Şuara Sûresi96. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (4 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1قالواق و لGVLḳālūderler kiThey (will) say
2وهمvehumonlarwhile they
3فيهاfīhāoradain it
4يختصمونخ ص مḢṦMyeḣteSimūneçekişerek(are) disputing,

Mealler

Arapça (Harekesiz)

قالوا وهم فيها يختصمون

Arapça (Harekeli)

قَالُوا وَهُمْ فِيهَا يَخْتَصِمُونَ

Transliterasyon

Kâlû ve hum fîhâ yahtesımûn|e|.

Transliteration (Eng.)

Q<span class="u">a</span>loo wahum feeh<span class="u">a</span> yakhta<span class="u">s</span>imoon<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Orada birbirleriyle çekişerek derler ki.

Ali Bulaç

Orada birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki:

Bayraktar Bayraklı

(96-102) Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: “Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi âlemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır. Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak.”

Diyanet İşleri

Orada birbirleriyle çekişerek şöyle derler:

Edip Yüksel

Orada çekişerek şöyle konuşacaklar:

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:

Erhan Aktaş

Onlar, orada birbirleriyle çekişerek diyecekler ki:

Hakkı Yılmaz

(96-102)Onlar, onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki: “Vallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içinde idik. Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk. Ve bizi yalnızca o günahkârlar saptırdı. Artık bizim için yardımcılardan, torpilcilerden hiçbir kimse ve candan bir yardımcı, yol gösterici, koruyucu yakın yoktur. Ah keşke bizim için bir geri dönüş olsaydı da biz de mü’minlerden olsaydık!”

Muhammed Esed

O Gün orada onlar, birbirlerini suçlayarak derler ki:

Mustafa İslamoğlu

Onlar orada birbirleriyle atışırken şöyle derler:

Suat Yıldırım

96, 97, 98, 99, 100, 101, 102. Orada putlarıyla çekişirken şöyle derler “Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık içinde imişiz! ”“Çünkü biz sizi Rabbülâlemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mücrimler oldu. “Şimdi artık ne şefaatçimiz var bizim, ne candan bir dostumuz! ” “Ah! Ne olurdu, imkân olsa da dünyaya bir dönsek ve müminlerden olsaydık! ” [36, 56; 40, 47; 7, 53; 38, 64]*

Süleyman Ateş

Onlar orada (putlarıyle) çekişerek derler ki:

Şaban Piriş

Orada, birbirleriyle çekişerek, şöyle derler.

Yaşar Nuri Öztürk

Onun içinde birbirleriyle çekişirlerken şöyle derler:

Edip-Layth-Martha

They said, while they were disputing therein:

Muhammad Asad

And there and then, blaming one another,* they [who had grievously sinned in life] will exclaim:

Rashad Khalifa

They will say as they feud therein,,

The Monotheist Group

They said, while they were disputing therein: