They have refuted what you claimed, so you will not find any excuse nor any victor. And whoever has done wrong among you, We will let him taste a great retribution.