Kasas Sûresi44. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (13 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وما | — | ve mā | ve | And not |
| 2 | كنت | ك و نKVN | kunte | sen değildin | you were |
| 3 | بجانب | ج ن بCNB | bicānibi | tarafında | on (the) side |
| 4 | الغربي | غ ر بĞRB | l-ğarbiyyi | batı | western |
| 5 | إذ | — | iƶ | vakit | when |
| 6 | قضينا | ق ض يGŽY | ḳaDeynā | yaptığımız | We decreed |
| 7 | إلى | — | ilā | to | |
| 8 | موسى | — | mūsā | Musa'ya | Musa |
| 9 | الأمر | ا م رEMR | l-emra | o işi | the Commandment |
| 10 | وما | — | ve mā | ve | and not |
| 11 | كنت | ك و نKVN | kunte | değildin | you were |
| 12 | من | — | mine | -den | among |
| 13 | الشاهدين | ش ه دŞHD̃ | ş-şāhidīne | görenler- | the witnesses. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وما كنت بجانب الغربى اذ قضينا الى موسى الامر وما كنت من الشهدين
Arapça (Harekeli)
وَمَا كُنتَ بِجَانِبِ الْغَرْبِيِّ إِذْ قَضَيْنَا إِلَى مُوسَى الْأَمْرَ وَمَا كُنتَ مِنَ الشَّاهِدِينَ
Transliterasyon
Ve mâ kunte bi cânibil garbiyyi iz kadaynâ ilâ mûsel emre ve mâ kunte mineş şâhidîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wam<span class="u">a</span> kunta bij<span class="u">a</span>nibialgharbiyyi i<span class="u">th</span> qa<span class="u">d</span>ayn<span class="u">a</span> il<span class="u">a</span> moos<span class="u">a</span>al-amra wam<span class="u">a</span> kunta mina a<span class="b">l</span>shsh<span class="u">a</span>hideen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve Mûsâ'ya o emri verip takdîrimizi yerine getirdiğimiz zaman sen, ne batı tarafındaydın, ne de görüyordun onu.
Ali Bulaç
Musa'ya o işi (ilahi vahyi verip) gerçekleştirdiğimiz zaman, sen (Tur'un) batı yanında değildin ve (buna) şahid olanlardan da değildin.
Bayraktar Bayraklı
Mûsâ'ya emrimizi bildirdiğimiz zaman, sen, batı yönünde Mûsâ'yı bekleyenler arasında değildin, onu görenler arasında da yoktun.
Diyanet İşleri
(Resulüm!) Musa'ya emrimizi vahyettiğimiz sırada, sen batı yönünde bulunmuyordun ve (o hadiseyi) görenlerden de değildin.*
Edip Yüksel
Musa'ya emri ilettiğimiz zaman sen batı tarafında bulunmuyordun; sen tanık değildin.
Elmalılı Hamdi Yazır
(Resulüm!) Musa'ya emrimizi vahyettiğimiz sırada sen batı yönünde bulunmuyordun ve (o hadiseyi) görenlerden değildin.
Erhan Aktaş
Sen, Musa’ya o emri yerine getirdiğimizde batı tarafında* değildin. Ve sen, tanık olanlardan da değildin.
Hakkı Yılmaz
Ve Mûsâ'ya o emri gerçekleştirdiğimiz sırada sen batı yönünde değildin. Hazır bulunanlardan, görenlerden de değildin.
Muhammed Esed
İMDİ, (sana gelince, ey Muhammed,) Biz Musa'ya Yasamızı bildirirken sen o kutlu vadinin batı yamacında değildin; (o'nun devrinde olup bitenlere) şahit olan kimseler arasında da bulunmuyordun;
Mustafa İslamoğlu
Ve sen (Ey Peygamber)! Biz (vadinin bir yamacında) Musa'ya bu Emr'i bildirirken, sen vadinin öbür yamacında değildin; dolayısıyla (olan biteni oradan) izleyen tanıklardan da değildin.
Suat Yıldırım
Sen ise ey Resulüm, Mûsa'ya emrimizi vahyettiğimiz sırada sen o vâdinin batı tarafında bulunmuyordun. O devirde olup bitenlere şahit olanlardan da değildin. [3, 44; 12, 102; 11, 49]
Süleyman Ateş
Musa'ya o işi yaptığımız (yani kendisine bildirmek istediğimiz işi ona vahyettiğimiz) vakit sen (Mukaddes Vadinin) batı tarafında değildin, (o hadiseyi) görenlerden de değildin.
Şaban Piriş
Musaya emir verdiğimizde sen batı tarafında değildin. Gözünle de görmedin.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz Musa'ya o emri vahyettiğimizde, sen batı tarafında değildin; olayı izleyenlerden de değildin.
Edip-Layth-Martha
You were not on the western slope when We decreed the command to Moses. You were not a witness.
Muhammad Asad
NOW [as for thee, O Muhammad,] thou wert not present on the sunset slope [of Mount Sinai] when We imposed the Law upon Moses, nor wert thou among those who witnessed [his times]:*
Rashad Khalifa
You were not present on the slope of the western mount, when we issued the command to Moses; you were not a witness.,
The Monotheist Group
And you were not on the western slope when We decreed the command to Moses. You were not a witness.