Furkan Sûresi53. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (15 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1وهوve huveve OAnd He
2الذيlleƶī(is) the One Who
3مرجم ر جMRCmeracebirbirine salmıştır(has) released
4البحرينب ح رBḪRl-beHrayniiki denizithe two seas
5هذاhāƶābu[this] (one)
6عذبع ذ بAZ̃Bǎƶbuntatlıpalatable
7فراتف ر تFRTfurātunsusuzluğu gidericiand sweet
8وهذاve hāƶāve buand [this] (one)
9ملحم ل حMLḪmilHuntuzlusalty
10أجاجا ج جECCucācunve acıdır(and) bitter,
11وجعلج ع لCALve ceǎleve koymuşturand He has made
12بينهماب ي نBYNbeynehumāikisinin arasınabetween them
13برزخاberzeḣenbir engela barrier
14وحجراح ج رḪCRve Hicranve bir perdeand a partition
15محجوراح ج رḪCRmeHcūrankavuşmalarına engelforbidden.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

وهو الذى مرج البحرين هذا عذب فرات وهذا ملح اجاج وجعل بينهما برزخا وحجرا محجورا

Arapça (Harekeli)

وَهُوَ الَّذِي مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ هَذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهَذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَّحْجُورًا

Transliterasyon

Ve huvellezî meracel bahreyni hâzâ azbun furâtun ve hâzâ milhun ucâc(ucâcun), ve ceale beynehumâ, berzehan ve hıcran mahcûrâ(mahcûran).

Transliteration (Eng.)

Wahuwa alla<span class="u">th</span>ee maraja alba<span class="u">h</span>raynih<span class="u">atha</span> AAa<span class="u">th</span>bun fur<span class="u">a</span>tun wah<span class="u">atha</span> mil<span class="u">h</span>unoj<span class="u">a</span>jun wajaAAala baynahum<span class="u">a</span> barzakhan wa<span class="u">h</span>ijranma<span class="u">h</span>joor<span class="u">a</span><span class="b">n</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve öyle bir mâbuttur o ki iki denizi akıtmıştır; bu, tatlı ve içilecek sudur ve şu, tuzlu ve acı su ve aralarında da bir sınır, birbirlerine karışmalarına imkân bulunmayan bir engel halk etmiştir.

Ali Bulaç

İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.

Bayraktar Bayraklı

Birinin suyu tatlı ve serinletici, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip, aralarında da karışmalarını önleyen bir perde koyan, Allah'tır.

Diyanet İşleri

Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O'dur.*

Edip Yüksel

O, iki denizi salmıştır; bu taze ve tatlıdır, şu tuzlu ve acıdır. Her ikisinin arasına, karışmalarını engelleyen sağlam bir engel koymuştur.*

Elmalılı Hamdi Yazır

Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir serhat koyan O'dur.

Erhan Aktaş

Ve iki denizi serbest bırakan O’dur; biri lezzetli ve tatlı, diğeri tuzlu ve acı. Aralarına bir perde koydu. Birbirlerine karışmalarını engelledi.

Hakkı Yılmaz

Ve O, iki denizi salıverendir; şu su, tatlı ve susuzluğu giderici, şu da tuzlu ve acıdır. Ve O, aralarına bir engel ve yasak koyandır.

Muhammed Esed

İKİ BÜYÜK su kütlesini -ki bunlardan biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acıdır- birbirine salıveren ve ikisinin arasına bir engel, karışmalarını önleyen bir perde koyan O'dur.

Mustafa İslamoğlu

Hem iki denizi birbirine salan, hem de biri tatlı-susuzluğu giderici ve diğeri tuzlu-acı olduğu halde bu ikisi arasına karışmalarını önleyici (görünmez) bir perde ve aşılmaz bir engel koyan yine O'dur.

Suat Yıldırım

Biri tatlı, susuzluğu giderici, öbürü tuzlu ve acı iki denizi salıveren, birbirine karışmadan akıtan; fakat aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O'dur. [27, 61; 55, 19-21]

Süleyman Ateş

O, iki denizi birbirine salmıştır. Bu tatlı, susuzluğu giderici; bu tuzlu ve acıdır. Ve ikisinin arasına birbirine kavuşmalarına engel olan bir perde koymuştur (hiç birbirine kavuşmazlar).

Şaban Piriş

Birinin suyu tatlı ve iç açıcı, ötekinin ki tuzlu olan iki denizi birbirine katan Odur. İkisinin arasına bir engel, aşılmayan bir sınır koymuştur.

Yaşar Nuri Öztürk

İki denizi birbiri üstüne salan O'dur. Bu, tatlı ve yürek ferahlatıcı; şu, tuzlu ve acı. Ve ikisinin arasında bir berzah, geçişi engelleyen bir perde koymuştur.

Edip-Layth-Martha

He is the One who merges the two bodies of water. This is fresh and palatable and this is salty and bitter. He made between them a partition and an inviolable barrier.*

Muhammad Asad

AND HE it is who has given freedom of movement to the two great bodies of water –* the one sweet and thirst-allaying, and the other salty and bitter - and yet has wrought between them a barrier and a forbidding ban.*

Rashad Khalifa

He is the One who merges the two seas; one is fresh and palatable, while the other is salty and undrinkable. And He separated them with a formidable, inviolable barrier (evaporation).,

The Monotheist Group

AndHe is the One who merges the two seas; this is fresh and palatable and this is salty and bitter. And He made between them a partition and an inviolable enclosure.