Neml Sûresi40. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (38 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قال | ق و لGVL | ḳāle | dedi ki | Said |
| 2 | الذي | — | lleƶī | bulunan | one who, |
| 3 | عنده | ع ن دAND̃ | ǐndehu | yanında | with him |
| 4 | علم | ع ل مALM | ǐlmun | bir ilim | (was) knowledge |
| 5 | من | — | mine | -tan | of |
| 6 | الكتاب | ك ت بKTB | l-kitābi | Kitap- | the Scripture, |
| 7 | أنا | — | enā | ben | """I" |
| 8 | آتيك | ا ت يETY | ātīke | sana getirebilirim | will bring it to you |
| 9 | به | — | bihi | onu | will bring it to you |
| 10 | قبل | ق ب لGBL | ḳable | önce | before |
| 11 | أن | — | en | [that] | |
| 12 | يرتد | ر د دRD̃D̃ | yertedde | sen kırpmadan | returns |
| 13 | إليك | — | ileyke | sana | to you |
| 14 | طرفك | ط ر فŦRF | Tarfuke | gözünü | "your glance.""" |
| 15 | فلما | — | felemmā | ne zaman ki | Then when |
| 16 | رآه | ر ا يREY | rāhu | onu görünce | he saw it |
| 17 | مستقرا | ق ر رGRR | musteḳirran | yerleşmiş | placed |
| 18 | عنده | ع ن دAND̃ | ǐndehu | yanında | before him, |
| 19 | قال | ق و لGVL | ḳāle | dedi ki | he said, |
| 20 | هذا | — | hāƶā | bu | """This" |
| 21 | من | — | min | -ndandır | (is) from |
| 22 | فضل | ف ض لFŽL | feDli | lutfu- | (the) Favor |
| 23 | ربي | ر ب بRBB | rabbī | Rabbimin | (of) my Lord, |
| 24 | ليبلوني | ب ل وBLV | līebluvenī | beni sınaması için | to test me |
| 25 | أأشكر | ش ك رŞKR | eeşkuru | şükür mü edeceğim? | whether I am grateful |
| 26 | أم | — | em | yoksa | or |
| 27 | أكفر | ك ف رKFR | ekfuru | inkar mı edeceğim? | I am ungrateful. |
| 28 | ومن | — | ve men | ve kim | And whoever |
| 29 | شكر | ش ك رŞKR | şekera | şükrederse | (is) grateful |
| 30 | فإنما | — | feinnemā | şüphesiz | then only |
| 31 | يشكر | ش ك رŞKR | yeşkuru | şükretmiştir | he is grateful |
| 32 | لنفسه | ن ف سNFS | linefsihi | kendisi için | for his own soul. |
| 33 | ومن | — | ve men | ve kim | And whoever |
| 34 | كفر | ك ف رKFR | kefera | inkar ederse | (is) ungrateful, |
| 35 | فإن | — | feinne | şüphesiz | then indeed, |
| 36 | ربي | ر ب بRBB | rabbī | Rabbim | my Lord |
| 37 | غني | غ ن يĞNY | ğaniyyun | zengindir | (is) Self-sufficient, |
| 38 | كريم | ك ر مKRM | kerīmun | kerimdir | "Noble.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
قال الذى عنده علم من الكتب انا ءاتيك به قبل ان يرتد اليك طرفك فلما رءاه مستقرا عنده قال هذا من فضل ربى ليبلونى ءاشكر ام اكفر ومن شكر فانما يشكر لنفسه ومن كفر فان ربى غنى كريم
Arapça (Harekeli)
قَالَ الَّذِي عِندَهُ عِلْمٌ مِّنَ الْكِتَابِ أَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَن يَرْتَدَّ إِلَيْكَ طَرْفُكَ فَلَمَّا رَآهُ مُسْتَقِرًّا عِندَهُ قَالَ هَذَا مِن فَضْلِ رَبِّي لِيَبْلُوَنِي أَأَشْكُرُ أَمْ أَكْفُرُ وَمَن شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّي غَنِيٌّ كَرِيمٌ
Transliterasyon
Kâlellezî indehu ilmun minel kitâbi ene âtîke bihî kable en yertedde ileyke tarfuk|e|, fe lemmâ reâhu mustekırran indehu kâle hâzâ min fadlı rabbî, li yebluvenî e eşkur em ekfur|u|, ve men şekere fe innemâ yeşkuru li nefsih|î| ve men kefere fe inne rabbî ganiyyun kerîm(kerîmun).
Transliteration (Eng.)
Q<span class="u">a</span>la alla<span class="u">th</span>ee AAindahu AAilmunmina alkit<span class="u">a</span>bi an<span class="u">a</span> <span class="u">a</span>teeka bihi qabla anyartadda ilayka <span class="u">t</span>arfuka falamm<span class="u">a</span> ra<span class="u">a</span>humustaqirran AAindahu q<span class="u">a</span>la h<span class="u">atha</span> min fa<span class="u">d</span>lirabbee liyabluwanee aashkuru am akfuru waman shakara fa-innam<span class="u">a</span>yashkuru linafsihi waman kafara fa-inna rabbee ghaniyyun kareem<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Kitaba âit bir bilgiye sâhib olansa ben dedi, gözünü yumup açmadan onu getiririm sana. Derken baktı ki taht yanında durmada, onu görünce bu dedi, Rabbimin lûtfundan, ihsânından, şükür mü edeceğim, nankör mü olacağım, beni sınamak istiyor. Fakat şükreden, mutlaka kendisini faydalandırmış olur ve nankörlük edene gelince hiç şüphe yok ki Rabbim, kullarından müstağnîdir, onlara karşı lütuf ve kerem sâhibidir.
Ali Bulaç
Kendi yanında kitaptan ilmi olan biri dedi ki: "Ben, (gözünü açıp kapamadan) onu sana getirebilirim." Derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi ki: "Bu Rabbimin fazlındandır, O'na şükredecek miyim, yoksa nankörlük edecek miyim diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti). Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim Gani (hiçbir şeye ve kimseye ihtiyacı olmayan)dır, Kerim olandır.
Bayraktar Bayraklı
Kitaptan bir ilmi bulunan kimse, “Sen gözünü açıp kapamadan ben onu sana getirebilirim” dedi. Süleyman, tahtı yanına yerleşmiş görünce şöyle dedi: “Bu, Rabbimin lütfundandır. Kendisine şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim, diye beni denemek istiyor. Şükreden, kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, Rabbim hiçbir şeye muhtaç değildir, çok ikram sahibidir.”
Diyanet İşleri
Kitaptan (Allah tarafından verilmiş) bir ilmi olan kimse ise: Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm, dedi. (Süleyman) onu (melikenin tahtını) yanıbaşına yerleşmiş olarak görünce: Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur, nankörlük edene gelince, o bilsin ki, Rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, çok kerem sahibidir.*
Edip Yüksel
Kitap bilgisine sahip olan birisi de "Ben onu, gözünü kırpman için geçen süreden daha çabuk getirebilirim" dedi. Onu yanında duruyor görünce, "Bu Rabbimin bir lütfudur. Şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğimi sınıyor. Şükreden kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de, bilsin ki benim Rabbim Zengindir, Şereflidir" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kitaptan ilmi olan kimse ise, "Gözünü açıp kapamadan, ben onu sana getiririm" dedi. (Süleyman) onu (Melike'nin tahtını) yanıbaşına yerleşivermiş görünce, "Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, o bilsin ki Rabbim müstağnidir, çok kerem sahibidir."
Erhan Aktaş
Kitaptan yanında bir bilgi bulunan kimse: “Göz açıp kapayıncaya kadar onu sana getiririm.” dedi. Süleyman, onun yanı başında durduğunu görünce: “Bu Rabb’imin lütfundandır; şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak içindir.” dedi. Ve kim şükrederse kendisi için şükretmiş olur, kim de nankörlük ederse, bilsin ki Rabb’im Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan’dır, Cömerttir.
Hakkı Yılmaz
Kitap'tan yanında bilgi olan kimse: “Ben onu sana bakışın kendine dönmeden önce getiririm”* dedi. Sonra Süleymân Melike'nin tahtını yanında durur bir hâlde görünce: “Bu, kendime verilen nimetlerin karşılığını ödeyecek miyim, yoksa iyilikbilmezlik mi edeceğim diye beni belâlandırmak için Rabbimin fazlındandır. Ve kim kendisine verilen nimetlerin karşılığını öderse hiç şüphesiz kendisi için karşılığını öder. Kim de iyilikbilmezlik ederse, hiç şüphesiz ki Rabbim çok zengin ve kerîm'dir.”
Muhammed Esed
(Buna karşılık) vahiyle bilgilendirilmiş olan kişi: "Bana kalırsa" dedi, "ben onu, göz açıp kapayıncaya kadar sana getireceğim!" Ve onu gerçekten önünde görünce, "Benim şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü göstereceğim konusunda beni denemek üzere Rabbimin bahşettiği lütf(un bir belirtisi,) bu! Bununla birlikte (Allah'a) şükreden kişi, yalnızca kendi iyiliği için şükretmiş olur; nankörlük yapan kişi ise, (bilsin ki,) Rabbim hem sınırsız cömert hem de mutlak manada kendine yeterlidir!"
Mustafa İslamoğlu
Kendisinde vahiyden bir bilgi bulunan kimse "Ben" dedi, "sana onu gözünü açıp kapayıncaya kadar getiririm!" Derken, onu önünde kurulu bir biçimde görünce dedi ki: "Rabbimizin mahza bir lütfu bu; şükür mü nankörlük mü edeceğim diye beni sınıyor. Oysa ki şükreden kendi iyiliği için şükretmiş olur. Ama kim de nankörlük ederse, iyi bilsin ki Rabbim kendi kendine yetendir, (mahlukata karşı da) sınırsız cömerttir."
Suat Yıldırım
Ama nezdinde, kitaptan ilim olan bir zat da: “Ben, sen gözünü açıp kapamadan onu getirebilirim” derdemez, Süleyman, Kraliçenin tahtının yanıbaşında durduğunu görünce: “Bu, Rabbimin lütuflarındandır. Bu şükür mü edeceğim, yoksa nankörlerden mi olacağım? diye beni sınamak içindir. Şükreden sadece kendi lehine olarak şükreder. Nankörlük eden ise bilmelidir ki Rabbim onun şükründen müstağnidir, şükrüne ihtiyacı yoktur, ihsan ve keremi boldur. ” [41, 46; 30, 44; 14, 8]*
Süleyman Ateş
Yanında Kitaptan bir ilim bulunan kimse de: "Sen gözünü açıp yummadan ben onu sana getirebilirim." dedi. (Süleyman) tahtı yanına yerleşmiş görünce dedi ki: "Bu, Rabbimin lutfundandır. (Kendisine) şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak istiyor. Şükreden kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, Rabbim zengindir (onun şükrüne muhtaç değildir), kerimdir (çok ikram sahibidir,yücedir)."
Şaban Piriş
Kitaptan bir bilgiye sahip olan kimse ise:-Ben gözünü açıp kapayıncaya kadar onu sana getiririm, dedi. Süleyman o anda tahtı yanında görünce,-Bu Rabbimin lütfundandır. Şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü yapacağım diye beni deniyor. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükreder, kim de nankörlük ederse, Rabbim onun şükrüne muhtaç değildir. O çok cömerttir, dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Kendinde Kitap'tan bir ilim olan kişi de şöyle dedi: "Ben onu sana, gözünü açıp yumuncaya kadar getiririm." Derken Süleyman, tahtı, yanında kurulmuş görünce şöyle konuştu: "Rabbimin lütfundandır bu. Şükür mü edeceğim, nankörlük mü diye beni denemek istiyor. Esasında şükreden, kendisi lehine şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse bilsin ki, Rabbim Gani'dir, cömerttir."
Edip-Layth-Martha
One who had knowledge from the book said, "I will bring it to you before you blink." So when he saw it resting before him, he said, "This is from the grace of my Lord, so that He tests me whether I am thankful or whether I reject. As for he who is thankful, he is thankful for himself, and as for he who rejects, then my Lord is Rich, Bountiful."
Muhammad Asad
Answered he who was illumined by revela­tion:* [Nay,] as for me - I shall bring it to thee ere the twinkling of thy eye ceases!"* And when he saw it truly before him, he exclaimed:* This is [an outcome] of my Sustainer's bounty, to test me as to whether I am grateful or ungrateful!* However, he who is grateful [to God] is but grateful for his own good; and he who is ungrate­ful [should know that], verily, my Sustainer is self-sufficient, most generous in giving!"
Rashad Khalifa
The one who possessed knowledge from the book said, "I can bring it to you in the blink of your eye." When he saw it settled in front of him, he said, "This is a blessing from my Lord, whereby He tests me, to show whether I am appreciative or unappreciative. Whoever is appreciative is appreciative for his own good, and if one turns unappreciative, then my Lord is in no need for him, Most Honorable.",
The Monotheist Group
And one who had knowledge from the Book said: "I will bring it to you before you blink." So when he saw it resting before him, he said: "This is from the grace of my Lord, so that He tests me whether I am thankful or whether I reject. As for he who is thankful, he is thankful for himself, and as for he who rejects, then my Lord is Rich, Bountiful."