Kasas Sûresi46. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (20 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وما | — | ve mā | ve | And not |
| 2 | كنت | ك و نKVN | kunte | sen değildin | you were |
| 3 | بجانب | ج ن بCNB | bicānibi | yanında | at (the) side |
| 4 | الطور | ط و رŦVR | T-Tūri | Tur'un | (of) the Tur |
| 5 | إذ | — | iƶ | zaman | when |
| 6 | نادينا | ن د وND̃V | nādeynā | seslendiğimiz | We called. |
| 7 | ولكن | — | velākin | fakat | But |
| 8 | رحمة | ر ح مRḪM | raHmeten | bir rahmet olarak | (as) a mercy |
| 9 | من | — | min | -nden | from |
| 10 | ربك | ر ب بRBB | rabbike | Rabbi- | your Lord |
| 11 | لتنذر | ن ذ رNZ̃R | litunƶira | uyarasın diye | so that you warn |
| 12 | قوما | ق و مGVM | ḳavmen | toplumu | a people |
| 13 | ما | — | mā | not | |
| 14 | أتاهم | ا ت يETY | etāhum | kendilerine gelmemiş olan | (had) come to them |
| 15 | من | — | min | hiç | any |
| 16 | نذير | ن ذ رNZ̃R | neƶīrin | bir uyarıcı | warner |
| 17 | من | — | min | before you | |
| 18 | قبلك | ق ب لGBL | ḳablike | senden önce | before you |
| 19 | لعلهم | — | leǎllehum | belki | so that they may |
| 20 | يتذكرون | ذ ك رZ̃KR | yeteƶekkerūne | düşünüp öğüt alırlar | remember. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وما كنت بجانب الطور اذ نادينا ولكن رحمة من ربك لتنذر قوما ما اتىهم من نذير من قبلك لعلهم يتذكرون
Arapça (Harekeli)
وَمَا كُنتَ بِجَانِبِ الطُّورِ إِذْ نَادَيْنَا وَلَكِن رَّحْمَةً مِّن رَّبِّكَ لِتُنذِرَ قَوْمًا مَّا أَتَاهُم مِّن نَّذِيرٍ مِّن قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ
Transliterasyon
Ve mâ kunte bi cânibit tûri iz nâdeynâ, ve lâkin rahmeten min rabbike li tunzire kavmen mâ etâhum min nezîrin min kablike leallehum yetezekkerûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wam<span class="u">a</span> kunta bij<span class="u">a</span>nibi a<span class="b">l</span><span class="u">tt</span>oorii<span class="u">th</span> n<span class="u">a</span>dayn<span class="u">a</span> wal<span class="u">a</span>kin ra<span class="u">h</span>matanmin rabbika litun<span class="u">th</span>ira qawman m<span class="u">a</span> at<span class="u">a</span>hum minna<span class="u">th</span>eerin min qablika laAAallahum yata<span class="u">th</span>akkaroon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Nidâ ettiğimiz zaman Tur tarafında da değildin; fakat senden önce kendilerine bir peygamber gelmeyen topluluğu, belki ibret alırlar, öğüt dinlerler diye korkutmak için Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin.
Ali Bulaç
(Musa'ya) Seslendiğimiz zaman da, sen Tur'un yanında değildin. Ancak Rabbinden bir rahmet olmak üzere senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için (gönderildin). Umulur ki, öğüt alıp düşünürler diye.
Bayraktar Bayraklı
Sen, Mûsâ'ya seslendiğimiz zaman Tûr'un yanında da değildin. Senden önce kendilerine uyarıcı gelmeyen bir toplumu uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin; belki düşünürler.
Diyanet İşleri
(Musa'ya) seslendiğimiz zaman da, sen Tur'un yanında değildin. Bilakis, senden önce kendilerıne uyarıcı (peygamber) gelmeyen bir kavmi uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak (orada geçenleri sana bildirdik); ola ki düşünüp öğüt alırlar.*
Edip Yüksel
(Musa'ya) Seslendiğimizde Tur'un yamacında da bulunmuyordun. Ancak, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak (sana bilgi veriyoruz); belki öğüt alırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
(Musa'ya) seslendiğimiz zaman da, Tûr'un yanında değildin. Bilakis senden önce kendilerine uyarıcı (peygamber) gelmeyen bir kavmi uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak (orada geçenleri sana bildirdik), ola ki onlar düşünüp öğüt alırlar.
Erhan Aktaş
Ve seslendiğimiz zaman, Tur’un yanında da değildin. Fakat senden önce, kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman için, seni Rabb’inden bir rahmet olarak gönderdik. Umulur ki öğüt alırlar.
Hakkı Yılmaz
(46,47)Ve Biz, seslendiğimiz zaman, Tûr'un yanında da değildin. Tersine senden önce kendilerine uyarıcı/peygamber gelmeyen bir toplumu uyarman için ve kendi ellerinin yaptıklarından dolayı başlarına bir fenalık geldiğinde hemen, “Rabbimiz! Ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de, âyetlerine uysak ve mü’minlerden olsak” diyemesinler, onlar öğüt alsınlar diye Rabbinden bir rahmet olarak… orada geçenleri sana bildirdik, seni elçi olarak gönderdik.
Muhammed Esed
Evet, Biz (Musa'ya) seslendiğimiz zaman sen Sina Dağı'nın yamacında değildin; fakat (sen de, öteki elçiler gibi,) senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarasın diye Rabbinden bir rahmet aracı olarak (gönderildin) ki böylece belki (geçmişte olup bitenleri) düşünür (de Bizi) anarlar.
Mustafa İslamoğlu
Yine sen, Biz nida ettiğimizde (Sina) Dağı'nın yamacında da değildin; ve fakat senden önce uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarman için Rabbin tarafından rahmet olarak gönderildin; belki (sorumluluklarını) hatırlarlar.
Suat Yıldırım
Hem Biz Mûsa'ya seslendiğimiz zaman sen dağın yanında da değildin, fakat düşünüp ders alsınlar diye, daha önce kendilerini uyarmak üzere peygamber gelmemiş olan bir halkı uyarıp aydınlatman için, Rabbin tarafından bir rahmet eseri olarak seni resul yapıp orada cereyan eden şeyleri sana bildirdik. [26, 10; 79, 16; 19, 52]
Süleyman Ateş
(Musa'ya) ünlediğimiz zaman sen Tur'un yanında değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak (orada geçenleri sana bildirdik) ki senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan toplumu uyarasın; belki düşünüp öğüt alırlar.
Şaban Piriş
(Musaya) seslendiğimiz zaman Turun yakınında da değildin. Fakat bu kendilerine senden önce bir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu belki düşünürler diye uyarman için Rabbinden bir rahmettir.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve sen, biz seslendiğimizde Tur tarafında da değildin. Sen, senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarmak için Rabbinden bir rahmetsin. Bu sayede onların düşünüp öğüt almaları umuluyor.
Edip-Layth-Martha
Nor were you on the side of the mount when We called. But it is a mercy from your Lord, so that you may warn a people who received no warner before you, perhaps they may take heed.
Muhammad Asad
And neither wert thou present on the slope of Mount Sinai when We called out [to Moses]:* but [thou, too, art sent] as an act of thy Sustainer's grace, to warn people to whom no warner has come before thee, so that they might bethink themselves [of Us];
Rashad Khalifa
Nor were you on the slope of Mount Sinai when we called (Moses). But it is mercy from your Lord, (towards the people,) in order to warn people who received no warner before you, that they may take heed.,
The Monotheist Group
And nor were you on the side of the mount when We called. But it is a mercy from your Lord, so that you may warn a people who received no warner before you, perhaps they may take heed.