Neml Sûresi3. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (9 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | الذين | — | elleƶīne | o kimseler | Those who |
| 2 | يقيمون | ق و مGVM | yuḳīmūne | doğrulurlar | establish |
| 3 | الصلاة | ص ل وṦLV | S-Salāte | SaLâTe/Desteğe- | the prayer |
| 4 | ويؤتون | ا ت يETY | ve yu'tūne | ve verirler | and give |
| 5 | الزكاة | ز ك وZKV | z-zekāte | zekatı | zakah |
| 6 | وهم | — | ve hum | ve onlar | and they |
| 7 | بالآخرة | ا خ رEḢR | bil-āḣirati | ahirete | in the Hereafter |
| 8 | هم | — | hum | onlar | [they] |
| 9 | يوقنون | ي ق نYGN | yūḳinūne | kesin olarak inanırlar | believe with certainty. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
الذين يقيمون الصلوة ويوتون الزكوة وهم بالءاخرة هم يوقنون
Arapça (Harekeli)
الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُم بِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
Transliterasyon
Ellezîne yukîmûnes salâte ve yu’tûnez zekâte ve hum bil âhıreti hum yûkınûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Alla<span class="u">th</span>eena yuqeemoona a<span class="b">l</span><span class="u">ss</span>al<span class="u">a</span>tawayu/toona a<span class="b">l</span>zzak<span class="u">a</span>ta wahum bi<span class="b">a</span>l-<span class="u">a</span>khiratihum yooqinoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
O inananlara ki namazlarını kılarlar, zekâtlarını verirler ve onlardır âhirete adamakıllı inananlar.
Ali Bulaç
Ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman ederler.
Bayraktar Bayraklı
Onlar ki namazı kılarlar, zekâtı verirler ve âhirete de kesin olarak inanırlar.
Diyanet İşleri
Onlar ki, namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.
Edip Yüksel
Onlar ki namazı gözetirler, zekatı verirler ve ahiret konusunda da kuşkuları yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ki o (müminler) namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.
Erhan Aktaş
Onlar, salâtı ikame ederler, zekâtı verirler.* Onlar, ahirete kesin olarak inanırlar.
Hakkı Yılmaz
(1-3)Tâ/9, Sîn/60. Bunlar, salâtı ikame eden [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olma; toplumu aydınlatma kurumlarını oluşturan-ayakta tutan], zekâtı/vergiyi veren ve âhirete de kesin olarak inanan kişilerin ta kendileri olan mü’minler için doğru yol rehberi ve müjdeci olmak üzere Kur’ân'ın ve apaçık/açıklayıcı bir kitabın âyetleridir.
Muhammed Esed
o inananlar ki, salâtta devamlı ve duyarlıdırlar, arınmak için verirler ve ahirete de yürekten inanırlar!
Mustafa İslamoğlu
Onlar ki, namazı hakkını vererek kılarlar, arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli öderler; zira onlar, ahirete gönlü yatarak inananların ta kendisidirler.
Suat Yıldırım
O müminler ki namazı hakkıyla ifa eder, zekâtı verir ve âhirete kesin olarak iman ederler.
Süleyman Ateş
Onlar ki namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.
Şaban Piriş
Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.
Yaşar Nuri Öztürk
O müminler ki, namazı kılar, zekatı verirler. Ve ahirete tam bir biçimde inananlar da onlardır.
Edip-Layth-Martha
Those who hold the contact prayer, and contribute towards betterment, and regarding the Hereafter they are certain.
Muhammad Asad
who are constant in prayer and spend in charity:* for it is they, they who in their innermost are certain of the life to come!
Rashad Khalifa
Who observe the Contact Prayers (Salat), give the obligatory charity (Zakat), and they are, with regard to the Hereafter, absolutely certain.,
The Monotheist Group
Those who hold the contact prayer, and contribute towards purification, and regarding the Hereafter they are certain.